8/10
·301 syf.··
2025 14. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2025 19:27
ŞEHADET İNCİLERİ - PEYGAMBER ÇİÇEKLERİ HZ. HASAN VE HZ. HÜSEYİN ( RADIYALLAHUANHÜMA ) ​MUSTAFA NECATİ BURSALI ÖNSÖZ Bütün âlemleri yoktan var eden, varlığından bizleri haberdar eden, kullarından mü’minlerin kalp gözlerini açan, marifetinin nûru ile onları Rıza-i Bârisine erdiren Allah’a hamd ederim... Salât ve selâm, tek katresinin hacminde bin umman çalkalanan ve tek zerresinin menşurunda bin kâinat yüzen Kevser Havuzunun sahibi Allah’ın Sevgilisi, İki Cihanın Efendisi Cenâb-ı Ahmed’e ve O’nun Âl-i Ashabına olsun... Bu küçük eserimde cennet çiçeklerinden ıtırlar koklatmak en büyük dileğimdir. Bizzat Sonsuzluk Nebisinin: هُمَا رَيْحَانَتَيَّ مِنَ الدُّنْيَا “Onlar (Hasan ve Hüseyin), dünyada ikigülümdür.” Buyurduğu Peygamber güllerini koklamak ne devlettir. Onları gönül coşkunluğu içinde sevmek mü’minlerin saadet baharıdır. Allah’ın Resûlü, o solmaz çiçekleri tertemiz kucağında taşımış, mukaddes omuzlarına alıp gezdirmiş, kâh gönül coşkunluğu ile yanaklarından öpmüş, kâh altın saçlarını tel tel okşamış, kâh mübarek elleriyle küçücük ağızlarına lokmalar vermiş, kâh dizine çıkarıp hoplatmıştır. HZ. HASAN (R.A.) VE HZ. HÜSEYİN (R.A.) SÜT ANNE Hazret-i Hasan doğunca, Nebiyy-i Muhterem, amcası Abbas hazretlerinin zevcesi Ümmü Fadl'ın evine gitti. Ümmü Fadl, Kâinatın Efendisini heyecan içinde görünce sordu: “Ey Allah’ın Resûlü! Telaşınızın sebebi nedir?” “Hayırdır inşaallah. Fâtıma’nın bir oğlu doğdu. Sen, ona da Kusem’in sütü ile emzir!” “Peki, ey Allah’ın Resûlü!” Ve bir müddet Hazret-i Hasan’ı, Ümmü Fadl emzirdi... Peygamber çiçeği Hazret-i Hasan (radıyallahü anh) güler yüzlü, melek huylu, tatlı bakışlı, altın saçlı, gümüş bedenliydi. Allah'ın Sevgilisi onun hakkında, “Amcası Hazret-i Musa aleyhisselâmdan mirastır!” buyurmuşlardır. Esmâ binti Umeys der ki: “Hasan
Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (Radiyallahu Anhüma)Mustafa Necati Bursalı · Çelik Yayınevi · 2016119 okunma
8/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 15:01
İncelemem spoilerlı olacak!!! Yazarın yazım dilini seviyordum zaten ve geliştirmiş kendini bu kitapta daha da hoşuma gitti. Böyle basit olayları boğucu betimlemeler olmadan farklı bir dille anlatışını seviyorum. Mesela kaşlarını çattı demiyor da kaşlarını düşmekten kurtaran gözlerinin ne kadar güçlü olduğunu kestiremedim diyor, muazzam okurken mest oldum. Tamam şimdi sevmediğim kısımlara gelelim, sonunun güzel bittiğini ve kitaba yakıştığını düşünsemde bence bu son ikinci kitabı anlamsızlaştırdı. Yani ikinci kitabın asıl olayı Nosu kurtarmaktı. Lanettinin nosu kurtaramamak olduğunu öğrendik ve Nos bu kitapta kurtuldu??? E ikinci kitabın sonunun mantığı neydi o zaman. İkinci kitap Nosu kurtarıp üçüncü kitap Maçaların mevzu üzerinden gitseydi olmazmıydı. Ayrıca laneti kalktımı bu kitap anlamadım orası tam açık değildi ya da ben kaçırdım bilmiyorum. Yani ikinci kitap sadece Nos'a okuyucu bir daha üzülsün diyemiydi? İkinci bir isyanım da Kai niye hiç bir olayda yer almıyor. Neden? Çocuk muamelesi yaptığınız kişi 18 yaşındaydı yanılmıyorsam ve bir darka yani neden bu çocuk hiç bir şeyde yer almıyor.Kaiyi daha çok görmek isterdim. Maçayla Marloyu daha çok görmek isterdim. Bast ailesini buldu mu bilmiyoruz. İkinci kitap Nosu kurtarmış olsaydık bu kitap en azından daha çok görebilirdik Bastın mevzusunu da. Kitabın akışı da pek bana göre değildi doğrusu hiç bir gerici olay olmaması olsa bile çabuk çözülmesi bana zaten her şey yoluna girecek ya dedirtti ve hikayenin benim açımdan o sürükleyiciliğini ilgi çekici havasını kaybettirdi. Bunu diğer incelemem de de dile getirdim zaten.Bu kitapla sınırlı değil de daha çok genel seri için bir eleştiri oldu gibi. Yazarımıza teşekkür ediyorum :)
1000Kitap
Gümüş Yürek 3D. N. Archeron · Guardian Yayınları · 2025298 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·571 syf.··
2026 62. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 15:24
Pek çok kişi Tolkien'e "Fantastik Edebiyatın Babası" gibi sıfatlar yakıştırıyor, fakat bu gibi sıfatları yakıştıran kişilerin türün tarihini tam olarak bilmediğini düşünüyorum. Misal, Eddison'un eserinde yine hayali bir dünya, incelikle oluşturulmuş ve oldukça arkaik bir dil, dünyevi olmayan bir kraliçe, soyluluk ve karanlık güçler arasında gidip gelen, bocalayan, içsel çatışmalar yaşayan bir merkezi karakter mevcut. Anderson'ın, Yüzük Kardeşliği ile aynı yıl çıkan Broken Sword adlı kitabında da uzak diyarlarda yaşayan kibirli elfler, kazılar yapan cüceler, dövülmesi gereken bir kılıç, aydınlık ve karanlık ordular arasında geçen epik bir savaş, bu iki uca sıkışmış bir başka merkezi karakter ve Hristiyan ile Pagan dünya görüşlerinin iç içe olduğu bir anlatı mevcut. Peki bu unsurlar Tolkien'e özgü değilse, onu farklı kılan şey nedir? Dunsany, Eddison ve Anderson da aydınlık ile karanlığın çatıştığı dünyalar sunsa da, bu çatışmaları incelikli, çoğu zaman ironik bir dokunuşla aktarırlar. Ahlakı mutlaklar üzerinden sunmanın tehlikeli olduğunu kabul ederler. Tolkien (ya da C.S. Lewis) ise kötülüğü kötü, iyiliği iyi olarak göstermekte hiçbir sorun görmez. İkisinin kesiştiği tek nokta, Gollum'un hikayesinde de görüldüğü üzere, dürüst bir kişinin baştan çıkarılması durumudur. Ancak Gollum dahi, Eddison'ın Lord Gro'su ya da Anderson'ın Scafloc'u gibi alternatif bir dünya görüşü içinde yaşayan bir karakter değildir. Yalnızca Tolkien'in, tabiri caizse, iki kutuplu ahlakının iniş çıkışları arasında savrulup gider. Kötülüğü dışsal, akıl dışı bir olgu olarak sunmak, "bize karşı duran, bilinmeyen" olarak tanımlamak tehlikeli bir mesajdır. Çünkü okuyucu kendi ahlakını bu oluşturulmuş dünyanın üzerine ekler ve dayatır, ki modern fantastik yazarların çoğu, Tolkien'in örneğini
Edebiyat
The Fellowship of the RingJ. R. R. Tolkien · Harper Collins · 200917,1bin okunma
8/10
·592 syf.··
2026 24. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 17:22
Her ne kadar okumam çok uzun sürmüş olsa da güzeldi. İlk kitabı daha çok beğendim. Bence çok yavaş ilerledi, sondaki olaya hazırlık yapıldı falan ama bilmiyorum sonu beni çok tatmin etmedi. Yine de konusu vs her şeyi benim için okumaya değer bir kitaptı. Üçüncü kitap çıkacakmış, bilmiyorum gerek var mıydı ama kesin alıp okurum gibi. *Buradan sonrası spoilerlı* Marcella karakteri çok güzel tanıtıldı, ilerleyişi de yazıldı. Sonra hemen öldü? Bilmiyorum ben daha komplike olsun isterdim açıkçası. Eli ölmüş gibi duruyor ama üçüncü kitap var ve orda da olacakmış gibi? O da kolay öldü gibimsi. Bu kitapta Victor'un da kötü adam olması kitabı ayrı bir ilginç yaptı. Karakterlerin dümdüz olmaması baya hoşuma gidiyor. Yine de yan karakterler harcandı gibi genel, bilmiyorum, sanki bazı kısımları boşuna okumuşuz gibi hissettim. Sydney'nin daha aktif olmasını isterdim çok boştu onun kısımları. Dominic boş yere öldü, bari onu canlandırsaydılar.. Öyle işte beğensem de eksik bulduğum kısımlar da vardı.
