Nurhan

Nurhan
@nurhananne
“ŞAH” eser
10/10
·552 syf.··
2023 4. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2023 00:00
“ŞAH” ESER!!! Şunu söyleyebilirim ki başucu kitaplarımdan artık. Öyle olay örgüsüne boğulmuş bir eser değil, düşünsel olarak ilerliyor. Musil’in felsefeci olmasından kaynaklı, romanın yanında bir de felsefe metni okuyor gibi hissediyor insan. Zamanının çoğu yazarı gibi Musil de Nietzsche’den etkilenmiş fazlasıyla. Eseri okumadan önce Nietzsche’nin felsefesinin kısaca da olsa araştırılması iyi olur diye düşünüyorum. 1. Dünya Savaşı zamanlarında Avrupa’da yaşanan “bireydeki ve toplumdaki değişim”i açıkça görüyoruz. Her konuda eskiyle çatışan, yeni zamanda da tam olarak ne yapacağını bilemeyen birinin içsel konuşmalarına; kendini ve çevresini sorgulayışına tanıklık ediyoruz. “Tinsel” olarak dönüşen bir kitle var. Estetik anlayıştan, ahlak sorgulamasına, dindeki dalgalanmalara…hayatın dinamiklerinin Ulrich üzerinden zihinde nasıl dönüştüğünü görüyoruz. Bazen bir sayfa günlerce kafamda döndü. Musil bence bunun için yazmış eseri.Bazen bir cümleyle kitaptan bağımsız kendimle ilgili-düşüncelerimle ilgili değil sadece- ruhumla da ilgili içime dönmeyi öğrendim bu eserle. Bildiğimi sanırdım oysa…Ulrich unutulmaz bir karakter. Bu temada okuduğum eserler içinde modern insanın çözülüşünün en girift örneği oldu. Moosbrugger ile irade ve özgürlüğe bakışı, Walter ile sanatı irdeleyişi, kadın karakterleri çözümlemedeki başarısı…Altını çizdiğim yerleri düşünüyorum, ilk defa bir kitabı bu kadar karaladım sanırım. İkinci okuyuşumda da kaçırdığım yerleri çizebilirim Eserle ilgili söyleyecek çok şey var. Her karakter üzerinde saatlerce konuşulur. Ayrıca Musil’in kurguyu yaratırkenki tekniği ve dili kullanma biçimi ayrı bir inceleme konusu olacak kadar uzun. Artık okuyan arkadaşlarla kritiğini yaparız. Bu muhteşem şaheseri okuyacaklara iyi düşünmeler ve yerinde sorgulamalar diliyorum.
Niteliksiz Adam 1Robert Musil · Yapı Kredi Yayınları · 20191,388 okunma
Reklam
Unutulmaz “ŞAH”eser
10/10
·424 syf.··
2025 13. kitabı
·
158 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2025 18:21
Üzülerek yazıyorum, Niteliksiz Adam 2.cildini de bitirdim. 3.ve 4.cildi, ilk iki kitabın bana kattıklarıyla okuyacak olmak da ayrı bir deneyim olacak. Şunu söyleyebilirim ki başucu kitaplarımdan artık. Öyle olay örgüsüne boğulmuş bir eser değil, düşünsel olarak ilerliyor. Musil’in felsefeci olmasından kaynaklı, romanın yanında bir de felsefe metni okuyor gibi hissediyor insan. Zamanının çoğu yazarı gibi Musil de Nietzsche’den etkilenmiş fazlasıyla. Eseri okumadan önce Nietzsche’nin felsefesinin kısaca da olsa araştırılması iyi olur diye düşünüyorum. 1. Dünya Savaşı zamanlarında Avrupa’da yaşanan “bireydeki ve toplumdaki değişim”i açıkça görüyoruz. Her konuda eskiyle çatışan, yeni zamanda da tam olarak ne yapacağını bilemeyen birinin içsel konuşmalarına; kendini ve çevresini sorgulayışına tanıklık ediyoruz. “Tinsel” olarak dönüşen bir kitle var. Estetik anlayıştan, ahlak sorgulamasına, dindeki dalgalanmalara…hayatın dinamiklerinin Ulrich üzerinden zihinde nasıl dönüştüğünü görüyoruz. Bazen bir sayfa günlerce kafamda döndü. Musil bence bunun için yazmış eseriBazen bir cümleyle kitaptan bağımsız kendimle ilgili-düşüncelerimle ilgili değil sadece- ruhumla da ilgili içime dönmeyi öğrendim bu eserle. Bildiğimi sanırdım oysa…Ulrich unutulmaz bir karakter. Bu temada okuduğum eserler içinde modern insanın çözülüşünün en girift örneği oldu. Moosbrugger ile irade ve özgürlüğe bakışı, Walter ile sanatı irdeleyişi, kadın karakterleri çözümlemedeki başarısı…Altını çizdiğim yerleri düşünüyorum, ilk defa bir kitabı bu kadar karaladım sanırım. İkinci okuyuşumda da kaçırdığım yerleri çizebilirim Eserle ilgili söyleyecek çok şey var. Her karakter üzerinde saatlerce konuşulur. Ayrıca Musil’in kurguyu yaratırkenki tekniği ve dili kullanma biçimi ayrı bir inceleme konusu olacak kadar uzun.
