• Şayet aşktan önce ve aşktan sonra aynı insan olarak kalmışsak, yeterince sevmemişiz demektir.
    Nilüfer Devecigil
    Sayfa 127 - Doğan Kitap
  • Aşk, tehlikeye birlikte girmeye baş koymuş yolculara ihtiyaç duyar. Aşık kişi diğer aşığı arar yollarda. Bazen biri daha cesurdur, önemli değil.Niyettir önemli olan; bu yolculuğu beraber yapma niyeti.
    Nilüfer Devecigil
    Sayfa 130 - Doğan Kitap
  • Yaralarımız, ışığın içeri girdiği yerdir.
  • Ayrılık sularda nilüfer görürsün tutamazsın. Gülten Akın
  • https://youtu.be/ejyajnoPWEE

    SUSKUN

    Sus, kimseler duymasın.
    Duymasın ölürüm ha.
    Aydım yarı gecede Yeşil bir yağmur sonra...    Yağıyor yeşil.
    En uzak, o adsız ve kimselersiz,    O yitik yıldızda duyuyor musun?
    Bir stradivarius inler kendi kendine,    Yayı, reçinesi, köprüsü yeşil.
    Önce bendim diyor ve sonra benim...    Ölümsüz, güzel ve çetin.
    Ezgisidir dolaşan bütün evreni,Bilinen, bilinmeyen ıssızlıkları.
    Canımı, tüylerimi sarmada şimdi    Kendi rüzgarıyla vurgun...
    Sarıyor yeşil.
    Rüya, bütün çektigimiz.
    Rüya kahrım, rüya zindan.
    Nasıl da yılları buldu,Bir mısra boyu maceram...
    Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,    Bilmezler nasıl sevdik, İki yitik hasret,    İki parça can.
    Çatladı yüreği çakmaktaşının,    Ağıyor gök kuşaklarının serinliğinde    Çağlardır boğulmuş bir su...
    Ağıyor yeşil.
    Yivlerinde yeşil güller fışkırmış,    Susmuş bütün namlular...
    Susmuş dağ,Susmuş deniz.
    Dünya mışıl-mışıl,Uykular derin,    Yılan su getirir yavru serçeye,Kısır kadin, maviş bir kız doğurmuş, Memeleri bereketli ve serin... Sağıyor yeşil.  
     Aydım yarı gecede, Neron, çocuk kitaplarında çirkin bir surat, Ve Sezarsa, bir ad, yıkıntılarda.
    Ama hançer taşı sanki  Koca Kartaca!    Hani, kibrit suyu vermişlerdi üstüne  Bak nasıl alıyor, yigit,    Binlerce yıl da sonra    Alıyor yesil.
    Vurur dağın doruğundan    Atmacamın çalkara,    Yalın gölgesi.   
    Kuş vurmaz, tavşan almaz,    Ama aç, azgın  Köpek balıklarıydı parçaladığı    Bak, Tiber saygılı, suskun. Bak nilüfer dizisi zinciri.    Bunlar bukağısı, kolbağlarıdır, Cihanın ilk umudu, ilk sevgilisi,Ve ilk gerillası Spartakus'un. Susuyor yeşil.
    Sus, kimseler duymasın,    Duymasın, ölürüm ha.
    Aymışam yarı gece, Seni bulmuşam sonra.
    Seni, kaburgamın altın parçası.
    Seni, dişlerinde elma kokusu.
    Bir daha hangi ana doğurur bizi?
    Ruhum...Mısra çekiyorum, haberin olsun.  Çarşılarin en küçük meyhanesi bu,    Saçları yüzümde kardeş, çocuksu.    Derimizin altında o olüm namussuzu...
    Ve Ahmedin işi ilk rasgidiyor.
    İlktir dost elinin hançersizliği...
    Ağlıyor yeşil.                                 Ahmed ARİF
  • Son zamanlarda etrafımdaki insanlardan "Sosyolojiye dair bir şeyler okumak istiyorum ama nereden başlasam bilemiyorum. Bana bir şeyler önersene" şeklinde talepler alıyorum.
    İçimden diyorum ki: "İyi ki bu kitap var!"

    Bu kitap sosyoloji bilimini roman türünde anlatan, okuyan herkesin anlayabileceği dahası keyif alacağı hem de bilgi sahibi olacağı tek bir eser. Evet, ülkede henüz bunun gibi bir kitap daha yok.

    Sosyoloji biliminin ne olduğu ile başlayıp, ortaya çıkışı, tarihsel kökeni, amacı, önemi şeklinde bütün ince noktalara değiniyor. Daha sonra bilimin kurucularını, bilime katkı sağlayanları ve çağdaşları anlatıyor. Fakat tüm bunları Nilüfer isimli bir sosyoloji öğrencisinin hayatı üzerinden, onun gözlerinden, onun zihninden geçirerek yapıyor. Nilüfer ideal bir öğrenci, öğrenme aşkıyla tutuşan, merak eden, soran, sorgulayan!
    Aynı zamanda bir insan, sorunları var, çaresizlikleri var.

    Kitabın beni en çok etkileyen yönü sanırım bu oldu; sosyoloji bilimi ülkemizde ne yazık ki ne anlaşılmıştır ne de hak ettiği değeri görebilmiştir. Toplumdan ve insandan uzak tutulmuştur hep. Oysa sosyoloji demek toplum demek, insan demek. İşte bu kitap tam olarak bunu yapıyor, sosyoloji olduğu ve olması gerektiği yerde anlatıyor; toplumun içinde.

    Bir cuma gecesi başlayıp, çok rahat bir şekilde pazar günü akşam üzeri bitirebileceğiniz enfes bir kitap.
    Bitirdikten sonra sosyoloji ile birlikte kendinizi de keşfedeceksiniz.
  • Ne tuhaf değil mi? En yakınlarımıza kalbimizi açamıyoruz, sonra gidip bir yabancıya içimizi döküyoruz.  Nilüfer Kuyaş - Yok Adam