Puan vermedi·244 syf.··
2026 38. kitabı
BUZLU ORALET - PINAR PARS Pınar Pars kalemiyle Lale Sokak No:1 kitabında tanışmıştım ve aşırı sevmiştim. Kalemini çok sevince Buzlu Oralet’i de okumak istedim. Buzlu Oralet’i de o kadar beğendim ki anlatamam. Emekli bir asker olan babası ve aşırı kuralcı bir annenin büyük çocuğu olan Nesrin karakterinin yaşadıklarını okuyoruz bu kitapta. Nesrin aslında o kadar hayattan bir karakter ki belki de bu yüzden beni bu kadar etkiledi. Kardeşinin gölgesinde kalmış, ne yapsa suç olan, evdeki iyi kötü her şeyden sorumlu olan, kararlarına asla saygı gösterilmeyen, içine kapanık biri. Böyle dediğime bakmayın ama! Nesrin o kadar güçlü bir kadın ki yaşadıklarını okurken çok duygulandım. Ayrıca kendisi sanatçı olmak istiyor ve bu ailede bunun da pek mümkün olmadığını anlamışsınızdır diye düşünüyorum. Hikâye genel olarak Nesrin’in etrafında dönse de başka karakterlerin de yaşamlarına odaklanılmış. Hande’nin neşeli bir karakteri var ve bence Nesrin’i bu anlamda tamamlıyor diyebilirim. Ayrıca Mahir karakteri de çok gizemli ve kitapta merak uyandıran bir konumdaydı. Nesrin’in resimle ilgilenmesi çok güzeldi, onun karakterinin bir parçasıydı aslında resim yapmak. Ruhuna iyi geliyordu. Keşke ailesi de onu anlayabilseydi… Sergi için yaşadığı süreç de bence çok güzel bir bekleyişti. Yani Nesrin öyle bir karakterdi ki sanki yaşadığı her güzel şeyi en çok hak eden oymuş gibiydi. O güzel şeyler yaşadıkça ben mutlu oldum. Bir kız kardeşim gibi gördüm onu. Hayatı elinden alınan ve etrafında hayatı elinden almaya çalışan kişilerin olduğu insanlar en başta okumalı bu kitabı. Bu tarz durumlarda güçlü durmak çok önemli. İnsanın kendi hayatına sahip çıkması çok önemli. Sanırım kitap boyunca en nefret ettiğim karakterler Nesrin annesi ve babası oldu. Bir de kardeşi Sezin. Her bir karaktere ayrı yoğun
Buzlu OraletPınar Pars · İkinci Adam Yayınları · 202617 okunma
7/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2026 198. kitabı
Ilk kez okuduğum bir yazarla geldim bugün. Adını çok duyardım ama okumak bu zamana kısmet oldu .Ben okuyana kadar kitabın üçüncü cildi çıkmış. Ne kadar hızlıyım Kitabın kapağnda ki kurma bebek gibi duran genç kadın ve onu yukarıdan kontrol eden iplerden, başkalarının yönlendirmesiyle hareket ettiklerinin düşünmüştüm hep ama bu kadar da degil .. Farah Tozlu ..Zengin bir ailenin ,zengin olmaktan hoşlanmayan kızı.Giyimi kuşamı son derece sıradan. Çünkü o zekasıyla !öne çıkmak isteyen bir kız. Gurur Kalender de zengin bir ailenin oglu .Mafyatik tipli bir birey .Leyla Mahlaz la nişanlı.. Bu Tozlu lar ve Kalender ler birbirine düsman iki aile.Gurur un nişanlısının bir depoda cesedinin bulunmasıyla iki aile arasındaki savaş tekrar alevleniyor . Öncesinde Farah kuzeni Seçille Kalender lerin sahibi oldugu Avm ye gittigi bir gün kendisini Tozlu ailesinin hizmetçisi olarak tanıtıyor (tam bir Yeşilçam klişesi ) Gurur nişanlısını öldürenin Tozlu lar oldugunu düşündüğü için o da o aileden bir kız kaçırır. Bu kız Farah tır .