"Hump, tohum eken çiftçinin meselini bilir misin? Hatırlarsan, tohumların bazısı fazla toprağın bulunmadığı taşlık yerlere düşmüş ve hemen boy vermişler, çünkü toprakları yeterince derin değilmiş. Ve güneş tepedeyken de kavrulmuşlar ve kökleri olmadığı için de kuruyup gitmişler. Ve kimi tohumlar da dikenlerin arasına düşmüş ve dikenler boy verip onları boğmuş."
"Pekala?" dedim.
"Pekala mı?" diye sordu, biraz huysuzca. "Hiç de ala değil. Ben o tohumlardan birisiydim."
Sayfa 97 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Kendimi içinde bulduğum bu durum nedir? Bu yaşama sevinci? Yaşama bu övgü? Adına pekala esin diyebileceğim bu duygu? Bu, insanın hiçbir hazım sorunu yaşamadığı, karnının tok sırtının pek olduğu ve her şeyin yolunda gittiği zamanlarda hissettiği türden bir şey. Bu, yaşamanın rüşveti, kanın şampanyası, mayanın taşması ki kimini kutsal düşüncelere daldırır ve kimilerini de göremedikleri halde Tanrı'yı gördürür ya da yarattırır. Hepsi bu, yaşamın sarhoşluğu, mayanın kıpırdayıp ilerlemesi, yaşamın insanı canlı olduğunun bilinciyle çıldırtan çağıltısı."
Sayfa 72 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Ama -işte can alıcı kısmı- hiçbir nedenimiz bulunmasa da, yaşamak ve devinmek istiyoruz, çünkü bu, yaşamın doğasında yaşamak ve devinmek bulunduğu için böyle. Bu yüzden olmasaydı eğer, yaşam ölü bir şey olurdu. Kendi ölümsüzlüğünü düşlediğin, içindeki bu yaşam yüzünden. İçindeki yaşam canlı ve sonsuza değin canlı kalmak istiyor. Pöh! Pisboğazlığın sonsuzluğu."
Sayfa 51 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Gerek yalnız niyette kalsın, gerek somut belirtileri eyleme dökülsün, her durumda kötü duygulanmalar doğal halinde gereği gibi güzel görünenleri pek çirkin gösterir.
Sayfa 25 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu