Dilara

Kabaran bir çarpıntı oluyor şehir uyusam bir dağın benimle uyuduğu oluyor
Reklam
Zaten bir tanım değil midir tavsayan düşüp kalkmalara hüznün hacanası diye bildiğim akşam bir tanım değil midir o kıyısız ellerimiz (...) aşk -bir tanım değil midir- kusturucu güzellikler ardından. (...) Her tanım zorlu kilitlerdir belki de çaput yıldızları aşka dayalı duran
Gün dönerdi, benzi solardı kahkahamın kapardım kapımı gevşeyen bir yanımla ve her gece yatağımda bir engerek bulmanın süregen iğrentisiyle dolardım, sesim öylece -Kusmuk Gibi- kalırdı ağzımda. Çünkü her yerde bir göğün ufak kaldığı vardı (...) GÖK! Bir kahkahaya geçirdikçe dişlerimi bir tabut kalmıştır akşam olmaya bir tabut beklenen bir aydınlıktır beklenen bir ses gibi avlularda. (...) birdenbire benim ağıma takılır herşey giderim akşama özgü göğsümü açmaya. Erbain
bombalar, bö sesleri, savaş alaborası... Yaşamak bir tıkırtıydı, aldırmadılar.
Ay sürekli yükselirse içimizde çirkin ama güçlü bir tanrıya taptığımızdandır ondan ki sıkıcıyız bu eski ayaklarla ondan ki ulu bir tiksintiye hazırlanmışız. (...) Ama kim? Ben miyim burda bir esrime mi nedir bu kuşların uçuşunda gördüğüm? Aptalca beklerim o hiç sökmeyecek şafağı. Oysa yüreğimden akan o derin suda kırmızılar öylesine yırtılır ki siner kan, huysuz kemanlar dolar şahdamarıma, yansır kin savaşçıları, gürül gürül ordular utancın köpürttüğü yanaklarımdan. Köz komamış ateşinden bize o adam şimdi gülüşlerimiz yırtıcı, gülüşlerimiz korkunç ağır, kara bir zırh taşıdığımızdan.
Reklam