İntikam diye başlayan daha aşka dönüşüyor ama ikisininde haberi yok .. Yani Gurur çok da sevmiyormuş Leyla yı diye düşündüm. Öyle olsa hemen başkasına aşık olmazdı . Gurur tam bir bad boy ..Eminim yaş aralığı 20-25 arası kızlar bayılacak bu karaktere .Ama ben no... Oğlum manyak mısın? Asker misin ,polis misin? Suçluların cezasını vermek sana mı kaldı yani .. Wattpad kitabı hiç okumadım ben daha önce. Bu kitap da wattpad sanırım. Karakter bolluğu çok fazla .Kafam karıştı yani çoğu zaman .Farah tatli bir karakter. Gurur da iyi de işte cok sıkıldım bu mafya pozlarından ben ya.. Dark rom diyorlar galiba bu tarza .Bana göre değilmiş pek ,anlamış oldum ..Ama meraktan diger kitapları da okur muyum ?bakicezzz. .. Kitapla kalın dostlar. .. Sarkaç 1 Maral Atmaca
Sarkaç 1Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 20251,081 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·476 syf.··
2026 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 00:00
Goodreads puanı 1.388 milyon??! oylama ile 4,18 -beni baya heyecanlandırmıştı bu puan- Büyük bir kaos beklerken steril bir terapi seansına düşmek Konusunu ilk duyduğumda bana inanılmaz bir entrika vadetmişti. Nişanlınız sizi çocukluk aşkıyla aldatıyor, siz de o kadının eski sevgilisi Miles ile aynı eve taşınıp fake dating olayına giriyorsunuz. Ama Emily Henry bu harika entrika potansiyelini alıp, karakterlerin birbirine durmadan içini döktüğü, her duygusunu ve travmasını saniyelerce overexplaining yaptığı sıkıcı bir şeye çevirmiş resmen. Hani o aradığımız guilty pleasure eğlencesi, o yaratıcı intikam havası nerede? Yok 🫩 Hikayede hiçbir risk, hiçbir heyecan olmadığı için low stakes bile değil direkt no stakes bir durum var ortada. Kitap aşırı uysal, aşırı steril ve fazla PG modunda ilerliyor. Bir noktadan sonra konu tamamen kayboluyor, Daphne’nin sıfır self-awareness içeren tripleriyle öylece akıp gidiyor. Ve lütfen ama lütfen Daphne'nin, Miles ne zaman ona yiyecek bir şey verse abartılı sesler çıkarmasını atlamayalım Güya seksi bir running gag olsun diye yazılmış ama 33 yaşında koca kadının her lokmada bunu yapması beni aşırı cringe etti. Diğer yandan Miles aldatan eski sevgilisi için kitabın ortasında “o benim hayatımın aşkı” dedi daha ne bekleyelim orada benim için olay tamamen bitti zaten. Diyaloglar her zamanki gibi hızlı aksa da -beş sayfa ileri sarınca bile olaylar değişmiyor- çıtır çerez ama aşırı sönük bir yaz kitabı olmuş.
Gülünç Bir HikayeEmily Henry · Epsilion Yayınevi · 20269 okunma
"Bir Sokak,Binbir Hatıra"
10/10
·344 syf.··
2026 15. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 19:28
Lale Sokak No: 1 yalnızca bir sokağın hikayesini değil geçmişin sıcaklığını, komşuluk ilişkilerini ve unutulmaya yüz tutmuş anıları da sayfalarına taşıyan sıcacık bir kitap.Geçmiş ile bugün arasında gidip gelen hikaye aile bağlarını,dostlukları,özlemleri ve zamanın insan hayatında bıraktığı izleri etkileyici bir şekilde anlatıyor. Sade ve akıcı dili sayesinde karakterlerle kolayca bağ kuruyor, onların sevinçlerini,kırgınlıklarını ve umutlarını yüreğinizde hissediyorsunuz. 90'lı yıllarda büyümüş biri olarak, bu kitap bende birçok anıyı yeniden canlandırdı kimi zaman yüzümde bir tebessüm bıraktı,kimi zaman da derin duygulara sürükledi. Sıcacık atmosferi ve samimi anlatımıyla,uzun süre etkisinden çıkamayacağım ve keyifle okuduğum güzel bir kitap oldu.
1000Kitap
Lale SokakPınar Pars · İkinci Adam Yayınları · 202640 okunma
Yazım değil klavyem bozuk.
