Ah, ah karıcığım. Günler çok uzun geçiyor bu aralık. Her
gece kendimi senin yanında görüyorum. Taze, şeffaf, sert ve yumuşak
bir yemiş gibi ağzımda, renk renk bir çiçek gibi gözlerimde,
bir bahar havası gibi burnumdasın...
On beş yaşındayken iradem öğrenmeye yönelikti. Otuzuma geldiğimde, yolumu saptamıştım. Kırkımda artık kuşku diye bir şey kalmamıştı içimde. Kulaklarım ise ancak altmışımda açıldı...
Kien, dudaklarında belirsiz bir gülümsemeyle evine doğru yürümeye devam etti. Çok enderdi gülümsediği. Tıpkı, yaşamlarındaki en büyük istekleri bir kitaplık olan kişilerin ender bulunuşu gibi...