VengefulVictoria Schwab (V.E. Schwab) · Titan Publ. Group Ltd. · 201995 okunma
BRONZ SÜVARİ VE MODERN HAKİKAT REJİMİNİN EPİSTEMOLOJİK İFLASI
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Müellifimiz, çocukluk hafızasında yer eden o sarsıcı "bronz süvari ve plastik leğen takası" metaforunu, asrımızın küresel ontolojik buhranının bir hülasası olarak önümüze koymaktadır. Takasa bakıldığında alelade bir ticari mübadele gibi görünmektedir lakin insanın kadim, köklü, ahlaki ve ontolojik olanı (bronz süvariyi), cazip, hafif, ucuz ve muvakkat olan yeninin (parlak plastik leğenin) seküler şehvetine feda edişinin adıdır. Modern çağ zamanı çizgisel bir ilerleme olarak vazederken; yeni olanı "ileri ve iyi", eski olanı ise "geri ve değersiz" ilan eden habis bir cetvel icat etmiştir. Oysa bu cetvel fıtrata vurulmuş en büyük darbedir. Müellifin sorduğu o can alıcı sual: "İnsan, hakikatin sahibi midir, yoksa muhatabı mı?" sorusu işte bu tahlilin kelami mihverini oluşturur. Ehl-i Sünnet ve Cemaat akidesi sarahatle ilan eder ki: İnsan hakikatin vaz'edicisi, hâkimi ve sahibi olamaz ancak ve ancak aziz bir muhatabı olabilir. İnsanın şu dünyadaki şerefi, hakikati kendi hevasına göre eğip bükmesinde olamaz bilakis Allah Teala’nın kelamına ve fıtratın mizanına sadık bir muhatap olabilmesindedir. Müellif, eserinde Orta Çağ'ın döngüsel, ritüel ve ibadet merkezli zamanı ile büyüyen şehrin borç, vade, verimlilik ve hesap merkezli çizgisel tüccar zamanı arasındaki kavgayı derinlemesine analiz eder. Zaman daha ince bölündükçe emek ölçülebilir hale gelmiş; manastırın kolektif disiplin çanı nihayetinde modern fabrikanın sirenine ve günümüz dijital algoritmalarının saniyelerine evrilmiştir. Zaman artık bir tahakküm aracı olmuş tefekkür alanından çıkmıştır. İslam tasavvurunda zaman, alelade bir kronometre akışı veya paraya tahvil edilecek mekanik bir zemin değildir. Zaman, Allah Teala’nın insana lütfettiği en büyük ontolojik sermaye yani mukaddes VAKİTtir. Zaman asra kasem edilerek
Bronz SüvariMahir Ünal · Ketebe Yayınevi · 20261 okunma
ONLAR GÖĞÜS KAFESLERİNDE YAŞLANMAYAN KALPLERİYLE YARATIRLAR"
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 18:31
Bu kitabı anlatmaya ilk olarak çevirmeninden başlamak isterim. Ahmet Murat Özel çevirmiş. Bazı kitaplar çevirmenlerinden dolayı okunur, ama ben bunu daha sonra fark ettim. Benim sebebim Kaknüs Yayınları'nın bir dönemdeki yayınlarını çok beğenmem ve toplamaya çalışmam.Hem kapakları çok güzel hem de çevirileriyle bir boşluğu doldurmuş. Mesela Arap edebiyatına dair ne kadar bilgimiz var ? Belki biraz şiirlerini biliyoruzdur ama öykü ve roman konusunda bir boşluk var. Tevfik el-Hakim Mısırlı bir yazar. Burada edebiyat üzerine yazılarını toplamış. Tiyatro, öykü, roman, sinema gibi pek çok sanat alanına dair poetikasını sunmuş bize. Tüm bunların karşısında insan ne yapar, nerede durur, sanat nedir, sanat yapımı nedir gibi pek çok meselenin etrafında dönmüş yazıları.Bunları okurken aslında hiç de yabancı birinin kitabını okuduğunuzu hissetmiyorsunuz. Zira sizin hassasiyetlerinize sahip biri, dünyayı ve olan biteni anlamaya ve yorumlamaya çalışıyor. Toplumcu gerçekçi yazarlardan sayılıyor ve burada tanıtımında kullanılan bir tabir çok hoşuma gitti. "İskenderiyeli duyarlılığı, derin ve geniş kültürü ve canlı yaratıcılığı onu estetik bir yenileyişin öncüsü yapmıştır." 'İskenderiyeli duyarlılık', çok hoş ve çok yerinde bir tabir. Bir yerde tiyatronun kendisinde özel bir yeri olduğunu söylüyor. Kendisini en çok etkileyenlerin arasında Shakespeare olduğunu anlıyoruz. Kitapta pek çok yerde ismi geçiyor ve eserlerinden alıntı yapıyor. Öyle ki, bir yerde şöyle sormadan kendini alamıyor. " Shakespeare, bugün Mısır'da ortaya çıksaydı, ne yapardı?" İnsanın mizacı, kaderi üzerinde de düşüncelerini okuyoruz. Kaderin mizaçla ilişkisini kurarak insan davranışlarını çoğu zaman mizacına bağlıyor ve bu bağlamda kaderin her zaman göklerden inmediğini, bazen de benliklerin doğasından
Sanat ÜzerineTevfik El-Hakim · Kaknüs Yayınları · 199915 okunma