Ana karakterimiz de yahudi keske geberip gitseydi ama maalesef ki ölmeyip böyle güzel düsündürücü ve etkileyici bir kitap yazdı. Bir yahudinin düşüncelerinin doğru olmasi da zoruma gitti açikçasi inşallah hepsi ölür.
Sessiz sakin bir kitaptı. Günlük hayatın stresinden yorulmuşken okumak bana dinlenme alanı sundu. Birçok hikayenin bir noktada birleşimi çok tatlıydı. Okurken gözümde canlandırıyordum kimi zaman ana karakter oluyordum kimi zaman yan karakter. Zaten ana karakter de pek belirgin değil. İş okul kariyer aile stresiyle baş ettiğiniz bir dönemde iyi gelecektir.
Yaa işte Japon da olsan bir Ali Cabbarsın saygıdeğer Tarlakuşu. Okuduğum süre boyunca hiç böyle düşünmedim ters köşe ettin ama sevdim. Sakin tatlı bir kitap...iyi geldi şu kalabalıkta
O kadar güzeldi ki...Nasıl ifade edebilirim bilmiyorum ama hıçkırıklarla ağladım,sonunu kaç kere okudum hatırlamıyorum...Bende bu kadar etki bırakmasının sebebi içimdeki çocuğun Zezé olması sanırım. Tüm o kurmacalar,hayaller,istekler, farkındalıklar,gözlemler içimdeki çocuğun kaleme alınmış haliydi...belki de kendimi okuduğum içindi bu kadar gözyaşım...Herkesin okuması gereken bir kitap fakat ergenlik dönemini geçtikten sonra. Herkesin kendinden izler bulacağına eminim. Başta kitabın mutsuz bitmesi o kadar zoruma gitti ki...sonra farkına vardım ama. Burası gerçek hayat. Umulanın değil olması gerekenin yaşandığı bir dünya. Mutlu son çok ütopik kalırdı ve bu kadar şeyi düşündürmezdi. Başucu kitabım olarak kalacaksın minik Şeker Portakalı...
Hiç tarzım olmayan,uzun ve bohem düşüncelerden oluşan bir kitap. O kadar sıkıldım ki bir ayda anca okudum. Felsefesini de hiç sevmedim. Verilmek istenen mesajlar mükemmeldi ama akıştan dolayı sıkıcı geliyordu. Düşünce olarak çok şey kattı sadece.