Leyla ile Mecnun
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
Eserimiz aslında iki kişiyi anlatmaktadır biri Fuzuli. Tabiki de kendine neden Fuzuli dendiğini çok önemli konu halinde işlemiştir; Dünyaya gelişi fuzuli olmayan bir kişinin gönlünden dökülen beyitlere, sözlere dem vuran ve her nefeste bize bunu yaşatan İskender Pala’ya ne kadar teşekkür etsek azdır elbet. Lakin böyle eserlerde divanda edebiyatında nirvana'ya ulaşmış Fuzuli’yi görmek ve şu an ki yetişen nesillere aktarmak tabi ki de taktir edilecek bir durumdur. İskender Pala gerçekten divan edebiyatını ve o dönemlere ait büyük şahsiyetleri kaleminde çok güzel anlatmaktadır. Her karakterde bir kez daha bizi yıllar öncesine götüren bir eser her beyitte gözlerden dökülen yaşlar... Kitabın temel konusunu ele almak gerekirse: bu kitap da “Mana’dan Madde’ye”, “Gönül’den Akıl’a”, “Soyut’tan Somut’a”, “Değer’den Değersiz’e” bir yol vardır ve akar gider. Ruhtan bedene gelen bir sevgi , ilgi ve malamayet... Hazine değerinde bilgileri 450 sene sonra tekrardan nakış nakış işlemek, tekrardan okuyucularına öğretmek için çabalamak gerçekten büyük özgüvendir bana göre.
1000Kitap
Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşkİskender Pala · Kapı Yayınları · 200423,5bin okunma
Puan vermedi·204 syf.·
2026 406. kitabı
Sokrates, İsa ve Buda bize yaşamayı öğretirler. (...) Onların mesajı bireyin gelişimine odaklanır. Başkasına saygı duyma, kendini tanıma, aşk ve özgürlük sunar. Dini bir temele dayandırılsa da, asla dogmatik değildir. Her zaman anlamlandırır ve sebebi ortaya koyar, ayrıca kalpten gelir. Frederic Lenoir Sokrates’in, İsa’nın ve Buda’nın yaşam biçimleri arasında güçlü benzerlikler vardır. Hepsi de çok büyük insanlardı ve üçü de övgülerden, zenginliklerden kaçtı. Bağımsız olmayı tercih ettiler ve bir yol gösterici oldular. İsa, bize insanın maddiyattan daha başka şeylere de ihtiyaç duyduğunu hatırlatır. Sokrates, bir insanın yalnızca doğruyu ararken ve cehaletten kaçmaya çabalarken her türlü çabayı sarf ettiğini söyler. Buda ise insanın yaşamının büyük anlamını meditasyon yaparak bulabileceğini, kendi üzerinde çalışarak ego yanılsamalarının üstesinden gelebileceğini anlatır. Varoluş mantığı, sahip olma eyleminden daha önemlidir. Tek bir sözle kalbe dokunmak kadar büyük bir mucize olabilir mi? S:99
Araştırma İnceleme Felsefe Düşünce
Üç Usta: Sokrates, İsa ve BudaFrederic Lenoir · Paris Yayınları · 201840 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Herman Hesse - Siddhartha
Puan vermedi·148 syf.··
2026 14. kitabı
Bana göre bir edebi eser değildi, hikaye de ilgi çekici değildi. Ağaçlar isimli eseri de bana aynı "boş muhabbet" hissini yaşatmıştı. Ancak cümleler, metaforlar ve vecize tadında pasajlara sahiptir. Vermek istediği mesaj da hiç benlik değil ama bununla beraber kendi alanında oldukça iyi olduğunu düşünüyorum. Yazar Nobel ödüllüdür ve başyapıtı bu eser kabul edilir. Sidharta bir Brahmanın oğludur ve din adamı olmak için yolculuğa çıkmaya karar verir. Sevdiği bir dostuyla yola çıkar ve bir süre sonra ondan da ayrılır. Daha sonra Kamala isimli bir kadına aşık olur ve onunla olabilmek için yerleşir ve zenginleşir. Yıllar sonra bunun da manen kâr etmediğini anlayıp yola devam eder, bu sırada Kamala hamiledir ve çocuğun adını Sidharta koyar. Vasudeva isimli ermiş bir kayıkçıyla bir ırmaktan insanları karşıya geçirme işi yapmaya başlar. Ama bu işi maneviyat arayışı doğrultusunda ve yine manevi bir hisle yapar. Bir süre sonra kendi de yola girmiş olan Kamala, oğluyla beraber Sidharta'yı bulur ancak yolda onu yılan sokmuştur ve ölür. Artık oğlu Sidharta'yla yaşayacaktır ancak oğlan dik başlı kural tanımaz ve sevgisiz bir çocuktur ve Sidharta'yı yormaktadır. Vasudeva ona çocuğu azad etmesini tavsiye etse de onu dinlemez. Ne kadar iyi davranırsa davransın çocuk sonunda sayıp sövüp kaçar. Vasudeva peşinden gitmemesini tavsiye etse de dinlemez ancak uzun bir süre onu aradıktan sonra geri döner. Sonunda yola ilk çıktığı Govinda isimli arkadaşıyla karşılaşır. Govinda karşılaştığı en ermiş insanın o olduğunu söyler, bunun üzerine Sidharta da ondan kendini alnından öpmesini söyler. Bu esnada Sidharta'yı onlarca farklı silüette görür ve bence güya sidharta Nirvana'ya ulaşır.
