Yavru kurt insanlar gibi düşünseydi, hayatı, doymak bilmez bir iştahı doyurmaya çalışmak olarak özetlerdi. Dünyayı ise takip eden ve edilenin, avlayan ve avlananın, yiyen ve yem olanın bir sürü arzu ve iştahıyla dolu; düzensizlik ile şiddetin, açgözlülük ile kıyımdan ibaret bir kaosun acımasız, plansız ve sonsuz rastlantıyla birlikte tamamen körlemesine ve karmaşa içinde hüküm sürdüğü bir yer olarak görürdü.
İçgüdüsü ve yasalar, itaat emrediyorlardı ona. Ama büyümesi, isyan talep ediyordu. Annesi ve içindeki korku beyaz duvardan uzak durması için bastırıyordu. Oysa büyümek hayat demekti ve hayatın yazgısı hep ışığa gitmekti