ben seni o yıldızın altında bulamadım ben seni
(...)
akışına taptığım tarih tarihe karışmıstı
secde ettiğim cedel ecele dönüşmüştü kafatasımda taşıdığım sarmal akıl dolanmıştı
anlayamaz olmuştum sıradan ve sade şeyleri
mesela iki kişinin bir akşam vakti bir denizi özlemesini
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
güneşe arkalarını dönerek oturuyorlar
(...)
fırtınada iskeleleri yıkılıyor
parçaları denize dağılıyor
hava durulunca tahtaları topluyorlar
herkes kendi tahtasını tanıyor
iskelesini yeniden yapıyor
ayağını sürüyerek yürüyen hangi ihtiyara ti kanis diye sorsan
kala ime diye cevap veriyor
ne zaman vurgun yediğini tarihiyle hatırlıyor
ah kızkardeşim kan kardeşim ruh kardeşim
yaşarken kaybettiğim ölürken bulduğum eşim
ben kötürüm ağabeyin sen koltuk değneğim
sen şefkatli hemşirem ben lanetli kördüğüm
mücrim oldum tacir oldum kokular süründüm
çöl geçtim deniz geçtim susadım altın içtim
dilim yandı sustum suskunluğuma değer biçtim
cennete sövdüm cezamı ağır ağrıyla çektim
çadırımı yıktım güneşin battığı yere geri kaçtım
beni çok yukarıdan kestiler ama seni kazandım
dizinde imana geldim gözlerinin gerdeğine yattım
dallanıp budaklanan o bin soruyu unuttum gitti
başımda vızıldayan yüz pis sineği unuttum gitti
hayat nedir bilmemişim senden öğrendim
sanat nedir sabır nedir açlık ve sonsuzluk
aşk nedir bilmemişim ellerinden içtim öğrendim
hey gidi çağdaş asfalt ürpertilerinin
sulu gözlü tedirgin iksiri
nasıl da mayıştırır her telden çalan yalnızlığımı
geçer giderim kaldırımlara serili
rengarenk pazar mutlulukları arasından
içimde otobüslerin gül kokulu karmaşası
gökyüzünde sarsak bir güneş
çoğaltır hummasını barok ürpertilerle
gün caddelerde
(...)
e canım hüzündür bu
getirir cırlak bir haziranı
gözlerime doldurur
böyle yürürken dört başı mamur melâller içinde
bilmem nasıl olur
usulca gelirsin işte
(...)
ve içimin azgelişmiş mucizesi
kocaman bıyıklı isyanlar yaratır bundan
alır o anlaşılmaz esmerliğini
bereketli meydanlara çizer
(...)
artık gözlerim kalabalığa alışır