Bir şey var sevgilim, kolay mutlu olamıyorum. Ve bu katılaşmış mutsuzluğa ilk etkili bıçağı sen sapladın.
Yürüt o bıçağı, çevir, bük... Ölümlülük içinde bir ölümsüzlük bu.
Seni sevmesem ne yapardım?
Günü birlik ilgilerle yetinecek kadar çocuk kalmadım. Tek şey var: Sevgi. Onun hiçbir protokolü yok. Sınırı ve takıntısı yok. Yalnızca olduğu gibi olması ve alacağın tanıma, hesaba sığmaması var.
İnsanı güzelleştiren şey, insanlık yararına çalışmaktan başka ne olabilir ki? Sıkıntı, bunaltı dediğimiz durumlar, ancak bu yolda çalışılan rastladığımız engeller sonucu baş gösteren dramların bir türü olsa gerek. Bunu böyle bilince bal gibi umutlu ve avuntuluyuz. Gene de dünyayı ve insanları kavrarken bir düşünür ya da sanatçı tavrı alıyorsak, sayısız sorunlarımız olacak demektir.
Gerçi ben çılgınlığa da inanırım ama, çılgınlık kupkuru bir zevk tüketimi anlamına geliyorsa, bunun altında ruhsal bir hastalığın yattığını rahatça söyleyebilirim.