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447,1bin okunma
Bir kahve içtiler ve…
9/10
·192 syf.·
2020 26. kitabı
- Her şey huzursuzlukla başlıyor. Kitabı bölüm bölüm incelemek istedim. Her hikayede aslında tıpkı vahdeti vücut gibi aynı ana yola ulaşan tali yollar gibi kısa mesajlar var. I. BÖLÜM 1) Aynalı Baba ile Konuşma ilk çatışma: “Kalbimle inkâr ettiğimi aklımla, aklımla inkâr ettiğimi kalbimle kabul ediyordum.” “Yalnızca ben “var”ım. Çünkü “hiç”im ve “yok”um. Varlığım mutlaktır. Yokluk, bağımlı olan için vardır. Mutlak “varlık”tır, “var”dır.” ↳ Vahdet-i Vücud (varlığın birliği) “Ben” insan egosu değil, ilahi varlığın bir yansımasıdır. Tasavvufta insan kendi başına bir varlığa sahip değildir. Bir aynanın içindeki görüntü gibidir. Ayna çekilirse görüntü yok olur. Kişi kendi benliğini yok saydığında geriye kalan tek gerçeklik Allah’tır. - Benliğimden vazgeçtiğim an, gerçek varlığın bir parçası olduğumu anlarım. - Eğer bir şey mutlak ise onun dışında bir varlıktan söz edilemez. Evrende her şey tek bir kaynaktan geliyor. Mutlak varlık için yokluk diye bir kavram yok. Eğer bir şey mutlaksa, onun zıttı yokluk imkânsızdır. Özet: ölmeden önce ölünüz. Benim bu küçük, sınırlı ve aciz benliğim aslında koca bir hiçtir. Ben bu hiçliği kabul ettiğimde aslında her şey olan o Mutlak Varlık ile birleşirim. Gerçekten var olan tek şey O’dur ve ben O’nun bir yansımasıyım. Kitabın ana felsefesi budur. Bu anlayışla yazılan diğer eserleri toparlamak gerekirse en bilinenleri: (1) Muhyiddin İbnü'l Arabî = Fususü'l Hikem (fikir babası - en büyük şeyh) (2) Mevlana = Mesnevi (3) Yunus Emre = Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm (4) Hallac-ı Mansur = “Enel Hak” - Ben Hakk'ım. Canını vermiştir. (5) Spinoza = Etika → Mantıkut Tayr (Kuşların Dili) → Hay Bin Yakzan → Dünyanın ilk felsefi romanı → Siddhartha 2) Yokluk Tepesi Filibe’yi biraz araştırınca– Bulgaristan / Plovdiv (Alimler yatağı) Meriç
A'mak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Pozitif Yayınları · 201122,4bin okunma
Sünni ekolde tasavvufu kurumsallaştıran kişi: Gazali
Puan vermedi·151 syf.··
2026 12. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 14:28
İmam Gazali bu kitabında insanları dört kısma ayırmıştır. Bunlar: Kelâmcılar, felsefeciler, batınîler ve tasavvufçulardır. İmam Gazali Selçuklu Devleti’nde hakim olan Sünni ekole tasavvuf görüşünü kazandıran kişidir. Hatta İslami tasavvufun kökü Şiiliğe uzanır ve zamanla tasavvufu Sünnilik ile barışık hale getirip onu medreseler yoluyla kurumsallaştıran kişi bizzat Gazali’dir. İmam Gazali bu kitabında kelâmda da aradığını bulamayıp huzura kavuşamadığını belirtmektedir. Huzuru medresede değil tasavvufta bulduğunu belirtmektedir. Gazali dönemin Abbasi Devleti hakimiyetinde gizlice yazılan felsefe içerikleri İhvan-ı Safa Risaleleri’ne karşı son derece mesafeli bir duruş sergilemektedir. Bu yüzden de felsefe düşüncesini eleştirerek halkın da “imanını korumak” adına arasının felsefeyle mesafeli olması gerektiğini belirtir. Gazali