Bizim Dede Korkut'umuz varsa Rusların da Dede Tolstoy'u varmış. :)
İnsan Ne ile Yaşar'ı okuduktan sonra bana nedense Dede Korkut hikayelerini çağrıştırdığını düşündüm. Tamam belki Dede Korkut hikayeleri kadar destansı bir anlatım yok ama didaktik olması ve gerçek üstü olaylar ile gerçeği harmanlamış olmasından dolayı öyle düşündüm belki bilemiyorum.
Kitapla alakalı herhangi bir fikrim yoktu. Okumadan önce de araştırma tarzı bir şey yapmadım. Tahminimce felsefik ve okuması sıkıcı bir kitaptır düşündüm. Ama çok yanılmışım. Çilekli sakız tadında çok hoş bir kitapmış. Gerek hikayeleriyle, gerek su gibi akıcı diliyle gerçekten hayran kaldım kitaba...
Aslında kitapta bildiğimiz şeyler anlatılmış. Kanaatkârlık, güzel ahlak, yardım severlik vs. Bunların güzel erdemler olduğunu biliyoruz ama uygulamada zaman zaman sıkıntılar yaşıyoruz. Çünkü insanoğlu bencildir, tamahkârdır... Tolstoy'da bunu bildiğindendir ki kendince kıssadan hisse yaparak kitabındaki güzel hikayeleri ile bize erdemli, faziletli, güzel ahlaklı bireyler olmamızı öğülemiştir. Hikayelerin de dini yönlerin dikkat çekmesini ve bu kitabın bir nevi çocuk kitabı olmasını Tolstoy'un dindar bir neslin yetişmesini istediğinden mütevellit olduğunu düşünüyorum. Ee adam haklı dindar olmasın da tinerci mi olsun çocuklar. :)
Kitaptaki hikayelerin vermek istediği mesajlara yüzeysel bir şekilde değinmek gerekirse, ilk hikayede insanları yaşatan, kalplerine hükmeden şeyin sevgi olduğunu, insanları sevmek demek Allah'ı sevmek demek olduğumu ve sevginin kaynagının yaratıcıdan geldiğini anlatıyor. Aslında bu hikayede bence Tolstoy farketmeden bize farklı bir mesaj daha vermiştir. O da acırsan acınacak hale gelirsin. :) Meleğin, tanrının emrine vicdanına yenik düşerek karşı gelmesinden dolayı acınacak hale gelmesini
“Şeytan uyuyakaldı bir gün. Rüzgar sert esti. Üç tüy düştü şeytandan. Biriyi paraya yapıştı, diğeri mevkiye, öteki de ihtirasa. O günden sonra şeytan hiçbir iş yapmadı.”
Dostoyevski