Puan vermedi·147 syf.·
2026 32. kitabı
Nur Yaramaz ‘dan Kelebeğin Ömrü Kelebeğin Ömrü, yazarın kendi yaşam öyküsünü "duraklar" üzerinden kurguladığı bir otobiyografik deneme kitabı. Yazar, hayatın içinden geçen her duyguyu ve her dönemi birer durak olarak betimlemiş; okuru bu duraklarda kısa ama derin molalar vermeye davet ediyor. Kitap, Kelebek Durağı ile naif bir başlangıç yapıp Sevgi Durağı ile derinleşiyor ve bazı duraklarda içimdeki isyanın haykırdığı doğrudur. Yazar, sevginin en temel ihtiyaç olduğunu ve her yarayı iyileştirebilecek bir güce sahip olduğunu güçlü bir şekilde vurguluyor. Ancak kitabın "Sevgi Durağı" bölümünde değindiği bir nokta, okur olarak benimle ayrıştığı bir yer oldu; aileden görülmeyen sevgisizliğin kök nedeni olarak "onların da sevgi görmemiş olmasını" öne sürüyor. Kişisel kanaatimce, bu gerekçe maruz kalınan sevgisizliği hafifletmeye yetmiyor. Geçmişin döngüsü, bugünün eksikliğini her zaman haklı çıkaramaz. Bu kitabı kısaca bir "içini dökme kitabı" olarak tanımlayabilirim. Yazar, susmanın anlamsızlaştığı noktada "yazacağım" diyerek duygularını haykırmayı seçmiş. Edebi derinliği tartışmaya açık olsa da anlatmak istediği mesaj oldukça net ve doğrudan. Akıcı ve kısa bölümlerden oluşması sayesinde oldukça hızlı bitirilebilen, yormayan bir eser. “Bazen başlaman gerekir her şeye yeniden; geç kalmadan, ölüm gelmeden ve korkusu sarmadan bedenini, geç kalmamak gerekir bazen birine ya da kendine ama en çok kendine.” "Yalnız kaldım, çok yalnız kaldım çünkü hepsinin kıymetli vakitleri vardı ama bana ayıracak vakitleri yoktu ben de yalnız kalmayı tercih ettim." “Kim bilir belki kelebekler de veda ederken gülümsüyorlardır.”
Kelebeğin ÖmrüNur Yaramaz · Parga Yayınevi · 202115 okunma
MEĞERSEM GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANIRMIŞ
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2026 80. kitabı
Aynadaki Kıyamet ve İçsel Şifa ​ "Meğersem Güneş Hep Balçıkla Sıvanırmış" kitabını okurken Kur’an ayetlerinin ve sembollerinin, aslında iç dünyamı ve egomu çözümleyen muazzam birer rehber... Yazar ressam kimliğini öyle güzel devreye sokmuş ki; kelimelerle resim yapar gibi, ayetlerdeki kavramları zihnimde canlanan görsel sembollere dönüştürdü. Denizlerin birleşmesi, zeytin, incir veya nur gibi ifadeler benim için birer dini terim olmaktan çıktı; psikolojik evrelerimi anlatan birer metafora dönüştü. ​Özellikle Kıyamet Suresi üzerinden yaptığı analizi çok somut ve sarsıcı buldum. Buradaki astronomik olayları zihnimize uyarlamış: Dünyayı insana, Ay’ı zihne, Güneş’i ise hakikate benzetmiş. Kendi zihinsel kalıplarımı aradan çekip doğrudan hakikate baktığımda, zihnimin yapay ışığının sönüşünü ve egonun yönettiği o eski dünyanın yıkılışını hissettim. Yazar buna insanın kendi özüyle birleştiği "en büyük kıyamet" diyor ki çok doğru... ​Kitap boyunca anladım ki, dış dünyada şikayet ettiğim veya beni öfkelendiren ne varsa, aslında kendi içimde bastırdığım duyguların dışarıya vuran birer aynasıymış. Üstelik yazar sadece teoride de bırakmamış; son bölümde Felak, Nas ve İhlas surelerini gündelik hayatımın pratik alanına indirmemi sağladı. Bu sureleri ezbere okuyup geçmek yerine; gün içindeki korkularıma, zihinsel takıntılarıma ve içsel boşluklarıma birer merhem olarak nasıl konumlandıracağımı adım adım gösterdi. Tevrat, İncil ve kadim felsefelerle de bağ kurarak, yansıyan ışıklar farklı olsa da kaynağın tek olduğunu ve zihnimi sakinleştirdiğimde kendi içimdeki huzura ulaşacağımı çok naif anlattı. ​Ruhumu genişleten, şifa niyetine bir kitap oldu benim için.
