Dilara

İnerse acı yerlere gecenin içindeki yara Gözyaşlarına değin sevinçlere Gözlere hüznün yuvalandığı Korkup bakamayan gözlere
Reklam
Ağır bir sızıyı yaşıyor yüzler kentin ucunda Ve yapayalnız bir ölümü akşam oldu mu İncecik bir hüznün ağarttığı
Sabahın içinde bir kuş sesi Doğuşun habercisi dönüp duran tek başına Uçsuz bucaksız evren yaşamı saran ince deri Bir gümüş dumanı örttü çiçeği Ve kendi içinde kendi eytişiminde Doğanın kendi saatleri Ey eski ve dayanıksız yaşam Sürüp geldin acının kanadında (...) Ne ağla ne yerin artık ölüm örttü günü Yitik çocuklar aşınmış kelimeler Kadınlar geçer yorgun bir rüzgâr gibi İnsanın camdan soluğu sokaklarda Grevlerde metalurji işçileri Utku aydınlığı gözlerinde Çürümeler kırık yürekler yüzler (...) Güzlerin uzaklığına girmişsen eğer Varırsan ovada akkavaklara Çığlıklar uğultular unutulmuş sular Ölüme yer verme amansız belleğinde Direniyorsun acının güne dönüşümünde Yanında yaşamı kutsayan ellerin (...) Direniyorsun zamanın ortasında Kendi kendisi olabilmesi için insanın
Bakamam gözlerinin içine bakamam Anıların bırakıyor seni Sokaklar sessiz evler çarşılar arasında Günlerin yanık kâğıtları arasında Yaşamı daha kutsal kılmak görevi bizim Güzü daha güz kılmak yazı daha yaz (...) Kim getirdi bu ıssızı bize Kim verdi soğuk külünü günün Kapkara bir nehir gibi akan acıyı Yavaşlığını türkünün Yüreğin demirini kim Duyuyorum kimsesiz kıyılarda Uzayan sesini yüreğin Yeni yaşamı duyuyorum başlayan isteği Gece geçildi artık Varıldı umudun şafağına Ilık bir güz sabahında Ölen ve yeniden doğan dünyada
Yağmurlu çimenler gibi yüreklerimiz Ilık diri aydınlık Geceye bakıyoruz Bir ölüye bakar gibi uzaktan Toprağın üstünde ağır bir ıssızlık Açık bir kitap gibi yaşam önümüzde Alanda tozlarda sürükleniyor zaman (...) Bir yalvaç bekleyişi her defasında (...) Geceye dökülen küller ağza gelen kan Değişmeyen bilinci taşların Bileceğiz artık bileceğiz Düşlerden geleni gerçekten geleni (...) Yaşamı üretmiş ellerimiz (...) Sevince yöneldik biz Bizimdir yengi gün ortasında Yeryüzü bizimdir
Reklam