Tolstoy’un “Üç Hırsız” hikâyesinden;
Bir gün bir köylü, satmak üzere eşeğiyle keçisini şehre götürüyordu. Keçinin boynunda küçük bir çıngırak vardı. Yolda onu gören üç hırsız, kolay bir av bulduklarını düşündü.
İlk hırsız:
— Keçiyi çalacağım, hem de köylü farkına bile varmayacak, dedi.
İkinci hırsız:
— Ben de eşeğini alırım, diye ekledi.
Üçüncü hırsız ise gülümseyerek:
— Bunlar kolay işler. Ben adamın üstündeki elbiseleri bile alırım, dedi.
İlk hırsız sessizce keçiye yaklaştı. Boynundaki çıngırağı çıkarıp eşeğin kuyruğuna bağladı. Sonra da keçiyi alıp uzaklaştı.
Bir süre sonra köylü arkasına baktığında keçisinin ortadan kaybolduğunu fark etti. Panikle onu aramaya başladı.
Tam o sırada ikinci hırsız yanına yaklaştı:
— Ne arıyorsun?
— Keçimi çaldılar! diye cevap verdi köylü.
Hırsız sahte bir telaşla:
— Az önce şu ormana doğru koşan bir adam gördüm. Yanında da bir keçi vardı. Hâlâ yetişebilirsin! dedi.
Köylü hemen peşine düştü. Gitmeden önce de eşeğini hırsıza emanet etti. Köylü gözden kaybolur kaybolmaz, hırsız eşeği alıp uzaklaştı.
Köylü saatler sonra geri döndüğünde ne keçisini bulabildi ne de eşeğini…