Nurdan Ernur

Nurdan Ernur
@nurdanernur
Öğretmen
Lisans
Istanbul
177 okur puanı
Kasım 2017 tarihinde katıldı
Puan vermedi·261 syf.·
2024 3. kitabı
(Biraz spoiler içeriyor. Bunu göze alırsanız okumaya devam edin.) Öncelikle hikayenin mekanı ada olduğu için kızım bu kitaba başladığında kulaklıkla deniz sesi açıp dinlesin ki kitabın içine girmesi kolay olsun. Sonra ortalarına doğru geldiğinde bu kitapta anlatılanları bir nebze hissetmesi için bir adaya götürmeliyim diye düşünmüştüm ki ortalarına geldikçe yaşına uygun değil düşüncesine vardım. ÇOCUK HİKAYE KİTABI SANMAK BÜYÜK YANILGI!.. Bu eser dünyanın en masum, en saf temsilcisi olarak gördüğümüz çocukların bile söz konusu "güç" olduğunda tehlikeli bir varlığa dönüşme hikayesi. Atom savaşı sırasında 6 ile 12 yaş aralığındaki bir grup çocuğun güvenilir bir yere götürülmek için yaptıkları uçak yolculuğu bir saldırı sonucu sona erer, çocuklar kendilerini ıssız bir adada bulurlar.. Adada liderlik için verdikleri acımasız mücadeleyi, bulundukları yeri nasıl cehenneme çevirdiklerini akıllı ve sağduyulu insanların nasil vahşetin kurbanı olduğunu anlatan bir öykü... ilerleyen sayfalarda anlatılmak istenen derin anlamı sezmeye başladığımda okumak daha manalı oldu. İnsanların uygarlıktan ayrıştığında zamanla ne kadar vahşileşebildiğini anlatan dünya klasiği bu eser ;aslında o dönemin şartlarına ters açıyla yazılmış. Öyle ki tamamen ironi içerdiğinden bir çok yayınevi basıma yanaşmamış o dönemde. Hattâ kitabı basmayı kabul eden yayıncı, yazar ın kapısını çaldığı 20.yayınevi imiş. Bu adada çocukların yaşadıklarını anlatmakta. Issız ada aslında hikayenin gözden kaçmaması gereken en önemli detayı, zira ıssız ada; medeniyetten ve dış dünyadan izole, ahlak ve hukuk kurallarının, otoritenin ve iktidarın olmadığı, yetişkinlerin ya da uygar/olgun insanların bulunmadığı bir distopya türünde bir kitap. Ilk başlarda Ralph karakteriyle neden lider seçildiğini ve seçildikten
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,4bin okunma
Reklam
Puan vermedi·120 syf.·
2020 48. kitabı
Atlara hayran atlara aşık bir çocuğun hikayesi...Küçük ve yoksul bir çocukla yavru bir atın tanışmalarını, tayın annesi ile birlikte yaşadığı saldırı ve annesinin kaçırılma olayı sonrası insanlara düşman olması, Folko dan başka hiçbir insanı yanına yanaştırmaması, öfkeyle dolması ve sonrasında gelişen olayları anlatmaktadır. Folko ile Beyaz Yele nin dostluğu, Folko nun çok sevdiği dostunu ateşlerin arasından korkusuzca kendini tehlikeye atarak kurtarması, hayvan sevgisi, atların asil ve duygusal hayvanlar oluşu üzerine başarılı bir hikâyedir. Sonu acıklı ama.