Meğersem Güneş Hep Balçıkla SıvanırmışRecep Çiftçi · Ceres Yayınları · 20268 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
5/10
·207 syf.·
2026 12. kitabı
Kitap temel olarak Nur adında bir genç kadının, tasavvuf yaşama amacıyla şehir şehir dolaşıp iç huzuru bulma yolculuğunu anlatıyor. Önceden yazarın Mavi Kuş kitabını okuyup çok sürükleyici bulmuştum. Bu da onun gibi akıcı bir kitaptı fakat dinin fazla ütopik anlatıldığını düşünüyorum. Tekke, zaviye ve medreselerde, günümüzde tasavvuf amacının dışına çıkarak farklı emellere eğrildiğini hepimiz medyada görüyoruz. Bu yolculuk gerçek olsaydı; çok güzel bir kız olarak tabir edilen Nur’un, şeyhlerin art niyetli düşüncelerine maruz kalacağını düşündüğümü üzülerek belirtmek istiyorum. Yazarın bu güzellemelerinin yanında Harf Devrimini de iğneleyerek Atatürk inkılaplarını hiçe saymasını doğru bulmuyorum. Bunların dışında kitapta birkaç yerde bir anda ilahi bakış açısından kahraman bakış açısına geçilmiş. Editör hatası olduğunu düşünüyorum. Ne yazık ki pek benlik bir kitap değildi.
NurMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 20144,914 okunma
Puan vermedi
Kitabı okuyorum - nihayet okumaya başladım - lakin belirteyim; bu kitap ve içindeki bilgiler bana masal gibi geliyor. Zaten açıkçası bana bir şey katması için ve yaşadığım çevreye daha iyi adapte olabilmem için okuyorum. Önceki okuduğum kitapta Gazali'nin cehennem tasvirleriyle yarışacak düzeyde bir kitap olduğu belirtilmişti(Ahirette 45 Gün). Oradan aldığım şevkle kitabı okumaya koyuldum ama daha başlarındayken bu yazılanlara - yani içeriğe - pekde inanmadığımı belirtmek isterim. Örneğin daha başlangıçta yazan rabbin kimdir veya kimin milletindensin soruları gibi(bu sorgulamalar kabirdeyken yapılıyormuş yersen) ve daha okuyacağım niceleri... Ama dediğim gibi esas okuma sebebim cehennem tasvirlerini görmek, hayal edebilmek, okumak ve bilmek. İnanmayanlarda benim gibi hikâye niyetine alıp okuyabilir. Allah'dan elimizin altında kitap hazır vardı yoksa birde temin etmek zorunda kalacaktık...(kütüphaneye sormuştum depoya kaldırılmış alamadıydım) Bilmeyenler için kitap eski dilde, lisanda tercüme edilmiş. (yani tercümeli hali bile zeman veya domuza hınzır vs. diyor, eski lisan, terimler anlıyacağınız) Bitirince önemli kısımları buraya aktarabilirim zira kimse duygu ve düşüncelerini yani yorumunu buraya aktarmamış. Kitabı okuyorum bu arada kitap gözümün önüne - bazı tasvirlerden dolayı - nedense Samanyolu Tvdeki Beşinci Boyut dizisini getiriyor. Bu arada Gazali, bidati mezhepsizcilik olarak tanıtıyor. Bende bidatçiyim o zaman ey Gazali! Yine kitap Kur'anda, Allaha yaklaşmak için vesile arayınız mealini peygamberler ve evliyalar olarak tefsir ediyor. Bu da bir eksi ben ve Cemre Demirel bunu beğenmedi. Öncelikle kitap 73 fırka olacağını(şu meşhur hadisden hareketle) ve bir fırkanın cennete gireceğini, onunda naciyye ehl-i sünnet ve'l cemaat olacağını söylüyor. Diğer 72
Kıyamet ve Ahiretİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 2012561 okunma
8/10
·496 syf.··
2026 80. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:00
Benim için çok arada olan bir kitaptı. Bu kadar yüksek puan almasının tek nedeni Rosanna karakteriydi. Bir dark romance içinde okuduğum en iyi karakter gelişimine sahip kadındı. Tüm engellemelere rağmen her şeyi söke söke aldı ama Diego olaya girince... Gerçekten hiç sevmediğim bir erkek karakter oldu. Rosanna önünde sürekli bir engel olduğu gibi ona karşı hareketlerini hiç sevmedim. Elbette bir dark romance olduğu için ne beklediğimi biliyorum ama Diego gibi de boş birini beklemiyordum. Sadece kendi egosu peşindeydi. Hikayenin ilk kısımları çok güzel aksa da sonları bir türlü akmadı. Bunun yanında birçok şey çok aceleye geldi maalesef.
KargaAşkın Nur Karataş · Lapis Yayıncılık · 2024202 okunma
Puan vermedi·170 syf.··
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 00:00
Hayatı alt üst olmuş ve yaşadığı hayatın utancıyla mahvolmuş iki gencin ibretlik hikayesi... Halit Ertuğrul'dan yine yaşanmış bir hayat hikayesi.Acı dolu,umut dolu ve gizem dolu bir hikaye.Her an ve her dakika yaradanın bize şah damarımızdan daha yakın olduğunu hatırlatan ve "kader ölüme manidir" sözünü hatırlatan bir öykü. Risale-i Nur külliyatı ve kitapdan alıntılarla beraber,hayat yolculuğunda yönünü kaybetmiş olan gençlere rehber olan bir pusula olarak da anlatılmış. Şems-i Tebrizinin söylediği gibi; "Düzenim bozulur, hayatım alt üst olur diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını? Düzeni bozulmuş,hayatı alt üst olmuş gençlerin sıfırdan yaşama tutunmaya çalışarak hayatlarını din ve iman yolunda yaşama mücadelesini anlatan ders niteliğinde ibretlik bir öykü.
Şark KızıHalit Ertuğrul · Nesil Yayınları · 2011648 okunma