Puan vermedi·501 syf.··
2026 62. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 08:14
Bence Zweig, "Dünün Dünyası" sancısını çektiği için, güvenli, medeni ve kendine hak gördüğü bir dünyanın yok oluşunu bizzat tecrübe ettiği için, Filistin'de nesillerdir devam eden bu yıkımı modern barbarlığın bir kanıtı sayardı. Biliyorum dan diye girdim ama bu budur. Zweig öldüğünde Filistin halkı zaten acı çekiyordu. Ancak Zweig bu acıyı örgütlü bir Yahudi devletinin zulmü olarak değil, İngiliz sömürgeciliğinin ve Nazi zulmünden kaçan çaresiz mültecilerin yarattığı trajik bir bölgesel çatışma olarak gördü, bence. Ve oraya sışınan yahudiler ile zaten orada olan azınlığın arasındaki farkı da bilirdi. Eğer 1948 sonrasını ve bugünkü iğrenç askeri işgali görebilseydi, Theodor Herzl'in o "saf rüyasının" nasıl bir kanlı pisliğe dönüştüğünü fark edip çok daha büyük bir yıkım yaşayacaktı. 1 2 yıl erken intihar edebilirdi belki. Şu adama temasını okuduğum yerde kitanı bırakabilirdim. Yine Zweig, bir mektubunda Filistin'de bir Yahudi yaşamı kurma çabalarını eleştirerek genel olarak gençlere "Filistin'e gitmek yerine diller öğrenmesini ve küresel bir serbest ruh olarak kalmasını" tavsiye etmiştir. Zweig, Yahudilerin o topraklara gidip yerleşmesini yapay ve zorlama bir milliyetçilik projesi olarak gördüğünü anlıyorum. Zweig, Siyonizm'in Filistin'de bir devlet kurma fikrine karşı çıkarken en büyük savunusu dayanağı argumanı da barış barış barıştı. O dönem Filistin'e yapılan zorunlu göçlerin, ki bana göre bu sığınmadır ve toprak satın alımlarının ki bu konu da fikrim de çoğunluğa uymuyor, yerel Arap nüfusla bir çatışma ve şiddet doğuracağını biliyordu. Doğurdu da. İntihar ettiği için birinci nakba felaketini göremedi. Ama evet felaket yaşandı. Zweig, Yahudiliğin tarih boyunca orduya, silaha ve sınırlara ihtiyaç duymadan hayatta kalmasını bir gurur kaynağı olarak görüyordu zaten
Edebiyat
Dünün DünyasıStefan Zweig · Can Yayınları · 20242,684 okunma
Rezalet Bir Çeviri
Puan vermedi
Kitabın çevirisi aşırı özensiz, kötü ve hatta hatalı. Ayrıca metinde çok ciddi bir eksiltme de var; yaklaşık %30 - %40 arası bir kırpma söz konusu. Çevirmen berbat bir iş çıkarmış. Bunu herhangi bir yapay zekaya - hatta Google Çeviriye bile çevirtip okumaya kalksak daha iyi sonuç alırız. Çeviriden birkaç örnek vermek istiyorum. 1-) Orijinal kitaptan bir cümle: "The garden was overgrown, full of red-flowering oleanders and with Asiatic pines round a ruined fountain." Türkçe çevirisi: "Sütunlarla dolu bahçe ise oldukça bakımlı görünüyordu. Harap olmuş bir çeşmenin etrafı çeşitli çiçeklerle doluydu." Burada "overgrown" derken = yani bahçedeki otlar büyümüş, yabani otlar sarmış, BAKIMSIZ kalmış diyor. Bunu "Bakımlı" olarak çevirmek için gerçekten kötü ve yanlış çevirmeye çaba harcamış olmak lazım. 2-) Orijinal dilde bir betimleme: "...with moving wrinkles under them as though the whole lower part of his face were on a hinge." Yani karakter konuşurken yüzünün alt kısmının / çenesinin, bir menteşeye bağlıymış gibi hareket ettiğini söylüyor. Bu zihinde kolayca canlanabilen çok güzel bir görsel betimleme. Ama Türkçe çevirisi: "Zeki gözlerinin altında kırışıklıklar görülüyordu." 3-) Kırpılmış paragraflardan bir örnek: "The Street of Tombs lies outside the walls of Pompeii. It leads from the Herculaneum Gate, descending a shallow hill like a broad trough of paving-blocks between a footway on either side. Cypresses stand up over it, and make this street of the dead seem alive. Here are the burial-vaults of the patricians, the squat altars hardly yet blackened to ruin. When this man heard his own footsteps there, he felt merely that he had got into a neglected suburb. The hot, hard light shone on paving-stones worn to ruts by cartwheels; on grass sprouting in cracks, and
Yeşil KapsülCarter Dickson · Akba Yayınevi · 19766 okunma