''Hem ünlü hem de mutlu olmana asla izin vermezler.'' Tek kaşını kaldırdı. ''Sana bir sır vereceğim.''
''Söyle.'' Böyle davranması çok hoşuma gidiyordu.
''Hem ünlü hem de mutlu ilk kahraman ben olacağım.'' Elimi tuttu, avuçlarımızı birbirine dayadı. ''Yemin et.''
''Niye ben yemin ediyorum?''
''Sebep sensin de ondan. Yemin et.''
Başlangıçta bilim, evren aşığı insanlar sayesinde var olmuştu. Bu insanlar yıldızların ve denizin, rüzgarların ve dağların güzelliğini duyumsamışlardı. Çünkü onları düşünmeyi seviyorlardı ve tamamen harici olan düşüncelerin mümkün kılabildiğinden çok daha yakından tanımak, anlamak istiyorlardı. Heraklitos şöyle demişti: “Evren daima belirli ölçülere göre yanan ve belirli ölçülere göre sönen ezeli ve ebedi bir ateştir.”