Gılgamış'ın acılı haykırışları, Buda'nın nirvana çabası, Ali'nin sessiz inlemeleri, Sartre ve Camus'un anlamsızlığa isyanı... Bütün bunlar, kendisini yerkürede yabancı, yalnız ve mahpus hisseden, buranın kendi evi olmadığını anlayan muzdarip insan ruhunun değişik tecellileridir.
Dünya yolunun kısalığını ölüm anında idrak etmek neye yarar. Bu kısa yolda irtikâp edilen kötülüklerin çocuklara miras kalmasını istemiyorsak “Hak” olan, “Tek” olan yol niye boş?
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
«"Her zaman yaptığım şeyi yapınca bu şeyler tarafından iki kez alt edildim. Bu sefer tam tersini yaptım."
Başını sallıyor. "Anladım. Çok Zen'ce bir davranış, Barnes."
"Eh, sürekli reenkarne oluyorum sonuçta."
"Doğru," diyor. "Nirvana'ya ulaşmana az kaldı, değil mi?"»
Diyelim suya bir taş attın, en kısa yoldan suyun dibine iner. Kendine bir hedef belirledi, kafasına bir şey koydu mu, Siddhartha'da da değişik değildir durum. Siddhartha hiçbir şey yapmaz, bekler, düşünür, oruç tutar, ama taş nasıl suyun içinde yol alırsa, o da dünyadaki nesneler içinden yol alıp gider, bir şey yapmaksızın, kılını kıpırdatmaksızın; bir şey çekip götürür onu; düşecek oldu mu koyuverir kendini, düşer. Belirlediği hedef kendine çeker onu, çünkü hedefinden onu alıkoyacak hiçbir şeyin ruhundan içeri sızmasına izin vermez. İşte Samanaların yanında Siddhartha'nın öğrendiği şey. Kalın kafalıların büyü diye nitelediği ve cinlerin başının altından çıktığına inandığı şey. Cinlerin başının altından çıkan hiçbir şey yoktur, cinler yoktur çünkü. Herkes büyü yapabilir, herkes belirlediği hedefe ulaşabilir, yeter ki düşünmesini, beklemesini ve oruç tutmasını bilsin."
...Bir günahkar,günahkardır; ama bir gün yine Brahman olacak,Nirvana'ya ulaşacaktır, bir gün yine Buddha olacaktır. İşte bu 'bir gün' yanılgıdır ,bir benzetmedir yalnızca!