Neo

Eriyen ne ki bu ırmaklar var Yeryüzünün gözleri mi doldu yoksa Yoksa sardunyaların saltanatında Eylül ile ekimden başka çocuğum mu var Eskiden daha güzeldi hepimizin hikâyesi Eskiden caz derlerdi bir kuşun havalanmasına Her kanatta saklanmış binlerce yüz, binlerce esin perisi Birbirini üzmesin artık suç ve ceza Onlar da çocuğum benim ikisini de ben büyüttüm salt acıyla Yoksa gitgide kararıyor herkesin avucunda tuttuğu sonbahar
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
"Eskiden dürüstlüğümü herkese ilan ederdim, ama sevdiğim tek bir kişi bile yok ki, sonunda ona ihanet etmemiş olayım."
Ah, insan düş kurarken bir tanrıdır; düşünmeye başladığında ise bir dilenci. Ve esin onu terk ettiğinde orada öylece kalakalır sanki babası tarafından evden kovulmuş haylaz bir oğul gibi; yoluna devam edebilsin diye sadaka diye uzatılmış o acınası birkaç kuruşa bakakalır.
Tanrı eliyle bağlanmış bağları çözmemeli insan; Çalıların ve rüzgârın çocukları olalım her zaman. Evden uzak, ah, ikimiz için çiçeğe durur hâlâ O güzelim katırtırnakları kuzey diyarında.
"Anlayabiliyor musun", diye sorardı babam, "o mahkûm güzelliğin, onun günlerinin ve gecelerinin umarsızlığını? O güzellik, peş peşe hayali açık artırmalara katlanmak, başarılı satışlar ve gürültülü, kalabalık sergiler hazırlamak, delice bir kumar tutkusuna kapılmak, fiyatların düşmesini beklemek, elindekini dağıtmak, onları manyakçasına çarçur etmek zorunda kaldı; ayılınca da bütün bunların boşuna olduğunu, benmerkezci bir kusursuzluktan öteye gidemediğini, aşırılığa sahip olmanın acısını geçiremeyeceğini fark etti. Güzelliğin, umarsızlığının ve sabırsızlığının yansısını en sonunda bizim göklerimizde bulmasına, bu yüzden göklerimizde parlamasına, soysuzlaşıp atmosferde hokkabazlıklar yapmasına, koca koca fantastik bulut kümelerine, yani benim yalancı ya da öteki sonbahar adını taktığım şeye dönüşmesine şaşmamak gerek.
Sayfa 221·Kitabı okudu