Hiç baş kahramanı kurt köpek olan bir kitap okudunuz mu?
9/10
·264 syf.··
2026 37. kitabı
Çok sevdiğim bir kitap oldu ilk olarak herkese tavsiye ederek başlamak istiyorum. Jack London'ın ilk okuduğum kitabı Adem'den önce idi orda ki dilini ve akıcılığını beğenince diğer kitaplarını da okumaya karar verdim. Tabiki Beyaz Diş'i çok daha beğendim. Beyaz Diş bir kurt ve köpeğin yavrusu yani bir kurt köpek. Kitap önce anne ve babasından başlıyor anlatıma sonra Beyaz Diş'in doğumu, eniklik yılları, vahşi doğaya ilk atılışı, ilk avlanışı, ilk insanla tanışması, nasıl sahiplenildiği, nasıl bir arena köpeğine dönüştürüldüğü, nasıl kızak köpeği olduğu gibi pek çok şey anlatıyor. Bu hikayeleri kesinlikle kitabın betimleme ve anlatım tarzıyla okumalısınız. Kitapta en çok hoşuma giden şey tanrı bakış açısıyla anlatılmasına rağmen kitapta baş karakterimiz Beyaz Diş'in duyguları, hissettikleri, iç güdüleri sanki Beyaz Diş'in ağzından yazılmışçasına ön plandaydı ve ben en çok bu kısmı sevdim. Baş kahramanı bir kurt köpek olan bir hikayeyi okumak aşırı keyifliydi onun tüm yaşadıklarına birebir empati duyabildiğiniz sanki bir insanmış gibi onu anlayabildiğiniz bir anlatım benimsenmişti. Jack London bir evrimci, elbette bu kitabında da evrime dair nüanslar buluyorsunuz ama bu kitabın akıcılığını bozmuyor. Benim gibi geç kalmayın okumaya, keyifli okumalar
Beyaz DişJack London · Sis Yayıncılık · 201795,8bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 11. kitabı
“Teknolojinin önümüze serdiği sınırsız imkânları düşündüğümüzde, bugünün insanını yakalayabilmek için samimi ve bilgece bir üsluba ihtiyacımız var. Gençlerimizin artık eski, kalın kitapları karıştırıp kafa yoracak ne vakitleri var, ne de istekleri. İslâm’ın ilkelerini ve güzelliklerini, tahrif etmeden ama muhatabı taltif ederek sunmamız gerekiyor. Buna ‘din dilinin restorasyonu’ dememiz caiz olursa eğer, yapmamız gereken tam da bu. > Türkiye kamuoyunun yakından tanıdığı Nouman Ali Khan, çizmeye çalıştığım çerçeveyi gerçek anlamda dolduran bir isim. İslâm ve Kur’ân hakkındaki derin bilgisini keyifli ve bilgece bir üslupla dile getirip, bunu yaparken kendi hayatından aktardığı sıcak ve sıra dışı anekdotlarla okurunun ilgisini her an canlı tutabiliyor. > Nouman Ali Khan’ın Dirilt Kalbini adıyla Türkçeye kazandırılan elinizdeki ilk kitabı, günümüze dair bazı meseleler hakkında Kur’ân ayetlerinden damıttığı kıymetli dersler içeriyor. Ayetlerin sadece mesajını değil, ayetlerde geçen ifadelerin dil özelliklerini de laf arasında aktarıyor. Kelimelerin anlamları, anlamlar arasındaki hoş nüanslar, bunların ayetlere kattığı derinlik ve zenginlik... Bütün bunlar, okuyucuyu hem anlatılan konuya hem de bir bütün olarak Kur’ân’ın harikulâde üslubuna yaklaştırıyor, ısındırıyor. > Dirilt Kalbini okurken, şu ayet hep hatırınızda olsun, zira ayette anlatılan şeyin ayniyle tezahür ettiğini göreceksiniz: > “Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, ona çok büyük bir hayır verilmiş demektir. Bunu ancak, temiz akıl sahipleri düşünüp anlar.” (Bakara, 26)
Dirilt KalbiniNouman Ali Khan · Timaş Yayınları · 201712,3bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
69 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 16:56
Filmi izledikten sonra çok beğendiğim için kitabını da okumak istedim. Eğer siz de benim gibi filmini çok beğendiyseniz tam aradığınız şey kitabını da okumak. Film ortalamadan uzun olmasına rağmen çok keyifliydi ve içinden çıkmak istemediğim sıcak bir dostluk ve yeni şeyler öğrenmemi sağlayan bilim kurguyla doluydu. Kitap da tam olarak filmin aynısı sayılır sadece nüanslar var. Uyarlama açısından baya başarılı bir eser olduğunu söyleyebilirim.
