Puan vermedi·416 syf.··
2026 15. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 14:22
Kulüp toplantımızda tavsiye edilmişti. Merak ettim okudum. Çok beğendim. Hem tarihi, hem fantastik, hem normal gibi. Her şeyden var biraz. Hem eğlendim hem de merak ederek okudum. Su gibi aktı. Kullanılan terimler, bazı cümleler okurken gülümsetti. Ve kitap öyle bir yerde bitti ki, ikinci kitabı merakla beklemedeyim.
Kötü Adam'ın AsistanıHannah Nicole Maehrer · İndigo Kitap · 2026194 okunma
Ailenin dokunulmazlık zırhı…
10/10
·288 syf.··
2026 3. kitabı
İyi Aile Yoktur’u okurken en çok zorlandığım şey, kitapta anlatılanların yabancı gelmemesiydi. Çünkü Nihan Kaya öyle uç örneklerden, istisnai hikâyelerden bahsetmiyor. Tam tersine, çoğumuzun “normal” diye büyüdüğü şeyleri masaya yatırıyor. Aile kavramı toplumda neredeyse kutsal kabul edilir. Anne babalar sorgulanmaz, çocuklar ise çoğu zaman sorgulanan taraftır. Bir sorun varsa çocuk asi olmuştur, nankördür, şımarmıştır, söz dinlemiyordur. Oysa Nihan Kaya bu ezberi tersine çeviriyor ve rahatsız edici bir soru soruyor: Ya sorun çocukta değilse? Kitap boyunca çocukların ne kadar ciddiye alınmadığını görmek insanın içini sıkıyor. Yıllarca bebeklerin ve küçük çocukların fiziksel acıyı yetişkinler kadar hissetmediğine inanılmış olması bile başlı başına ürkütücü. Daha da ürkütücüsü, duygusal acılarının bugün bile çoğu zaman önemsenmemesi. “Çocuktur, unutur”, “Anlamaz”, “Büyüyünce geçer” denilen pek çok şeyin aslında insanın karakterinde, ilişkilerinde ve kendilik algısında yıllarca iz bırakabileceğini anlatıyor kitap. Nihan Kaya’nın üzerinde durduğu bir başka konu da kadının aile içindeki görünmez yükü. Kadın çoğu zaman fedakârlığın adı oluyor. Kendi isteklerinden vazgeçmesi bekleniyor, kendi hayatını ertelemesi bekleniyor, herkesin yükünü taşıması bekleniyor. Üstelik bunlar öyle normalleştirilmiş ki çoğu zaman görev gibi görülüyor. Oysa kitap, kadının da ailesindeki diğer bireyler kadar arzuları, hayalleri ve sınırları olan bir insan olduğunu hatırlatıyor. Kitapta dikkatimi çeken bölümlerden biri de çocukların anne babalarını koşulsuz sevmesi üzerine yapılan değerlendirmelerdi. Bir çocuk ne kadar kırılırsa kırılsın, ne kadar ihmal edilirse edilsin çoğu zaman sevgisini anne babasından çekmiyor. Hatta çoğu zaman suçun kendisinde olduğunu düşünüyor. Belki de bu yüzden aile
İyi Aile YokturNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20187,9bin okunma
Reklam
Normal dedikleri kimin normali?
10/10
·168 syf.··
2026 5. kitabı
Nihan Kaya’nın kitaplarını okurken en sevdiğim şey, çoğu insanın sorgulamadan kabul ettiği düşüncelere rahatlıkla itiraz edebilmesi. Bu yüzden İyi Toplum Yoktur’u okurken de sık sık durup düşündüm, bazen rahatsız oldum, bazen de uzun zamandır doğru kabul ettiğim bazı şeyleri yeniden sorguladım. Ben önce İyi Aile Yoktur’u, sonra İyi Toplum Yoktur’u okudum. Aslında sıralamayı ters yapmışım. Buna rağmen eksik kalan ya da anlamadığım bir şey olmadı. Yine de bugün birine önersem önce İyi Toplum Yoktur’u, ardından İyi Aile Yoktur’u okumasını söylerim. Çünkü bu kitapta anlatılan toplumsal yapı, ikinci kitapta aile üzerinden daha derinleşiyor ve birbirini güzel tamamlıyor. İyi Toplum Yoktur, adından itibaren okuyucuyu sarsan bir kitap. Çünkü toplumun “iyi” diye sunduğu pek çok şeyin gerçekten iyi olup olmadığını sorguluyor. Özellikle kadınların yaşamı üzerinden yapılan tespitler dikkat çekici. Kadına yüklenen görünmez sorumluluklar, fedakârlığın neredeyse bir zorunluluk gibi sunulması, kendi arzularını ve ihtiyaçlarını geri plana atmasının erdem olarak görülmesi kitap boyunca farklı yönleriyle ele alınıyor. Nihan Kaya’nın en güçlü yanlarından biri, çatışma yaratacağını bilse bile düşüncelerini açıkça ifade etmekten çekinmemesi. Çoğunluğun doğru kabul ettiği fikirlerin karşısına geçip “Ya öyle değilse?” diye sorabilmesi büyük bir cesaret gerektiriyor. Kitabı okurken sık sık bunu hissettim. Yazar sadece eleştirmiyor; kadınların yıllardır normalleştirilmiş baskılar altında nasıl kendilerinden uzaklaştıklarını da göstermeye çalışıyor. Kitap boyunca kadının gücünü, birey olarak varlığını ve kendi hayatı üzerindeki söz hakkını hatırlatan pek çok bölüm var. Kadın olmanın doğal bir sonucuymuş gibi sunulan bazı görevlerin aslında toplumsal bir dayatma olduğunu, kadınların
İyi Toplum YokturNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20193,702 okunma
10/10
