(…) dünya içimden değil, dışımdan akıyor; bütün kelimeler ölü, ve işte tek bir anlamım var sanki: Dünyanın en yüce, en soylu yapıtı... Bana “en”demek istiyordun. İşte... en güzel ölü.
Hala mı sürgün! Yere batsın felsefe!
Felsefe bir Juliet yaratamadıkça,
Başka yere taşıyamadıkça bir kenti,
Bir prensin kararını değiştiremedikçe
Hiç yararı yok, yeter bundan söz etme!
Hayal gücü, sözden çok tözüyle zengin olduğundan,
Özüyle övünür, sözüyle değil;
Dilencidir ancak servetini sayanlar;
Benim sevgimse öyle büyüyüp çoğalmış ki,
Varlığımın yarısını bile saymak gelmez elimden.
Şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulurlar,
Ölümleri olur zaferleri,
Öpüşürken yok olan ateşle barut gibi.
En tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir,
Aynı tat isteği, iştahı köreltir.
Onun için, ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin,
Hedefe hızlı giden, yavaş kadar geç varır.