İşin garip tarafı da şuydu: Aileleri bu dayak olayını bildik-leri hâlde tepkisiz kalıyor, hatta normal karşılıyorlardı. Çünkü bu köyde uzun yıllardan beri öğretmenlik yapan Savaş öğretmen öğrencilerin anne-babalarını da okutmuş ve onları da dövmüştü. Bu kadar mı değersizdi bu evlatlar? Ana yüreği denen şey bu köye uğramamış mıydı? O minik bedenlere inen her sopanın hesabını kim verecekti, Savaş öğretmen kadar suçlu olan birileri daha yok muydu? Zaten bir süre sonra çocuklar da kendilerinden öncekiler gibi durumu kabullenip ailelerine anlatma gereği bile duymuyorlardı. Kurban seçilmişlerdi ve defalarca kör bir bıçak dayanmıştı boyunlarına... Ne ölebiliyor ne yaşayabiliyorlardı..
Sayfa 83 - Yediveren Yayınları·Kitabı okuyor
Roman
Babasının gözündeki yaşı fark eden Rafet, hızla babasına doğru koştu ve onun boynuna sarıldı. Normal şartlarda çocuklarına utancından sarılamayan babası da bu duygu yoğunluğuyla kucakladı evladını. Alişan ve Kahraman da babalarına sarılmayı çok istediler o an ama yapamadılar. Rafet küçük olmanın avantajını kullanıyordu ne de olsa. Çünkü babalarla çocukları bu yörelerde çok belli edemezdi sevgilerini birbirlerine..
Sayfa 50 - Yediveren Yayınları·Kitabı okuyor
Roman
Reklam
Özgüven Yanılsaması
Yapılan çalışmalar, özgüvenin genetik yatkınlık, aile desteği, sosyal çevre gibi unsurlara bağlı olduğuna işaret ediyor. Eğer bu unsurları tek tek düşünürseniz konu, yine olanaklara ve bu bağlamda aileni zin sizi nasıl yetiştirdiğine bağlanıyor ne yazık ki. Yani büyük ihti malle oluşturduğunuz özgüven seviyesinin doğrudan ilk aşamada sizin yaptıklarınızla bir bağı yok. Her girişimi ''Aman dur, bizi rezil etme" ile "El alem ne der" aralığında tepkilerle karşılanan bir çocuk la, "Sen harikasın, her şeyi başarabilirsin" telkinleriyle büyüyen bir çocuk arasında böyle bir farkın olması normal elbette. Ama size güzel bir haberim var: ÖZGÜVEN TAMAMEN BİR YANILSAMADAN İBARET. Bu yanılsama hepimizde belli oranda var. Örneğin "Ne kadar zekisiniz?" sorusunun cevabı, %80'lik gibi büyük bir çoğunluk için "ortalamanın üzerinde" şeklinde karşımıza çıkıyor. Aynı eğilim "Ne kadar iyi bir insansınız?", "Ne kadar ahlaklısınız?" gibi sorular için de geçerli. Oysa büyük çoğunluğun ortalamadan yüksek olması matematiksel olarak mümkün değil. Dolayısıyla kendine muazzam özgüvenli görünen insanlar da bu yanılsamanın birer parçası.
Sayfa 110 - Kronik Yayıncılık
Rüyanın patolojik bir ürün olduğunun farkındasınızdır, içerisinde histeri belirtilerinin, saplantıların ve santıların da yer aldığı sınıfın ilk üyesidir; ancak normal yaşamın bir parçası sayılan koşullar altında tekrarlanması ve geçiciliği ile diğerlerinden ayrılmaktadır.
Sayfa 52 - Olimpos Yayınları
Alıntı
Aklı olmayınca napsın sakal ;)
Hadisten de anlaşıldığı gibi nasıl normal insanlar büyüklerden bir şeyler aktarıyorsa, büyükler de küçüklerden aktarabilir.
Sayfa 127·Kitabı okudu
Alıntı
"Normal" sözcüğü Latince "Gönye" anlamına gelen "Norma" sözcüğünden türemiş. Normallik geometrik bir hadiseymiş yani, yere dik açıyla durabilenler için kullanılıyormuş. Bense yıllardır kendimi yere dik hissetmiyorum. Bundan mıdır bilmem, bu ara sık sık düşüyorum. Zaten yerçekimiyle aram hiçbir zaman iyi olmadı, bir türlü ayak uyduramıyorum.
Reklam
Reklam