nosthalgia

reklam veren, hatta bu reklamda kendini yüzünü kullanan yazarlar var ya, ben onlardan tiksiniyorum. neden tiksindiğimi düşündüm, kendilerini küçük düşürdükleri için onların yerine utanıyorum. ve profillerine girdiğimde, mutlaka "şiir" kitapları ya da belki bir romanları falan oluyor. şimdi bu tiksindiğim profiller, diğer yandan büyük bir cesaret sergileyip kitap yazmaya kalkışmış, yayınevleriyle irtibata geçmişler. belki yerden yere vurulmayı göze almışlar, insanların alay etmesine küçük görmesine hazırlanmışlar. ki üzülerek söylüyorum, muhtemelen de yazdıkları pul etmeyecek şeylerdir, okuyup kontrol edemeyecek kadar çok geniş bir okuma listem var, ancak bu cesaretleri örnek olmalı. özellikle, kabiliyetli ancak özgüvensiz insanlara büyük bir örnek olmalılar. bu insanlar çok müthiş oldukları için değil yalnızca "denemeye cesaret ettikleri için" başardılar. birinin birkaç ödülü vardı, ödüller kıymetsiz olabilir ama en nihayetinde almış. sekseninde ölse torunlarının dedeleriyle gurur vesilesi edindikleri ödüller kalacak.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
masterchef'i izlerken ezgi'yle birlikte feminizm ideolojisini tekrar bir gözden geçirme imkanı buldum. ezgi, başından beri kadınlık vurgusu yapıp duruyor. fakat bu kadınlık sloganik bir sözden ileri gitmiyor.. kadınlar, erkeklerin yapabildiği dahası çok iyi olduğu alanlarda başarılı olabileceği için değerli değiller. kadınlar, varlıklarıyla ve kendine has becerileriyle değerliler. yani kadınları değerli ve "güçlü" yapan erkekleşmeleri değil, kendileri olarak kalarak yaşamlarındaki üretimlerine devam edebilmeleridir. herkesin kendine has, cinsiyetten de bağımsız olarak kabiliyetleri var. ayrıca cinsiyetlerimizin de bununla ilişkisi yadsınamaz ancak bir insanı değerlendirirken tek bir faktöre indirgemek saçmalık. çünkü insan kompleks bir varlık. kadınların kendilerini güçlü, değerli bulmak için erkekleri yahut erkekliği kerteriz noktası olarak kabul etmeleri büyük bir yanılgı. zaten her insanın biricikliğinden bahsederken, cinsiyet tartışmalarına takılıp kalmak biraz düşük bir düşünme eğrisini de gösteriyor. günümüzdeki çarpık feminizm algısı da tabii bunun ardında kötü niyet de olabilir kasti olmayan bir cahillik de olabilir emin değilim, pazarlanan feminizmin çarpıklığından ileri geliyor. kadın otobüs şoförü, kadın pompacı, kadın tamirci ve daha nice meslek. bu işleri kadınların yapmasını arzulama nedeni eğer "erkekler güçlü ve onlar yapıyor, dolayısıyla o gücün kadında da olduğunu ispat için kadınlar da yapmalı ve yapar" düşüncesiyse bu kadınları eril tahakküme mahkum eder, etmeye devam eder. bu motivasyonla bir genç kız "ben inşaat mühendisi olacağım, ben kamyon şoförü olacağım" diyorsa bu da çarpık feminizmin ürününe dönüşür ki bir hayat çok büyük bir bedel olur. bu motivasyonla yapılan hiçbir işi desteklemiyorum. bir kadın "ben inşaat mühendisi veya kamyon şoförü
"İnsanları seviyorum ama kendi kendime şaşıyorum da, insanlığa olan sevgim arttığı ölçüde kişilere olan sevgim azalıyor. İnsanlığa hizmet yolunda büyük işler başarmayı düşlüyorum sık sık, gerçekten de insanların mutluluğu uğruna çarmıha gerilmeye bile giderim belki, ama öte yandan bir insanla aynı odada iki gün yalnız kalmaya dayanamam, bunu deneyimlerimden biliyorum. Bana yakın olunca kişiliği onurumu eziyor, özgürlüğümü kısıtlıyor" insanlığa hizmet noktasında büyük hedeflerim olmasa da iyi işler yapma arzum var, bunları paylaştıkça insanların dostluk maskesi altındaki içtenlikli yalancılıklarını görmek ilk etapta yaralayıcı oluyor.
vaktiyle sultan makamı isminde bi dizi vardı, oradaki o meşhur replik bana hiç romantik gelmez bilakis yetersizlik, özdeğer eksikliği gibi gelir inanılmaz derecede üzerdi. "asiye ben seninle karşılaşacağımı bilseydim daha başka türlü yetiştirirdim kendimi" niye abi, senin bu halin sevilmeye yetermiş, nasıl yetiştirirdin mesela? daha büyük diplomalarla daha şatafatlı kurs sertifikalarıyla mı yüzmeyle, çizmeyle mi? belki bunlar olsa sen zaten sevilesi biri olmaya yaptığın yatırımı hiç yapamayabilirdin. sen olmayı ihmal edebilirdin. ne var bu ilişkide ki sen kendini böyle yetersiz hissettin? hatta şu soru bile akla geliyor, sen böyle hissettiğin bir ilişkiyi doğru bir yer olarak tanımlayabilir misin?