·208 syf.··
2026 33. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 15:40
Bu kitabı 10-11 yaşlarımda okusaydım muhtemelen çikolata nehirlerine, şekerden çayırlara, pembe şeker kayıklara ve cam asansörlere hayran kalırdım. Şu anki yaşımda okuduğumda ise Roald Dahl’ın çocuklara verdiği en büyük hediyenin çikolatalar değil, hayal kurma cesareti olduğunu gördüm. Charlie’nin Çikolata Fabrikası ilk bakışta eğlenceli bir çocuk kitabı gibi görünse de satır aralarında çocuklara ve yetişkinlere söyleyecek çok şeyi olan bir metin. Dahl’ın kurduğu dünyada yemek yerine geçen sakızlar, erimeyen çikolatalar, görünmez çokobarlar, şeker ağaçları ve her yöne gidebilen cam asansörler var. Bu fikirlerin hiçbiri “mantıklı” olmak zorunda değil. Tam tersine yazar, çocuklara hayal kurmanın sınırlarının olmadığını gösteriyor. Kitabı okuyan bir çocuk, kurduğu hiçbir hayalin saçma olmadığını öğreniyor. Ancak kitap yalnızca hayal gücünü yüceltmekle kalmıyor. Fabrikayı gezen beş çocuk üzerinden açgözlülüğü, gösteriş merakını, şımarıklığı, ekran bağımlılığını ve ölçüsüzlüğü de eleştiriyor. Augustus Gloop, Violet Beauregarde, Veruca Salt ve Mike Teavee’nin başına gelenler aslında kendi kusurlarının bir sonucu. Daha da önemlisi Roald Dahl çocukları suçlamak yerine onları yetiştiren yetişkinlere dönüp bakıyor. Özellikle Veruca Salt bölümünde açıkça görüyoruz ki çocuklar çoğu zaman ebeveynlerinin aynası oluyor. Kitap boyunca beni en çok düşündüren karakter Veruca Salt oldu. Çünkü Veruca yalnızca şımarık bir çocuk değil; istediği her şeye emek vermeden sahip olmaya alışmış bir çocuk. Dahl burada çok önemli bir soru soruyor: Her istediğine ulaşan bir çocuk gerçekten mutlu olabilir mi? Yoksa amaçlarını, hayallerini ve mücadele etme isteğini mi kaybeder? Mike Teavee bölümü ise kitabın bugün hâlâ neden güncel olduğunu gösteriyor. Roald Dahl televizyonu eleştirirken aslında
Duygu ve Düşünce
Charlie'nin Çikolata FabrikasıRoald Dahl · Can Çocuk Yayınları · 200513,2bin okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 24. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 23:57
Aydınlanma'nın getirdiği özgürlüklerin aynı zamanda disiplin sistemlerini de icat ettiğini ileri sürer Foucault. Daha fazla hak ve özgürlük, daha fazla gözetim, sınıflandırma ve kayıt ile aynı pakete dahil olarak gelir. Kazanımlar, yeni yönetme tekniklerinin gelişmesine sebep olarak iktidarın bir şekilde çatlaklardan içerisi sızmasına engel olunamayacağını gözler önüne serer adeta. Kapitalist ekonominin büyümesini bu süreçten bağımsız okuyamayız. Disiplinci iktidarı gerektiren böylesi bir ekonomidir; öngörülebilir, hesaplanabilir, verimli ve yönetilebilir insanlar üretmek için bedenin disipline edilmesi gerekir. Bunu sağlayan ise fabrikalar, okullar, kışlalar ve hapishanelerdir. Foucault'nun iktidarın yasalarla işlediği düşüncesine karşı çıkması, üzerine düşünmemiz gereken bir başka nokta. Ona göre iktidar büyük oranda hukukun dışında, gündelik hayatta işler: Not verme sistemi, performans değerlendirmesi, psikolojik testler, sınıflandırmalar vs. yoluyla disiplinci iktidar işler. Bu haliyle iktidarı yalnızca yasaklayan, ceza veren olarak değil, insanları, kurumları, bilgileri ve normları üreten bir şey olarak görmek gerekir. İktidar biçim değiştirmekte, eskinin cezalandırıcı iktidarı dönüşüm geçirmektedir. Ama bu onun insancıllaştığı anlamına gelmez, yalnızca daha incelikli hale gelir. Modern birey de iktidar tekniklerinin bir ürünü olarak çıkar karşımıza, nitekim neyin normal olduğunu belirleyen de iktidardır. Modern birey, insanları daha faydalı, verimli ve yönetilebilir hale getirmeyi amaçlayan disiplin tekniklerinin ürünüdür. Sınavlar, koğuş düzenleri, modern hapishaneler, bunların hepsi insanları disipline ederek modern bireyi üretir. Hapishanelerin suçu azaltmak için var olduğuna ilişkin inancı reddeden Foucault, asıl amacına ulaşmakta hapishaneleri ve benzer
Hapishanenin DoğuşuMichel Foucault · Ayrıntı Yayınları · 20261,382 okunma
Güzel bir aşk hikayesi
Puan vermedi·480 syf.··
2026 2. kitabı
Beş kitaptan en sevdiğim tabii ki de Tristan’ın hikayesi oldu. Sanki daha çok içimizden biri ve sanki daha çok normal hayata uygun. Uç noktalarda yaşayıp da normal hayata uyum sağlaması gerçekten güzel. Akıcı bir dille yazılmıştı hikayeyi okumak için sayfaları hızlı hızlı çevirmekten zevk aldım resmen.
KazanovaT.L. Swan · Martı Yayınları · 2024537 okunma
Reklam
Reklam