“Kolay olmasa bile , madem ki birbirlerini seviyorlar, özellikle bunun için bu evliliği bozmak gerekiyor.” Sonra birden bütün umutsuzluğunun, acısının taşıveren hamlesiyle bu kere o haykırarak : “Ama Yarabbi! Anlasanıza, ölüyorum. Onların gözümün önünde seviştiklerinden, gözümün önünde... Ben işkenceler içinde kıvranırken, onların mutluluğundan ölüyorum...”
Bu engellenememiş bir feryattı, bu feryattan sonra bütün kuvvetleri söndü, artık gizlenmeye kuvvet bulunamayan bir taşkınlıkla annesinin dizlerine atıldı ve hüngür hüngür, bu korkunç azapta ilk kez olarak bol bol, ağladı, ağladı...
Behlûl kendi kendisine diyordu ki: “Dikkat! İkinci düşüş hemen her zaman birinci düşüşten daha zor, daha naziktir. Birinci düşüşten sonra buhranlar, ıstıraplar, bütün bir kadını sizden kaçıran o şeyler vardır. Kadınlar genel olarak ikinci düşüşe engel olmakla ilk düşüşün günahını bağışlatmış olacaklarına inanırlar. Bu dönem sırasında onlara ya yeniden rastlantıyla sahip olmak ya da onlara karşı kayıtsız kalmak gerekir. Kadınlar izlendikçe rahattırlar. Sizin hâlâ onlarla meşgul olmanız, hâlâ onların arkasında koşmanız genel olarak kalplerinin ihtiyacını doyurmaya yeter; fakat kayıtsız kalmanızı asla bağışlamazlar ve o zaman o ilk düşüşten sonra onlar sizi izlerler.”