Tek kelimeyle muhteşem diyorum çünkü insanı bu kadar iyi, gerçekçi, bilimsel ve anlaşılır anlatan bir kitapla daha karşılaşmadım. Ve bu kitap 41 yıl önce yazılmasına rağmen sanki bugünün birikimiyle yazılmış gibi.
Psikoloji üzerine yazılmış elbette çok iyi kitaplar var. Bunlar kendi deneyimleri, klinik çalışmaları etkilendikleri kuramcılar vs birçok birikimi içerir insan Olmak da onlardan biri ama bu kitabı ayıran bir nokta var. Akademik bir dil kullanmadan herkesin anlayabileceği bir düzeyde anlatılması, ve sanki karşımızda durup bizi veya etrafımızdaki insanları anlatıyor gibi her cümlesi her satırı dikkatle düşünüp sindirerek okunacak bir kitap. Oyuzden okuyacaklara kesinlike doğru bir zaman ve sakin bir kafayla okumalarını tavsiye ederim. Çünkü bazı kitaplar birkaç saniyeliğine bile dalgınlığa gelemez işte bu kitapta onlardan. Bazen daldığım zamanlar cümleyi satırları baştan okuyunca kendime: bak ne büyük bir bilgi kaçırmışım, bir cümleyle ne kadar önemli bir bilgiyi kaçıracaktım diye diye zihinde kalarak düşünüp sorgulayarak okudum.
Okurken ve kitabı bitiriken öğrendiğim en iyi şey Biz kendimizi tanımıyoruz bütün mesele bu! Bütün mesele bu diyorum çünkü kendini tanıyan insan duygularını, davranışlarını, gerçeklerini mutsuzluğunu, sorunlarını ve diğer insanları tanır. Kendini tanımayan insan hiçbir şeye çözüm üretemez, ilerleyemez bozuk bir plak gibi yaşamını aynı yörünge üzerinde devam ettirir ve ölür. Oysa yaşam bir arayıştır ve insan en çok kendinden sorumludur! Gençtan bunu öyle güzel ifade ediyor ki ve şöyle diyor: İnsan, varolduğu günden bu yana sürekli olarak, içinde yaşadığı dünyayı ve evreni tanımaya ve anlamaya çalışmış, ancak bu çabası içinde en az tanıyabildiği varlık yine kendisi olmuştur.
Peki kendini tanımak neden bu kadar önemli? Burası gerçekten