Explorateur

Yine de ön edinimlerimi bir kenara bırakarak Çi ve Pi'yi okuyacağım...
4/10
·584 syf.·
2020 137. kitabı
Kitabı beğendiğim ve beğenmediğim çok nokta var. Önce beğendiğim noktalar: İnsanın varoluşsal farkındalığına dair düşünceler ve varoluşsal olarak yaşadığımız ıstırapların okuyucunun bilincine sunulması beğenmediğim noktalar: Can Manay'ın Duru'ya tecavüz etmesi kesinlikle yanlış he burada düşüncemi eleştirecek kişilere sesleniyorum merak etmeyin burada yazarın anlatmak istediği son kısımda da bahsettiği "duygu fırtınaları" oluşturarak Çi'ye götürmek istemesini, yanlış ya da doğru olarak o fırtınaları canlandırmak istediğini biliyorum ve neden aşk için bir bakış, bir söz yetiyorken tecavüz oluyor?... İkinci olarak kadın erkek ilişkileri kötü anlatılmış sanki sadece evrimsel süreçte sex ihtiyacımıza göre karşı cinsten arkadaşlar ediniriz ve gereksinimiz sağlanınca onlara ihtiyacımız kalmaz gibi... Ve 5 sayfada bir sex olması insanı "Yeter artık bir sevişmeyin konuya gelin" dedirtecek cinsten Bu kadar şeyi yazdıktan sonra hikayenin devamını okuyacağım çünkü bu kötüyse bundan sonraki neden iyi olmasın? önemli olan önyargılarımızdan kurtularak açık fikirli olarak değerlendirmektir iyi okumalar...
Edebiyat
Fi - 1. KitapAkilah Azra Kohen · Everest Yayınları · 201821,5bin okunma
Reklam
Réalite pour mon monde...
s'approcher de lui est une possibilité lointaine, s'éloigner est une possibilité plus éloignée est un monde si étrange...
Aşk
Nokta...
Ne ararsın Tanrı ile aramda? Sen kimsin ki orucumu sorarsın? Hakikaten gözün yoksa haramda, Başı açığa niye türban sorarsın? Rakı, şarap içiyorsam sana ne. Yoksa sana bir zararım içerim. İkimiz de gelsek kıldan köprüye Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim. Esir iken mümkün müdür ibadet? Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et. Senin gibi dürzülerin yüzünden, Dininden de soğuyacak bu millet. İşgaldeki hali sakın unutma, Atatürk'e dil uzatma sebepsiz. Sen anandan yine çıkardın amma, Baban kimdi bilemezdin şerefsiz...
Şiir
"Özneler arası gerçekliklerimiz" ve kafaya takmama sanatı
Çevremize şöyle bir uzaktan baktığımızda, insanların birçok anlam verdikleri şeylerden dolayı mutsuz olduklarını görürüz ve hatta öyle ki bu anlam verilen şeyler kişilerin mutluluğunu en az %80 etkiliyor desek yanlış olmaz. Neyse iş hayatında birçok "ihtiras" sahibi insanlara denk geliriz. O kadar kafaya takabilirler ki istedikleri makam için her şeyi yaparlar ama her şeyi! Peki bu makam, kurum, kuruluş dediğimiz şeyler aslında ne? Yuval Noah Harari'nin kitaplarını okuyan arkadaşlar bilirler "Özneler arası gerçekliği" ben basitçe anlatayım. İnsan daha var olduğu ilk andan beri beyni neden-sonuç ilişkisiyle bağlantılar kurarak ve imajinasyon dediğimiz zihinde tasavvurlar ile hayatta kalmayı başardı. Ve bir de örgütlenebilme becerisiyle doğada üstün oldu. Yani bugün doğada diğer canlılardan daha rahat yaşayabiliyorsak bu "toplum" oluşturup örgütlenebilme becerimizdendir. Kurumlar, kuruluşlar kısaca bizim bir örgütlenme biçimimiz. Peki o kurum ve kuruluşlarda çalışan insanlar neden yöneticilerinin dediklerine itaat ederler? neden bir fabrikada 300 çalışan bir patronu döverek kendi sözünü dinletemez? Çünkü bu bizim "özneler arası gerçekliğimiz" de yer alıyor. "Patronun dediklerine itaat etmek gerekir" Mesela Mercedes'i ele alalım. Mercedes deyince herkesin aklına bir kurumsal kimlik gelir. Peki gerçekten Mercedes somut mudur, yoksa neden olduğu şeyler mi somuttur? Eski zamanlarda kurumların olmadığı zamanlarda bir üretici ürettiği şeyden sorumluydu ve olası aksiliklerinden üretici şahıs ya da şahıslar hukuken sorumlu tutuluyordu ve ceza alıyorlardı. Bugün siz Mercedes'i dava etseniz Mercedes'in Ceo'suna dava açılmayacak Mercedes kurumuna dava açılacak ve Mercedes kurumu ceza alacak. Peki devlet, hukuk, kanunlar nedir? onları da şöyle özetleyebiliriz. A devleti
Felsefe