Yetişkin insanlar hayatta sadece aşkta aldanabilir, çünkü aşkın gözü kördür, yoksa zaten onun adı aşk olmaz. Bir de çocuklar. Çocukluğun da aynı aşk gibi gözü kördür. Çünkü çocuklar saftır. Bu yüzden gerçek aşıklar tıpkı çocuklar gibidir.
Nişan dansına kadar gözünün rengini bilmediği bir kadınla evlenmiş.İlerde annem olacak kızla. Rengini fark ettikten sonra “gaita sarısı” diye tarif etmiş günlüğünde. Halbuki annemin gözleri bal rengiydi , benimkiler de öyle.
Gençliğinde şair olmak istemiş.Zerre kadar yeteneği olmadığı için bir teki bile yayımlanmamış. En nihayet dergilerden birinin başındaki kıymetli bir münevverden “ Issız adaya düşerken bile yanına kalem alma “ tavsiyesiyle başlayan samimi bir mektup alınca bu hayalinden vazgeçmekte karar kılmış.