Camus'nün,Meursault gibi absürd bir evrende anlamsız bir şekilde mahkum edilmesi tam olarak 21.yy dünyasını anlatıyor.Camus,bu noktada insanın evrende anlam arayışının beyhude olduğunu ve varoluşun anlamsızlığını vurguluyor.
Tıpkı bizim gündelik yaşamda sıradan oluşan olaylar üzerinden olaylar üzerinden büyük bir felsefi tartışma yaratıyor.Hayatta her şeyin "saçma" olduğunu,ancak yine de yaşamaya değer olduğunu savunan Camus'nün, varoluşçuluğa karşı absürdizmi öne çıkardığı bir manifesto diyebiliriz Meursault, duygusal olarak "ölü" bir karakter olarak görünse de, Camus onu bir kahraman olarak sunar; çünkü o, gerçekleri olduğu gibi kabul eden ve bu gerçekleri değiştirmek için çabalamayan, saf bir bilinçtir.Tıpkı Camus gibi.Bu yüzden Yabancı, bir yabancının değil, aslında her birimizin hayatına dair bir hikayedir.
Kitabı bitirdikten sonra bize kalan en büyük soru "Hayatın anlamı gerçekten var mı,yoksa bu anlamı biz mi uyduruyoruz?" Sorusudur.