Edebiyat
Niteliksiz Adam 2Robert Musil · Yapı Kredi Yayınları · 2021624 okunma
9/10
·152 syf.··
2020 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2020 01:44
SPOİLER! Merhabalar! Postmodern roman deyince, sanki okuması zor metinler akla geliyor. En azından genel algı bu yönde. Beyaz Kale de postmodern bir roman ve okuması asla zor değil. Bence bu tür için iyi bir başlangıç bile olabilir. Bu türün olmazsa olmazlarından pastiş ve metinlerarasılık kavramlarına da bakmak gerekir. Bu kavramların özü bazı eserlerden anıştırma(dönüştürme) yaparak yazılan esere bunları sindirmektir. Bu konu uzun ben romana geçeyim. 17. Yy Osmanlı’sını okumak romana başlamadan çok yararlı olur diye düşünüyorum. Keza anlatılmak istenen her şey tarih altyapısında verilmiş. Özellikle Kösem Sultan ve IV. Mehmet dönemlerine bakılmalı. Çok küçük yaşta tahta geçen bu padişah romanda fazlasıyla yer ediyor. Beyaz kale, Venedikli bir köle ve hoca diyalektiği üzerine kurulu bir roman. Birbirlerine ikiz kadar benzeyen bu ikili romanın aslında ana teması. Çünkü kölelik, efendilik kavramı ile Doğu ve Batı ikilemi romana yedirilmiş. Belki de her kölenin içinde bir efendi, her efendinin içinde de bir köle vardır anlayışla olsa gerek roman bitiminde karakterler fiziksel olarak yer değiştiriyorlar. Aslında ruhsal olarak çok daha öncesinden dönüşme gerçekleşiyor. Bunu Batı’nın Doğu’ yu sindirmesi şeklinde de yorumlayabiliriz. Aslında bu yer değiştirme çok eski zamanlardan bu yana edebiyatımızda var. Masallarda don değiştirme motifi buna karşılık gelir. Ayrıca bilindik hikayelerden Leyla ve Mecnun’da tek taraflı da olsa dönüştürme söz konusu. Ayna metaforuna özellikle değinmek gerekir diye düşünüyorum. Ayna insanın kendini sorgulaması için en önemli araçlardandır. Medeniyet bağlamından hareketle, köle ve hocanın ayna sahneleri çok etkileyiciydi. Kitabı okumayanlar okuyorsa bu yazıyı heyecanı öldürecek kadar spoiler yok merak etmeyin:) Genel olarak çok iyi olan bu
1000Kitap
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202311,3bin okunma
9/10
·160 syf.··
2018 92. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2018 11:37
Aziz Nesin’in tabiriyle “ izahı olmayan şeylerin mizahının yapıldığı “ eser. Hikayeler tek tek incelecek olsa sayfalar alır belki. Ama insan Nesin’in yazdıkları üzerine söz söylemeye çekiniyor. Günlük traji komik hadiseleri hem güldürerek hem de zihinlerden çıkmayacak bir gerçeklikle ele almış. Her cümle mizah ironi dolu. İnsanın bazen kendine bile itiraf etmekten korktuğu, gerçeklere gözünü kapadığını hatırlatıyor insana. Her hikayeden sonra hem bir tebessüm hem de gerçekliğin verdiği acıyı duyuyor insan. Nuri Pakyürek’i unutamam. Özellikle Toros Canavarı, Sular Neden Kesildi, Parmak Sporu hikayeleri ve dahası tabi hepsi ayrı lezzetli. Ayrıca etkinliği düzenleyen Nigra ve Tuco’ ya teşekkürler:)
Edebiyat
Toros CanavarıAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 2016963 okunma
9/10
·448 syf.··
2018 88. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2018 02:03
SPOİLER!!! Marquez ile Latin Amerika’dayız. Sömürge olan Karayipler’de dolaşıyoruz. Bu eserinde siyasi olaylardan çok toplumsal yapıyı ayrıntılı olarak işlemiş. Birçok geminin demir aldığı bu adaya doğal olarak farklı kültürler egemen. Bu sebepten belki de gerçek bir toplumsal yapı yok. Bireysel görünüyor her şey. Sanki her gemi farklı bir kültür getiriyor ve başkalaştırıyor adayı. Çarpık ve farklı ilişkilerin yaşandığı bir yer halini alıyor. Devamlı iç savaşın hüküm sürdüğü bir mekan. Bu doğal olarak etkiliyor yaşamı. Marquez her zamanki gibi okuyanı dilinin büyüsüyle mest ediyor. Okuyanlar genel olarak kitabı sürükleyici bulmamışlar. Ama ben gayet akıcı buldum. Üstelik düşünce olarak ağır hissettiren kitaplardan sonra aşkın için dalmak çok iyi geldi. Florentino Ariza’nın elli üç yıl yedi ay on bir gün süren sadık aşkı. Fermina Daza onun büyük aşkı ve Daza’ nın soylu kocası Doktor Urbino. Karakterlerimiz bunlar. Bu kadar az karakterle bu kadar güzel bir romanı en Marquez yazardı sanırım. Sık sık geriye dönüşler var eserde. Bundan rahatsız olanlar çoğunlukta. Fakat şahsım adına bu yöntemi çok beğeniyorum. Çünkü kitaptan kopmadan geçmiş okumaları da canlı tutarak aralar vererek tekrar dönüşler yapmak okuru canlı tutuyor diye düşünüyorum. Ariza ile Daza’nın aşkları Kolera günlerinde geçiyor. Şehir pis. İnsanları öldürecek kadar pis hem de. Tabi varsıllar etkilenmiyor bu hastalıktan ölüm uzak onlardan. Yoksul halk ölüyor ve tepeden şehre bakıldığında tüm sokaklar ölülerle kaynıyor. Bu konu beklediğim kadar eleştirilmemişti. Hükümete ve topluma bu hastalık ekseninde daha çok yüklenecek diye düşünüyordum. Yanıldım. Mesajlar örtüktü genelde. Bir babaya sahip olmayan Ariza’nın annesi ile ilişkisi incelemeye değer. Daza’nın bir anda Ariza’dan
Edebiyat
Kolera Günlerinde AşkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202011,2bin okunma
Reklam