Suç Mahalli: Soğuk bir morg masasından Boston'ın en büyük hastanesinin kilitli koridorlarına uzanan bir rehine krizi.
Şüpheliler/Kurbanlar: Ölü sanılıp morga kaldırılan ama gözlerini açtığı an bir hastaneyi esir alan gizemli kadın Olena ve onun arkasındaki görünmez, güçlü network.
Soruşturma/Kriz Ekibi: Doğumuna günler kala kendini bir namlunun ucunda, rehineler arasında bulan Jane Rizzoli ve dışarıda arkadaşını kurtarmak için zamana karşı yarışan Dr. Maura Isles ile FBI.
Edebi Dedektif Raporu:
Ölümün kapısından dönen birinin, hayatta kalmak için neleri göze alabileceğini tahmin edemezsiniz. Siliniş, Tess Gerritsen’ın temposunu ilk sayfadan son sayfaya kadar tek bir an bile düşürmediği, adeta bir aksiyon-gerilim filmi dinamiğinde işlediği çok güçlü bir halka.
Hikayenin bir morg masasında, Maura’nın "yaşayan bir ölü" keşfetmesiyle başlaması kurguyu anında zirveye taşıyor. Ancak asıl deha, Gerritsen'ın hamileliğinin son aşamasındaki Jane Rizzoli’yi o hastane odasında çaresiz bir rehine olarak konumlandırmasında yatıyor. Dışarıda FBI ve polis teşkilatı bürokrasiyle boğuşurken, içeride Jane’in hayatta kalma içgüdüsü ve Maura’nın adli tıp delillerinden yola çıkarak yürüttüğü dış takip harika bir paralellik sunuyor. Yazar bu kez sadece bir seri katili değil; insan kaçakçılığını, yozlaşmış güç odaklarını ve sistemin görünmeyen pisliğini masaya yatırıyor.
Karar: Klostrofobik atmosferi, bitmek bilmeyen yüksek temposu ve Rizzoli’nin hayatının en kişisel, en tehlikeli sınavını verdiği soluksuz bir takip dosyası. Serinin en aksiyon dolu kitaplarından biri.
Morg masasında gözlerini açan bir ceset... Serinin bu en gerilimli ve klostrofobik başlangıcı hakkında ne düşünüyorsunuz? Jane Rizzoli’nin bu zorlu rehine krizindeki duruşu sizce
Nerden başlasam bilemiyorum.
Öncelikle 336 sayfalık kitap 200 sayfa olabilirdi ve puanım üçten altılara kadar çıkabilirdi. Neden böyle söylüyorum. Çünkü karakterlerin hissetmiş oldukları duyguları çok fazla betimledi ve beni empati kurmaktan kopardı. Kitabı bi kere yarım bırakıp araya başka bir kitap alarak bitirdim, yoksa bitiremezdim. Olay güzel, mahalle sıcaklığı hissediliyor fakat kitap kapağında da olan 2 genç dışında yan karakterlerin hikayelerine çok değinilmedi diye hatırlıyorum. Oysaki o mahalleyi sıcak hissettirmek bence bu şekilde olurdu o zaman da puanım 7-8 olurdu :)
Öncelikle her kese merhaba değerli okurlarr
Size Beyza Alkoçun No.26 kitabından bahs etmeğe geldimm
Öncelikle ben kitabı çokk beğendim, başrol kızımız ile çok ortak noktalarımız vardı.
Bi an onun hayatını okurken kendi hayatımda gözümün önüne geldi.
Ama kitap bana çok şey kattı.
Yani acılarımla yüzleşmeyi öğretdi bana.
Yazarımıza çok teşekkür ederim
Benim gibi sayısız insanın hayatına dokundu, sarılmamış yaralarımıza melhem oldu.
Okuyup şans verile bilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Bence şans verinn
İyi okumalar
No: 26Beyza Alkoç · İndigo Kitap · 202111,6bin okunma
Bu kitabı okurken kendi çocukluğuma gittim hemen hemen aynı şeyleri ve aynı duyguları yaşadım. Bazen ağladım bazen güldüm. Bende düşündüm dönebilecegim kök saldığım bir evim varmı diye yoktu. Ordan oraya savruldum. Sadece çocuklugum kaldı anılarda, çünki çocuklugumu yaşadığım yerlerde yoktu artık. Çok etkilendim severek okudum. Teşekkür ederim İclal Aydın beni geçmişime çocukluguma götürdün sanki beni anlattın
Reading witcher in english is fascinating. Even though its translated directly from Polish, English sometimes flattens the raw, gritty Slavic wit, but the dark atmosphere still punches through. I love how this book tears down pretty fairy tales. It shows a magical world ruined by ugly human realities such as injustice, racism, and violence. It proves that no matter the universe, human nature always brings the same disgusting problems. Since I’ve played all the games, I didn't have to build this world from scratch. I felt like I was returning home, totally immersed from page one. Plus, every character is so distinct you instantly adopt them. Dandelion, especially, is brilliant, his dramatic bard energy perfectly balances the grim reality. The core of the book for me is Geralt. He acts like a heartless mutant who only kills for coin, forcing himself to believe he has no feelings because society expects him to be cold. But underneath, he is incredibly soft hearted. I related to him deeply. People often call me emotionless too. But I know how much I actually care. When it matters, sometimes I act way more thoughtful and genuinely considerate than the people who constantly brag about how sensitive they are. Like Geralt, being guarded doesn't mean you don't feel. Some dislike that this is just a collection of scattered short stories, but I think it’s the perfect, low pressure gateway into the universe. It’s a fun, easy read that makes you feel both the darkness of the world and the hidden warmth of its hero.
The Last WishAndrzej Sapkowski · Gollancz · 20204,278 okunma