Bugün mükemmel olan bir şey önceden ve sonradan olmayabilir. Doğa bize mükemmelliğin yolunun kusurdan geçtiğini gösterir. Çünkü hayat bitmek bilmeyen bir döngüdür, henüz hiç bir şey tamamlanmamıştır.
“Dünyayı tam on iki kez dolaştım,” dedi. “İnanılmayacak kadar küçük bir dünya bu. Öyleyse Kuzeyli ya da Güneyli olmakla böbürlenmenin ne anlamı var; ya da vadideki eski bir malikaneden, Cleveland’dan, Pikes zirvesinden, Fairfax ilçesinden geldiğinle?
Salt orada doğduk diye küf tutmuş bir kasabaya ya da beş karışlık bataklığa deli olmayı bıraktığımızda, dünya çok daha iyi bir yer olacak. “
“ Gerçek bir dünya vatandaşına benziyorsunuz.” dedim hayranlıkla.
Tıp, hukuk, bankacılık -bunlar hayatı sürdürmek için gereklidir. Peki ya şiir, romantizm, aşk, güzellik? Bunlar ise uğruna hayatta kaldığımız şeylerdir!
Fakat doğa bizi yasalarındaki ahenge, uyuma öyle bir alıştırmıştır ki, onun görmeye alışık olduğumuz uyumundaki en ufak bir kayma bizi tiksindirir, korkutur; bu nedenle Yaradan’ın her hatası yanlış yaratılmış bu varlığa karşı içimizde öfke uyandırır. Daha da kötüsü tiksintimizi onu özensiz yaratana değil, hiçbir suçu günahı olmayan eserine yöneltiriz.