"Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. Sana dehalet ediyorum ve sana hizmetkârım ve senin rızanı istiyorum ve seni arıyorum."
Risale-i Nur Külliyatı,Sözler 8.Söz
"...O birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma. Onlara tezellül edip minnet çekme. Onlara temelluk edip boyun eğme. Onların arkasına düşüp zahmet çekme. Onlardan korkup titreme.
Çünkü Sultan-ı Kâinat birdir. Herşeyin anahtarı O'nun yanında, herşeyin dizgini O'nun elindedir. Herşey O'nun emriyle halledilir. O'nu bulsan, her matlubunu buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun... "
İçinde taşıdığı muhtevayı kısmen içine çeken toprak bir kap gibi, ilahi emanetin şuurlu bir taşıyıcısı olmakla bir velinin kişiliği de ilahi vasıflar olan aşk, nur, cömertlik ve merhametle dolar.
Velilerin kendi kişilikleri vardır ama bu kişilikler artik onlara hükmedemiyordur. Onlar kişiliklerine hakimdirler. Bunu ifadenin başka bir yolu şudur: kişilikleri artık güzelleşerek birer cemal tecellisi haline gelmiştir. Nur ve aşk ile dolmuşlardır.
Rivaye te göre eski Mısırlılar Ameni demişler. Çin'de adı Mettaya imiş. Mecusiler Soşyant diye çağırırlarmış . Hıristiyanların Mesih'i Müslümanların Mehdi'si gibi biri işte! On bin yıl evvel bakire bir anneden rahim yoluyla doğmamış da güneşin buluttan çıktığı gibi annesinin yan tarafından dünyaya çıkıvermiş. Böylece bedeni annenin kirleriyle kirlenmemiş,hemen yürüyüp yedi adım atmış, ayağının bastığı yerlerden lotus çiçekleri misali mücevherler çıkarmış; saçtığı nur üç alemi aydınlatırmış.