Nazlı Sıla

Nazlı Sıla
MEB-Öğretmen
Yüksek Lisans
16 Ağustos 1994
73 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Puan vermedi·192 syf.··
2025 14. kitabı
Roman, deniz insanı ve toprak insanı arasında kalan Mahmut'u anlatıyor. Mahmut, bir yandan baba mesleğini yani denizi seçmek için can atarken, diğer yandan karada kurulu, güvenli bir hayat sürmek arasında kalıyor. Fakat deniz sevgisi öylesine yoğun ki, hayatı boyunca içinde hep bu çağrıyı hissediyor. Kitaba adını veren “Aganta Burina Burinata” da aslında bir denizcilik terimi, “yelkenleri indir, direği topla” anlamına geliyor. Yani denizcinin yolculuğu kapatışını simgeliyor. Sanırım romanda da bu ifade, hem denizle vedalaşma hem de onun çağrısına karşı koyamama anlamında kullanılmış. Deniz kültürünü ve Ege kıyılarının yaşamını çok güzel bir gözlem gücüyle anlatıyor. Sadece bir “deniz romanı” değil, aynı zamanda insanın özgürlük, kader ve tutkularıyla mücadelesini de işliyor. Dilindeki sadelik ve betimlemelerin güzelliği sizi denizin ortasına götürüyor. Deniz bence işlenmesi zor bir tema ve özellikle denizcilik terimlerini böyle sıkmadan kullanabilmek ustalık istiyor. Çok sürükleyici mi denecek olursa bence değil. Fakat anlattığı hikayenin ruhunu yansıtması ve başarılı kalemi ile baş yapıt olması anlaşılacak bir eser. Vakit ayırıp okumak lazım.
Aganta Burina BurinataHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 20226,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Nazlı Sıla

, bir kitap okudu
Puan vermedi·192 syf.··
2025 14. kitabı
Halikarnas Balıkçısı
8.1/10 · 6,2bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2025 13. kitabı
Kitap, evrenin ve insanın oluşum hikâyesini farklı bilim dallarından üç önemli uzmanın sohbet tadındaki anlatımıyla sunuyor. Bu uzmanlar bizi Büyük Patlama’dan günümüze kadar taşıyor. Kitap, karmaşık bilimsel konuları sade ve anlaşılır bir dille anlattığı için okurken hiç zorlanmadım. Röportaj şeklinde bir kitap olması akıcılığını hiç etkilememiş aksine keyifle okunur hale getirmiş. Sorulan sorular da bazen bir çocuğun bile sorgulayacağı tarzda olduğu için aklınıza gelen en küçük detaya bile basitçe açıklamalar yapılmış. Galaksilerin oluşumu, Dünya’nın evrimi, canlılığın başlangıcı, insanın biyolojik ve kültürel gelişimi gibi geniş bir yelpazeye sahip konu başlıkları vardı ve oldukça anlaşılırdı. Bu konularda fazlaca bilgi sahibiyseniz ve derinlik arıyorsanız yüzeysel kalabilir. Fakat bilimi basitçe algılamak istiyorsanız ideal bir kitap. Kitapta tamamen bilimsel anlatım olduğu için kutsal metinlere atıf yapılmamış. Bu da zaten özellikle belirtilmiş. Fakat ben kitabı tamamen bilimsel bir merakla okusam da anlatılanları inancımla birleştirebildim. İnanç ile çelişen çok bir şey bulamadım. Tersine, bilim Tanrı'nın yarattığı evreni çözüyor gibi hissettim. Bu bakış açısıyla okuyunca kitap benim için hem bilgi kaynağı hem de inancıma derinlik katan bir deneyim oldu. Sonuç olarak, ister sadece bilime meraklı olun ister inançlı biri, bu kitabı okurken evrenin hikâyesini öğrenmekten büyük keyif alabilirsiniz. Önemli olan, anlatılanları kendi düşünce filtremizden geçirerek, bilgi ile inancı çatıştırmak yerine bütünleştirmek.
Dünyanın En Güzel TarihiHubert Reeves · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025318 okunma

Nazlı Sıla

, bir kitap okudu
Puan vermedi·160 syf.··
2025 13. kitabı
Hubert Reeves
8.3/10 · 318 okunma
Puan vermedi·520 syf.··
2024 1. kitabı
"Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum." Hepimizi düşündüren bu cümle ile başlıyor kitap. Kim bilir kaçımız ömrümüzün en mutlu anını yaşadık ama haberimiz yok diye düşünüyoruz. 1975 baharında Sibel ile nişanlanmak üzere olan Kemal'in bir çantacıda uzaktan akrabası Füsun ile karşılaşması ile başlıyor olaylar. 9 sene süren olaylar zincirini, Füsun'a olan aşkını keyifle okusam da en başından beri Sibel'e çok büyük haksızlıklar yapıldığı fikrindeyim. Kemalin aşkında sıkıntılar gördüğüm durumlar da oldu. Sanki aşk değil de ciddi anlamda Sibel'in de tanımıyla"hastalık" gibiydi. Füsun ise zaten ergenlikte başlayan bu aşkta sanki 9 yıl sonra da hala o ergenliğin etkisinde gibiydi. Yetişkin bir kadın olması, artık eski Füsun olmaması ama yaşadığı bütün buhranın ergenlikten gelmesi sanki psikolojik olarak sorunlu bir kişi izlenimi yarattı bende. Kitapta çok fazla tekrara düşülen yerler de vardı. Ama yine de elinizden bırakmak istemiyor ve bu aşkın sonunu görmek istiyorsunuz. Minicik bir detayın insanı ölüme sürükleyebileceğini hissediyorsunuz. Kitabın içinde tek girişlik bir müze bileti olması da bence harika bir olay. Ayrıca kitabın ilk cümlesi gibi son cümlesi de beni çok duygulandırdı. Kahramanın son sayfalarda "Allahaısmarladık" diyerek sözü yazarımız Orhan Pamuk'a bırakması ise gerçekten bir vedalaşma hissi yarattı. En kısa zamanda bu müzeye gidip ziyaret etmek zorunda hissediyorum kendimi. Nesnelerin enerjisi olduğuna çok inandığım için müze fikri aşkın somutlaştırılması için mükemmel olmuş diye düşünüyorum. Ve öyle plansız değil, yüzlerce müze gezerek büyük bir donanım ile açılmış. Eksiğiyle, rahatsız edici yanlarıyla, tutkusuyla, aşkıyla iyi ki yazılmış bu kitap. Keyifli okumalar.
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma