Batı kültüründe gülümsemek, öyle hissetmeseniz de kibar kibar konuşmak, küçük, beyaz yalanlar söylemek, aslında aynı fikirde olmadığınız biriyle bile aynı fikirdeymiş gibi görünmek norm haline gelmiştir. Bu nedenle insanlar pek de sevmedikleri kişilerle bile arkadaşmış gibi davranmayı, gerçekten istemedikleri şeyleri almayı öğrenirler. Ekonomik sistem bu tür hilelerin promosyonunu yapmaktadır.
Alıntı
Duruma bakılırsa evlenmeyi düşünmüyordu. "Zira çift olma hali, toplumun bizi inandırmak istediğinin aksine, en büyük özgürlük alanı. İş ya da sosyal ilişkilerin aksine, normlardan kaçıp kurtulan yegâne alan. Durmaksızın kavga eden ve bir ömür birlikte kalan çiftler göreceksin, ayrıca sükûnet içinde ışıldayan başka çiftler, çocuk isteyenler, çocuk istemeyenler, sadakatin her şeyden önce geldiği çiftler ve onu aksesuar olarak kullananlar. Pek çoğu başkaları için anormallik olan bir şeyin sıradan olduğunu düşünecektir. Ve tam tersi de doğrudur. Hiçbir kural yok, ne kadar çift varsa o kadar da norm var. Böylesi bir özgürlüğü resmî bir çerçeveye sokmaya çalışmak nasıl da anlamsız bir düşünce.
İletişim·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bugün benim günüm değilmiş!” Bunu diyebilenin talihi yaver gitmiş demektir: Zira birçok insanın kö­tü günü bir günden fazla sürer. En büyük mutsuzluğu ya­şamak onların payına düşer ve bunu kendileri seçmemişlerdir. İnsanları sürekli mutlu olmaları gerektiğine inandırmış bir çağda yaşamak, bu durumu iyice ağırlaştırır. İlan pano­ları “Mutluluk!” diye bağırır. Reklam spotlarından “Böyle mutlu olursunuz!” kıvılcımları çakar. Broşürler “Daha fazla mutluluk!” vaat eder. Gezi düzenleyen kuruluşlardan “Mut­lu olma garantisi”yle yer ayırtabilirsiniz. “Direksiyonu mut­luluğa kırmanın yolları” başlığı atan gazeteler, çok geçme­den hayretle sorarlar: “Niçin daha mutlu değiliz?” Yanlış anlamayın: Sadece hayatta kalmak ve ödevlerin ifa­sı değil de mutluluk olabiliyorsa insanın meselesi, bu büyük bir kazanmadır. Peki ama ya mutluluğun kendisi ödev hali­ ne geldiyse? Mutluluk normatif bir anlam kazanmış bulunu­yor, yeni bir norm nakşediyor insanın alnına: Mutlu olmak zorundasın, yoksa hayatın yaşamaya değmez
"Hayattaki en büyük zevk galip gelip düşmanlarınızı kovalamak, mallarını ellerinden almak, sevdiklerini gözyaşları içinde bırakmak, atlarına binmek, karılarını ve kızlarını bağrınıza basmaktır:'1 Evrimci antropolog Barbara Smuts, çoğu kültürlerden edinilen bulguları şu şekilde özetler: "Kadınlara yönelik erkek şiddetinin yaygınlığı yerden yere değişse de çoğu kültürde yapılan araştırmalar gösteriyor ki kadınların uğradığı saldırılar veya tecavüzler birer norm değil, istisnadır
*1 Cengiz Han 'a atfedilen söz
Araştırma-İnceleme
Benim bir hakikati, uğruna eyleme geçmemiz gereken önceden verili aşkın bir norm olarak değil, bir üretim olarak tasarladığımı unutmayalım. Belli bir anda, türsel bir usulün, bir hakikat-usulünün aktörleri onun ne olduğundan kesinlikle habersizdirler, onu bilmezler.
Sayfa 114·Kitabı okudu
Felsefe
Toplumsal norm ve değerlerin bireylerce içselleştirilmemesini de kültürel bir tercih olarak görebiliriz.
Sayfa 87 - VAKIFBANK KÜLTÜR YAYINLARI·Kitabı okuyor