Yarı gecenin içinde eteklerinde dünyanın
Ay ışığı vurmuş kuma
Bunca deneyler bunca alın terleri
Geçiyor ölümün ötesine insan
Bir sonsuzluk sofrası gibi açılır doğa
(...)
Dünyayı alıyor sevginin ağırlığı
(...)
Sonsuza gider yollar geçer insanlar
Karanlıktan ve içinden tartışmaların
Ve rüzgârla dolu çırpınan yürekleri
Gördük gördük düşlediğimiz yerdeki
Yağmuru inen uzak aynalara
Yıkayan gözyaşları gibi
Taşıdım umutlu bir yüreği
İnsanın yanı başında doğurgan aydınlıkta
Zamanın ucunda
(...)
Ey kardeşler
Ne adımız kalacak geriye
Ne gözyaşı kırıkları
Akıp gidecek yaşam
Bin bir görüntü içinde
(...)
Hiçbir şeyi unutamayız artık biz
Apaçık bir ter indi toprağa
Savruldu emek
Unutamaz
Demir çelikteki Rıza
Irgat Hasan tütünden Osman
Hatice ve kocası ve çocukları
Unutamaz
Tren makinacısı Tevfik
Sılasını sırtında götüren tren
Ürkütülmüş bir kuş gibi
Yalnızlığın akasyaları arasından
Bozkırın toprağına
Unutamaz
Yoksul söğütler uzak çalıların köyleri
Ölüm öğlesi yollar
Ve tek tek adamlar ovada
Gecenin yarası kapandı, gecenin yarası kapandı, açıldı şafak;
(...)
Büyüyoruz köylerde koyaklarda, en güzel biçimini alıyor insan acımasız bir umutta
(...)
Büyüyoruz bir çocukta, büyüyoruz bir ölüde - (...)
Kendine döndüğünde yavaşça aklın ve belleğin, iç acılarının, ödenmemiş gündeliklerin
- Erken ölümlerin yalnızlığı çürütür taşı, yaşamı çürütür -
Anılarımızın üstüne kuruyoruz geleceği bu sürgün günümüzde
Unutulan zamanların sağır yüreği ısıtır bizi, yaşanmamış
zamanların
Ağrıyan bir öfke yolların ucunda, varoşlarında kentlerin, bakışlarımız kırıyor artık ölü bir geçmişi