Beyaz YeleRene Guillot · Can Çocuk Yayınları · 20191,147 okunma
Puan vermedi·96 syf.·
2020 39. kitabı
Okuduğum en güzel çocuk kitaplarından... DİKKAT: -Spoiler içerir- Bir padişahın Süleyman adında bir oğlu varmış. Süleyman iyi huyluymuş ama aynı zamanda aceleci ve inatçıymış. Bir gün bir odada güzel yazı sanatı hatla bir kağıda kendi ismini yazmış. Bu yazdığını da çok beğenmiş. Altını imzalamış. Hemen padişah babasına göstermek istemiş. Babasının kapısında bir nöbetçi varmış. Şehzadeye babasının bir toplantıda olduğunu söylemiş. Küçük şehzade hat sanatıyla kendi adını yazdığı kağıdı nöbetçiye göstermiş. Nöbetçi kıs kıs gülmüş. Çünkü şehzade mürekkebin kurumasını beklemediği için mürekkep dağılmış. Süleyman odasına dönmüş ve ertesi gün öğlene kadar adını güzel yazabilmek için uğraşmış durmuş. Ama bir türlü becerememiş. Bu olay bütün sarayda duyulmuş. Padişahın kapısındaki nöbetçi Abdullah da duymuş. Şehzadeyi görmek için odasına gitmiş. Şehzadenin adını neden güzel yazamadığını anlamış. Çünkü şehzade ilk yazdığı ve en beğendiği yazının altına imza atmış. Oysa hat sanatında ustalaşmadan bir eserin altına imza atmak yanlış bir şeymiş Kırk Bin Kapılı Hazine Şehzade Süleyman bir gün bir rüya görmüş. Rüyasında bir köpeğin sırtına binmiş geziyormuş. Bu rüyanın yorumunu dadısına sormuş. Dadısı bir yorum yapamayınca Şehzade Süleyman çok kızmış. Sinirli bir şekilde odadan çıkmış. Sarayda sinirli sinirli gezerken sarayın avlusuna yüklü develer ve katırlar girdiğini görmüş. Bu hayvanlarda altın ve elmas yüklüymüş. Hepsi bir kantarla tartıp hamallarla içeri taşımışlar. Şehzade Süleyman bu altınların ve elmasların nereden geldiğini sormak için padişah babasının yanına gitmeye karar vermiş. Ancak kapıdaki nöbetçi içeriye girmeye izin olmadığını söyleyerek onu padişahın yanına sokmamış. Şehzade Süleyman nöbetçiden bu altın ve elmasların kiminin zekat kiminin vergi kiminin de
Küçük ŞehzadeCahit Zarifoğlu · Beyan Yayınları · 2015635 okunma
Puan vermedi·184 syf.·
2020 38. kitabı
Melek Çe'nin bir çok kitabını kızım sayesinde okudum. Ve çok sevdik kendisini. Yazı dili de harika. Bu kitap ise şu ana kadar kızımın okuduğu kitaplar arasında en sevdiği kitap. Yazar ise en beğendiği yazar.
Patojenik PrensesMelek Çe · Uğurböceği Yayınları · 201682 okunma
Puan vermedi·140 syf.·
2020 37. kitabı
Dostoyevski'nin Suç ve Ceza dan sonra okuduğum ikinci kitabıdır Yeraltından Notlar. Kitaptaki  “yeraltı”  ifadesi ile bilinçaltı ve kişilerin iç dünyasını kast etmiş.  Eserini yeraltı diye ifade ettiği kötümser, karamsar ruh hali ile yazan romancı,  bu eserinde kendini maddi âlemden kopararak kendi “yeraltına” iç dünyasına kapanan insanlardan tiksinen, insanları hiç sevememiş bir kişinin iç çatışmalarını ve hezeyanlarını dile getirmeye çalışmıştı.   İlk bölüm bizzat anlatıcının dünyasının, düşüncelerinin aktarıldığı bölümdür. Yeraltı dünyası anlatılır. Yeraltı; kendine ait bir dünya, bir gizil köşe, insanları izlediği bir kuledir. Anlatıcı burada kendini toplumdan ve sistemlerden soyutlamış, kendi kabuğuna çekilmiştir. İnsanları, toplumları, medeniyetleri, hayatı, şükretmeyi sorgular; yalanlar söyler ve doğrularını anlatır. ‘’Kötü biri olamamak bir yana, herhangi bir şey olmayı da beceremedim: Ne kötü ne iyi, ne alçak ne namuslu, ne kahraman ne de haşerinin biriyim. Şimdi bir yandan köşemde pinekliyor, bir yandan da acı, faydasız bir teselliyle avunuyorum: Zeki insanlar asla bir baltaya sap olamaz, olanlar yalnız aptallardır. Evet efendim, on dokuzuncu yüzyıl adamı en başta karaktersiz olmalı, böyle olmaya manen mecburdur; karakter sahibi, çalışkan bir insansa oldukça dar kafalıdır. Kırk yıllık ömrümden sonra bu inanca vardım. ‘’ İlk bölümde anlatılanlar, ikinci bölümde yaşanacak üç ana olayın temelini oluşturur. İlk olay, anlatıcının bir subayla yaşadığı problemdir. İkincisi, arkadaşlarıyla kötü olduğu bir akşam yemeğidir. Üçüncüsü ise, genç bir kadın olan Liza ile yaşadığı tecrübedir. Ayrı ayrı olaylar da olsa bir şekilde birbiriyle ilişkili olan bu olaylar; anlatıcının paradoksal karakterini, kendini sayıklama hâlini, iyinin kötünün evrilmesi problemini deşifre
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,5bin okunma
Reklam