Dilara

Sen gelmeden bilmezdim aşkın adını (...) Hatırla bir düştüm düşkünler akşamında (...) Bir ucundan tuttun gece sözünden Ellerimde gün bitti yeniden merhaba Beni geçti son sözlerin verdiği titreyişten boşluk Bir ses ne güzel kayboldu senden (...) Boşluğu yaktın kimseler uyanmadı benden Yağdı rüyalar çarpa çarpa aramızdan Sendin seslendiren mevsimleri hep zamandan
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
bir filmde birazdan güz renginden kış değecek yüze gözler uzak ve ellere gün bulaşmış tarihi eskide (...) duymasın mevsimler çürümüş yaprakların sesini ve kuşlar çağırmasın sabahı gece gecede kalsın düş gecede hatırlatmasın bir anıyı eskiyen fotoğraflar (...) kapıları çarpıyor rüzgar kırılmadık kaç pencere kalmış -sayma kalanların camından görme yüzünü dalma hayale düşme gözlerinin derininden -dağılırsın sor duvarların kederi niye
Annem ağzındaki masalın ışığını örtünce Bıraktım gökyüzünü yutkunmayı Şimdi gri bir camın arkasında kayboluyor her şey. (...) Neyi anlattıysam dinlemenin bir yerine varamadım İnsanım her şey olamadım bir anda Ve hiçbir şey gibi kaldım bütün yaşlarımı toplarken (...) Ben şiir okuduğum günden beri Sevmedim dünyayı yağmur yağarken.
Bir elimde yarım simit, Diğerinde dünyanın bütün telaşı. Kime sorsan bir yerlere yetişiyor, Kime sorsan çok mühim işleri var. Ben mi? Ben sadece şu bulutu izliyorum. Hani şu vapura benzeyen, Ama hiçbir iskeleye yanaşmayan bulutu. Geçen gün Bakkal Rüstem'e dedim ki; "Ölüm var Rüstem, ölüm. Fazla yazma veresiyeyi." Güldü geçti... Halbuki ben çok ciddiydim, En az bir nisan sabahı kadar ciddi. Ne tuhaf şey şu yaşamak... Bir bakıyorsun sırılsıklam âşık olmuşsun, Bir bakıyorsun akşamki çorbanın tuzu eksik. İkisi de aynı dert, İkisi de aynı sızı sol döşte. Hadi canım, açma şimdi o derin mevzuları. Gökyüzü bedava, Sokak kedileri bedava. Bir de şu yakamı bırakmayan lodos olmasa...
denizlere açılsam, yelkenler fora tuz yarası gibi yansa dudaklarım bilir miyim bir balıkçının sabaha karşı boş ağ çekmenin ağırlığını? gökyüzüne bürünsem baştan aşağı bulutları yorgan yapsam kendime yağmur olup düşsem tarlalara doyar mı bir köyün bekleyişi? (...) bir dil daha öğrensem bir şehir daha görsem bir acıya daha dokunsam insan olur muyum biraz daha?