Kurtuluş ProjesiAndy Weir · İthaki Yayınları · 20261,728 okunma
Puan vermedi·571 syf.··
2026 62. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 15:24
Pek çok kişi Tolkien'e "Fantastik Edebiyatın Babası" gibi sıfatlar yakıştırıyor, fakat bu gibi sıfatları yakıştıran kişilerin türün tarihini tam olarak bilmediğini düşünüyorum. Misal, Eddison'un eserinde yine hayali bir dünya, incelikle oluşturulmuş ve oldukça arkaik bir dil, dünyevi olmayan bir kraliçe, soyluluk ve karanlık güçler arasında gidip gelen, bocalayan, içsel çatışmalar yaşayan bir merkezi karakter mevcut. Anderson'ın, Yüzük Kardeşliği ile aynı yıl çıkan Broken Sword adlı kitabında da uzak diyarlarda yaşayan kibirli elfler, kazılar yapan cüceler, dövülmesi gereken bir kılıç, aydınlık ve karanlık ordular arasında geçen epik bir savaş, bu iki uca sıkışmış bir başka merkezi karakter ve Hristiyan ile Pagan dünya görüşlerinin iç içe olduğu bir anlatı mevcut. Peki bu unsurlar Tolkien'e özgü değilse, onu farklı kılan şey nedir? Dunsany, Eddison ve Anderson da aydınlık ile karanlığın çatıştığı dünyalar sunsa da, bu çatışmaları incelikli, çoğu zaman ironik bir dokunuşla aktarırlar. Ahlakı mutlaklar üzerinden sunmanın tehlikeli olduğunu kabul ederler. Tolkien (ya da C.S. Lewis) ise kötülüğü kötü, iyiliği iyi olarak göstermekte hiçbir sorun görmez. İkisinin kesiştiği tek nokta, Gollum'un hikayesinde de görüldüğü üzere, dürüst bir kişinin baştan çıkarılması durumudur. Ancak Gollum dahi, Eddison'ın Lord Gro'su ya da Anderson'ın Scafloc'u gibi alternatif bir dünya görüşü içinde yaşayan bir karakter değildir. Yalnızca Tolkien'in, tabiri caizse, iki kutuplu ahlakının iniş çıkışları arasında savrulup gider. Kötülüğü dışsal, akıl dışı bir olgu olarak sunmak, "bize karşı duran, bilinmeyen" olarak tanımlamak tehlikeli bir mesajdır. Çünkü okuyucu kendi ahlakını bu oluşturulmuş dünyanın üzerine ekler ve dayatır, ki modern fantastik yazarların çoğu, Tolkien'in örneğini
Edebiyat
The Fellowship of the RingJ. R. R. Tolkien · Harper Collins · 200917,1bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 30. kitabı
Salam Qədirzadə - “Kəndimizdə bir gözəl var" Yazıçıdan oxuduğum dördüncü kitabdır və qələminin şirinliyinə, doğmalığına bir daha heyran qaldım. Bütün kitablarını bezmədən, ard-arda oxuya bilərəm. Elə səmimi üslubu var ki, sanki 2026-cı ildə deyilsən, kitabın yazıldığı köhnə dövrlərdə yaşayırsan. Yazıçı məkanın ləhcəsini, dialektini əsərə o qədər təbii köçürüb ki, insan özünü hadisələrin içində hiss edir. Bu canlılıq oxucunun üzünə gah şirin gülümsəmə qondurur, gah da fərqli kədər bəxş edir. Yenə sevə-sevə oxuduğum, maraqlı bir Salam Qədirzadə kitabı oldu. Hər zaman dediyim kimi - "Xan Nəşriyyatı"nın bu seriya üçün hazırladığı üzlüklər möhtəşəmdir. Kənardan baxanda insanı cəlb edir, rəsmən kitab "məni oxu" deyir. Yazıçının qələmində belə bir xüsusiyyət var - demək istədiyi fikri və ya səhnəni üstüörtülü, amma çox anlaşıqlı çatdırır. Bəlkə hər oxucu birdən-birə