Cinsellik hakkında kaç tane pozitif ve kaç tane negatif düşünceniz olduğunu bir düşünün? Veya kaç tane pozitif anınız ve kaç tane negatif anınız olduğunu. Ben düşündüğümde sahip olduğum negatif bakışaçıları pozitiflere göre çok çok daha fazlaydı. Bi noktada durdum ve düşündüm. Neden bize öğretilen her şey bu kadar kötücül, korkutucu, yasaklayıcı, engelleyici, ayıplayıcı ve kaygılandırıcı? Emily Negoski ,bir seks eğitimcisi ve araştırmacısı, bu kitabında cinsellikle alakalı bildiğimiz çoğu şeyin bir yalan olduğunu ve bilimin gözünden doğruların ne olduğunu anlatıyor. Büyürken elimize verilen, sözlü şekilde bize öğretilen bir harita var diyor. Ve bu harita öyle hatalı ki elimize alıp yola düştüğümüzde gördüğümüz araziyle çoğu zaman uyuşmuyor ve biz , çoğunlukla, hatanın haritada değil arazide olduğunu düşünüyoruz. Yazarın vurguladığı en büyük iki şey haritaların bir değil bir sürü olduğu ve sandığımızın aksine arazilerin ( yani aslında kendimizin) çoğu zaman gayet normal,sağlıklı ve güzel olduğudur. Bize anlatılan bu hikayelerin ( her kadının penetrasyonla orgazm olması gerektiği, genital uyarılma veya ıslanmanın her daim arzumuzla paralel gerçekleşmesi gerektiği, normal olanın spontan arzu olduğu ve eğer yıldırım çarpmış gibi ani bir arzu/ istek duymuyorsanız sorunlu olmanız gerektiği gibi gibi) hepimizin kendimize özgü olduğumuz gerçeğiyle asla uyuşmadığını bir bir açıklıyor. Ayrıca bu hikayelerin çoğunlukla erkek zevki/ cinselliği merkezi alınarak ve norm kabul edilerek uydurulduğunu ama kadın cinselliğinin daha başka, daha biricik olduğu gerçeğinin de bilinmediğini söylüyor. Yani aslında durum bildiğinizden çok daha farklı, karmaşık, narin, biricik ve güzel! Her ama HER kadının bu kitapta yazılanları bilmesi ve benimsemesini çok isterim ve bu yüzden bu harika
Hâkimin Gerçek İmtihanı
Hâkimin imtihanı kürsüye oturduğu gün başlar, ancak kürsüden indiği gün bitmez. Klasik İslam tarihindeki en bilinen örneği Ebu Hanife’dir. Halife Mansur kendisine kadılık teklif ettiğinde reddetti; ısrar edilince kırbaçlanmaya ve hapse atılmaya razı oldu, ama zalim sultanın kadısı olmadı. İmam Mâlik, Halife karşısında durduğu yerden geri adım atmadı ve bedelini ödedi. Ahmed b. Hanbel, Mihne döneminin baskısı altında dahi inandığı şeyden vazgeçmedi. Bu örnekler, klasik geleneğin hâkim ve âlim için biriktirdiği vicdani sermayedir; kullanılmadığında zayi olan bir sermaye. Modern tarihten paralel örnekler vardır. İkinci Dünya Savaşı sonrası Nürnberg ve ardından gelen Hâkimler Davası (Justizverbrechen), “Ben sadece yürürlükteki hukuku uyguladım.” savunmasının evrensel ahlak karşısında bir savunma olmadığını ortaya koymuştur. Gustav Radbruch’un meşhur formülü tam da bu tecrübeden doğmuştur. Yasal biçimi taşısa dahi, adaletin özünü tahrip eden bir norm artık hukuk değildir; ona uymak da hâkimi sorumluluktan kurtarmaz. Apartheid Güney Afrikası’nda görevden istifa eden hâkimlerin tutumu, askeri cunta dönemi Latin Amerika’sında direnen hukukçuların hatırası, bugün ders alınması gereken örneklerdir. Hâkimin önünde her zaman seçenekler vardır. Karara muhalif kalmak, belirli dosyalardan çekilmek, açık bir hukuksuzluğa imza atmaktansa istifa etmek; hepsi seçenektir. Sessiz kalmak da bir seçimdir; ama sessizlik masumiyet değildir. “Ben sadece görevimi yaptım” cümlesi tarihte hiçbir hâkimi kurtarmamıştır. Bugün Türkiye’de cübbe giyen on binlerce hâkim ve savcı vardır; hepsinin bu çürümeye eşit ölçüde dahil olduğunu söylemek hem haksızlık hem hakikatsizliktir. Aralarında vicdanını koruyan, baskı altında dahi adaleti gözeten, içten içe bu gidişattan rahatsız olan, ancak yalnız
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hayatta en zorlandığım şeyler
‘A’ harfiyle başlayan yazarları okumak Attila İlhan Ahmet Hamdi Tanpınar vs Düdüklü tencerede su miktarı ayarlamak Bakım,çocuk,ilişki sorumluluğu almak Toplum norm ve geleneklerine uymak Güvenmek Başkasının evınde yemek yeme /uyuma Kısıtlanma,hesap verme,açıklama yapmak Yoğun ısrar karşısında sebatli kalmak Stabil olarak sürekli birileriyle iletişimde kalmak ve buna mecbur hissettirilmek Kitap okumadığı gibi,okuyanlara saygı duymayıp eleştirenlerle aynı havayı solumak X Duygularını söyleyemeyecek kadar iletişim özürlülerle karşılaşmak Her şeyin farkında olup bilmiyor gibi davranmak isterken tutamayıp her şeyi söylemek Kovalar ve yaylar dışındakilere tahammül etmek
İnsan ve Hayat
Kemal Sayar
YAPMAMAYI TERCİH EDERİM! Okuduğum kısa romanlar içinde en etkileyicilerinden birisi, Kâtip Bartleby. Herman Melville'in ünlü karakteri Kâtip Bartleby'nin "Yapmamayı tercih ederim" (I would prefer not to) tutumu, bir direniş modelidir aslında. Bize dayatılan rekabetçi düzene açıkça savaş açmak yerine, bu düzenin kurallarıyla oynamayı "tercih etmemek", sistemin işlemesini sağlayan çarklara atılmış sessiz bir kum tanesi gibi. Gelin bunu iş hayatına uygulayalım. Bartleby öfkelenmez, masalara vurarak istifa etmez, şartları iyileştirmek için pazarlık yapmaz ve en önemlisi neden yapmak istemediğine dair hiçbir mazeret sunmaz. Sadece eylemsizliği seçer. Modern iş hayatında, rekabetin ve tükenmişlik kültürünün norm kabul edildiği bir düzende, bu duruş, keskin bir çatışmaya girmeden sınır çizebilmenin güçlü bir felsefesi. Üstünüze vazife olmayan bir şeyi reddetmek için bir mazerete ihtiyacınız yok. Görev tanımınızın tamamen dışında, sırf "fedakarlık" adı altında sizden istenen bir işi veya mesaiyi, kendinizi suçlu hissetmeden ve fazla açıklama yapmadan geri çevirebilirsiniz : "Bunu bu hafta programıma dahil edemeyeceğim." İşinizi eksiksiz ve profesyonelce yapar ancak sizden beklenen o sahte coşkuyu ve duygusal performansı sergilememeyi tercih edebilirsiniz. Zorunlu "mutlu saatler" etkinliklerine katılmamak, sahte gülümseyişlerden kaçınmak, iş yerindeki dedikodu veya rekabet ağlarına dahil olmamak bu duruşun bir parçasıdır. Kapitalist iş etiği, terfi etmek veya iyi çalışan olmak için her zaman sizden beklenenin %120'sini vermenizi öğütler. Sözleşmenizde yazan ve maaşını aldığınız işi, sadece mesai saatleri içinde yapmak size yeter. Başkasının eksik bıraktığı işi yüklenmeyi veya hafta sonu e-postalara bakmayı tercih etmeyebilirsiniz. WhatsApp grupları ve e-postalar, iş
Kadını; güzelliğe hapseden norm, yıprattıkları ile yaşıyor..
Alıntı
Ölçüsüzlük
Yaşamda her şey.. Doğal ölçülerinde.. Yerli yerinde güzeldir.. Ölçüler dengedir.. Değerlere norm verip.. Dengeler.. Etiklerimiz ölçüsüz kalıp.. Yer değiştirirse.. İnsan kendinde bölünür.. Mesela sevgi bir değerdir.. Koruyan ölçüleri ise.. Saygı ve sadakattir.. Sevgiye.. Yalan ve hile karıştı mı.. Anlamını yitirir biter.. Güven bir değerdir.. Korunduğu ölçü ise.. Dürüstlüktür.. Bir kere sarsıldı mı.. İçeriği boşalır.. Bir daha geri gelmez.. Neyi ele alırsak alalım.. Devamlılığını ölçüler sağlar.. Ölçüler insanı korur.. İnsanda ölçüleri.. Ve ölçülerini korumalıdır.. Ölçülerin olmadığı yerde.. Dengesiz fertler yetişir.. Dengesiz fertler.. Dengesiz toplumları..
Hayata Dair