İbn Sina gibi isimlerin Eski Yunan kaynaklı olarak Aristo, Platon ve Sokrates’ten etkilenmelerini de eleştirir. Zaten İhvan-ı Safa Risaleleri’ne temkinli yaklaşma nedeni de bu metinlerin Eski Yunan felsefesine dair izdüşümler barındırmasıdır. Nitekim birçok oryantalist tarafından Gazali İslam düşüncesinden felsefeyi söküp atması nedeniyle eleştirilir. Gazali’nin Selçuklu medreselerinde önünü açıp düşüncelerinin kurumsallaşmasını sağlayan kişi de elbette Nizamiye medreselerinin kurucusu olan Nizamülmülk adlı Selçuklu veziridir. Gazali tasavvufla çok barışık olmasına rağmen felsefeye temkinli yaklaşmasını şahsen çok da uygun görmemekteyim. Felsefeye ket vurulmasının aklı dondurup statik düşünce düzlemi üreteceğini düşünmekteyim. Diğer yandan Gazali Tolstoy’un narodnikçi anlayışı gibi kendine ve çocuklarına yetecek kadar nafakasını alıp geri kalan bütün malını mülkünü fakirlere dağıtıp onlara bağışlamıştır Ömrünün son 10 yılı uzlet içinde ibadet ve
El-Münkız Mine'd-Dalalİmam Gazali · Gelenek Yayıncılık · 20196,1bin okunma
A'mak-ı Hayal İncelemesi ( Zordu ama başardım sanırım :) )
10/10
·204 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 12:39
Dünya ile inancı arasında sıkışmış; arayış içindeki bir adamın, hayalin derinliklerinde alt metni dolu mitolojik hikayelerin bir karakteri olarak hikayeden hikayeye, hakikatten hakikate geçişlerini okuyoruz. Esas konu hakikat tabii ki. (“Ben küfür ile imandan, ikrar ile inkârdan, tasdik ile kuşkudan meydana gelmiş bir şey olmuştum. Kalben inkâr ettiğimi aklen tasdik eder, aklen reddettiğimi kalben kabul ederdim”) Ana karakterlerimiz Raci (hakikat ve anlam arayıcısı) ve Aynalı Baba (hakikate hangi yoldan gidileceğini bilen derviş). Bu karmaşa ve şüphelerden kurtulmak için, ileri gelen alimlerle görüşür ama bir sonuç alamaz ya da aldığı sonuçlar onu tatmin etmez. Günün birinde, her gün önünden geçtiği şehrin mezarlığındaki kulübede yaşayan, ney üfleyip gazeller okuyan Aynalı Baba’nın yanına gider. İçindeki şüphelerini Aynalı Baba’ya anlatarak yardım ister. Onunla her gün görüşür. Görüştüğü bu günler kitapta bölümler halinde yer alır. Her bölüm aynı zamanda Raci’nin kafasındaki bir sorunun cevabı niteliğindedir. BÖLÜMLER 1. Gün: Hiçlik Zirvesi – “Nirvana, Nirvana!” Buddha önderliğinde Hiçlik Zirvesi’ne yolculuk yapar ama bu yol kolay bir yol değildir. Öncelikler arzularını yok etmesi gerekmektedir fakat başarılı olmaz ve Hiçlik Zirvesi’ne ulaşamaz. 2. Gün: “Yâ nûr! Yâ nûr! Karanlıkları nûr et.” Zerdüşt topluluğuyla savaşçı olarak bir mücadeleye katılır. Asıl olan Ehrimen ve Hürmüz’üb mücadelesine tanıklık eder. Sonuç olarak yeryüzünden karanlığın (kötülüğün) yok edilemeyeceğini ve hatta yok edilirse aydınlığın (iyiliğin) bir manasının kalmayacağını anlar. 3. Gün: Devr-i Daim Raci'nin suda kendi aksiyle bütünleştiği, evrendeki her şeyin başladığı yere döneceğini ve sonsuzluğu idrak ettiği evredir. **4. Gün: İmtihan Meydanı, Arifler
A'mâk-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202122,4bin okunma