Bunca zaman duygularını dizginlemek adına çok fazla enerji harcadığına bakılırsa, hepsi hala derinlerinde varlığını korumuş olmalıydı. Bundan sonra geçip gitmelerine izin vermeliydi. Bi süre daha ağlaması gerekiyorsa, ağlamalıydı. Ardında bırakmaya devam ettikçe, geçmişini düşünse de artık gözyaşı dökmediği günler gelecek ve o zaman ellerini uzatarak şimdiki anını kucaklayacak, tüm gücüyle ona sıkıca tutunacak.
aptalca sorular soran biri varsa o da benim. Başka herkese dünya çok daha net görünüyor. Bu hayatın gündelik basit işlerini becerebilme yeteneğim hiç yok. Sana ne vaat edebilirim?
eskiden bazı şeylerin karşısında da dururdum, hırçın ve telaşlı, aman elimden kaçıp gidecekmiş gibi savunurdum düşüncelerimi, şimdi o düşünceler hala yerliyerinde duruyorsa da ben biraz kenara çekiliyorum
işte milattan sonra ilk yüzyılda Nihal! Daha sonra mı? Sonra onun her şeyini ezberledim ben! Aramızda bildiğimiz bütün dillerde geçen bir konuşma başladı. O konuşmayı kesmek, en azından benim için mümkün değildi.
ama bana gelince, ben uzak şeylere duyduğum bitip tükenmez bir hevesin azabını çekerim. Yasak denizlerde seyretmeye ve barbar sahillere çıkmaya bayılırım. İyi şeyleri görmezden gelmeden, bir dehşeti çabucak algılarım ve -eğer bana izin verirlerse- yine de ona karşı sosyal olabilirim, çünkü insanın barındığı yerin bütün sakinleriyle dostane ilişkiler içinde olmasından bir zarar gelmez.