"Sen kolay kolay terk edemeyecek kadar düşkünsündür hüznüne. Barışamayacak kadar da küskün. Eskiden de böyleydin; onunla büyüyüp olgunlaşmaktansa, içinde kaybolup gitmek isterdin. Acı çekmenin insanı temizleyen bir yanı olduğuna inanırdın galiba; kendini kanatarak günahlarından arınmaya çabalayan sofular gibi yaralarında nefeslenirdin. Mutluluğa atılmış adımlarla alay ettin hep, onları küçümsedin. Oysa yaralarıyla değil, kabuklarıyla olgunlaşır insan dediğin."
" Bir beklediğiniz varsa genellikle gelmez. Beklemek çünkü, bir olmazı oldurmayı umanların safdilliliğidir. Gelecekler zaten kalbinizi yormadan gelir. Bekletmek gelmeyeceklerin işidir. Bu yüzden en çok gelmeyecek olanlar beklenir. "
"Gerçek yakınlık böyle bir şey olmalı, kişinin kendisini karşıdakinden değil, karşıdakini kendisinden korumak için kolladığı belli bir mesafe ve o mesafenin içinde daima kırılgan muamelesi gösterilen, ihtimam üzere kurulu bir dil."