anlamaz, amma başa düşəndə ayrı zövq verir. Müəllif səhnəni açıq yaza bilərdi, amma yazmayıb hər şeyi oxucunun ixtiyarına buraxır. Bu da Salam Qədirzadə qələminin özünəməxsus sirdir. Sevgini, eşqi şirin sözlərlə elə ifadə edir ki, oxuduqca insana çox xoş gəlir. Baş obraz Əkrəmin həyatı mənə çox təsir etdi və mənim üçün unudulmaz obrazlardan birinə çevrildi. Məncə, yazıçının ən təsirli, dramatik əsəri budur. Əkrəmin yaşadıqlarını oxuduqca insan sağlamlığının - əlinin, ayağının, gözünün qədrini bilməli olduğunu düşünür. Hər şeyimiz yerindədirsə şükür etməli, yerində deyilsə də "Allahın bir bildiyi var" deyib qane olmağı bacarmalıyıq. Qadın və qadın gözəlliyi böyük qüvvədir. Nə mənada dediyimi anlamaq üçün kitabı oxumaq lazımdır. Kitabda deyildiyi kimi: "Qadın gözəlliyi gənclik üçün hörümçək toruna oxşar tilsimdir". Çox gözəl cümlədir. Digər tərəfdən, hər şeyə kor-koranə inanmağı qəbul edə bilmirəm. İnsan bir az
Kəndimizdə Bir Gözəl VarSalam Qadirzade · Xan Nəşriyyatı · 2024323 okunma
10/10
·840 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 00:00
Otobiyografik bir eser gözüyle yola çıkılmış 20 kitaptan 840 sayfadan oluşan büyük bir eser. Goethe’nin çocukluğu, gençliği ve orta yaşları var eserde. Bu eserle Goethe’nin ailesini, eğitim yaşamını, Genç Wertheri, şiirlerini, aşklarını, arkadaşlıklarını, etkilendiklerini Goethe’nin dilinden öğrenebiliyoruz. Dönemin Almanyası’na da fazlasıyla değinen eser sizi içine çekip sürüklüyor. Bazı eleştirmenlerce Goethe bu eserde bazı kişileri abartarak yazmış. Bu eseri okuduktan sonra muhakkak 2. Ve 3. Cilt olmalıydı diyeceksiniz. Olgunluk ve yaşlılık Çağları eserde yok. Faust eserinden birkaç kez bahsediyor, Faust’a ömrünü adamış biri olarak bu şekilde olması çok şaşırtıcı. Hayata dair birçok satır alabileceğiniz nüanslar var. Bazı bölümlerde altını çizmeye kalem yetmeyebilir. Almanya’nın eğitime bakışı, siyasi olaylar, dönem zenginlerinin yaşayışı gibi birçok şey şaşırtmaya hazır bekliyor kitabın içinde. Goethe’ye, Almanya’ya, Goethe’nin çağdaşlarına bir gram ilginiz varsa bu eser sizi etkisinde bırakacaktır. Burada değinilmesi gereken birçok önemli isim var bana göre ilk ne Shakespeare ne Herder ne de Schiller… Babası inanılmaz bir olay ki zayıf yönlerine, edebiyata bakışına da eserde yer verilmiş. Bence Goethe’nin Goethe olmasının en büyük etkeni babası(Johann Caspar Goethe). Bir adam düşünün evde 2000 ciltlik bir kütüphanesi var o dönem için inanılmaz bir arşiv. Hukukçu, Kraliyet Danışmanı, iki doktora ünvanına sahip, yazar… Birçok ünvana ve yetkinliğe sahip bir adam. Evde çocuklarına dans dersleri, matematik, dil dersleri verebilecek kadar da bilgili… Annesi ünlü bir oyun yazarı. Edebiyata bakışından şaşırdığım bir şey de şuydu Şiir, oyun vd. Başka dillere çevrilirken düz yazı formatında olması gerekiyor demesi. Goethe’nin yaşamından en önemli şeyler; merak, ilgi,
Yaşamımdan Şiir ve HakikatJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2015193 okunma