Eski şairler, geçmiş mutluluklar ve sevinçlerin keder içinde hatırlanmasından acı bir şey yoktur derler; ne doğrudur.
Çok tuhaftır, fakat insanın üzülme yeteneğinin bir sınırı vardır. Belkide büyük kederler, bir taraftan insanı acıtırken, bir taraftan duygularını uyuşturuyordu, Ateş bile insanı bir sınıra denk yakar; o sınırı aşan Ateş artık insanı yakmaz. İnsanın üzülme yeteneğinin sınırı aşıldı mıydı, ne eklenirse eklensin artık koymuyordu, vız geliyordu.
Bir mevsimde bir ağaçtan kiraz tadarsınız, tadı damağınızda kalır. Ertesi mevsim ağaca yine uğrarsınız. Bir mevsim önceki tadına doyamadığınız kiraz, onu kopardığınız dalda yoktur. Ya ağaç, ya siz ya da ikinizde değişmişsinizdir. Ben ağızımın tadını kaybetmedim. Belki onlarda kaybetmemişlerdir.