“Başını sallayarak şöyle diyorsun: Yıllar ne çabuk geçiyor! Sonra yine kendine soruyorsun: Bunca yıl ne yaptın? En iyi vakitlerini nereye gömdün? Yaşadın mı yaşamadın mı? Bak, diye konuşursun kendinle, baksana dünya soğuyor. Birkaç yıl daha geçecek, bastonlu, titrek yaşlılık gelecek, onların ardından da hüzün ve bezginlik. Ah! Zira tek başına, hepten yalnız kalmak hatta üzülecek bir durum olmaması ne kadar hüzün verici. Hiçlik, tam bir hiçlik…”
“Bir kez kendini bulmuş olan birinin bu dünyada kaybedecek hiçbir şeyi yoktur artık. Ve kendi içindeki insanı anlamış olan biri, bütün insanları anlar.”
“Ne yaptığımı biliyor musun küçük?”
“Hayır doktor.”
“Senin için kitaplar seçiyorum. Bu eski kitapları beraberinde götüreceksin. Bunlar klasikler. Bunları okuyacağına söz ver Jack. Kitap en iyi dosttur. Hayatın büyük kederlerini yenmek için okumaktan başka çare bulamıyorum. Kitaplarım olmasaydı, kaderin o darbelerine nasıl karşı koyardım?”