Biz yer yüzünde halife kılınmıştık ve ne kadar insana tebliğ yapabilirsek, bu dünyanın aldatıcı şeylerinden onları o kadar uzak tutar ve Rabb'imizin rızasını kazanırdık. Yüce Allah (cc) Al-i Imran suresinin 104. Ayetinde buyuruyor ki:
"Hem sizden meydana gelmiş, önde giden, hayra davet eden, iyiliği ve güzelliği emredip kötülüğü ve çirkinliği yasaklayan bir topluluk olsun. İşte onlar kurtuluşa erecek olanlardır"
Bismillâhirrahmânirrahîm
(Allah'ın emirlerini) onlara açıklasın diye her elçiyi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik.Allah dileyeni (layık gördüğünü) saptırır, dileyeni (layık gördüğünü) de doğru yola ulaştırır. O güçlüdür, (doğru) hüküm verendir.
O kadar yakındık ki parfümünün kokusunu alabiliyor -bir yaz günündeki taze çiçekler gibi hoş ve baş döndürücü kokuyordu- ve gözbebeklerinin etrafındaki karanlık halkaları görebiliyordum. Daha önce hiç böyle gözler görmemiştim. O kadar derin ve maviydi ki onlara bakmak okyanusun derinliklerine bakmak gibiydi. Siz ne olduğunu anlamadan sizi baştan çıkarıp dibe çeken türden gözlerdi.
Gözlerinde bir parça hüzün kaldığında göğsümdeki o tuhaf sızıyı tekrar hissettim. Belki de onun üzüntüsünün kaynağıyla -seni en çok sevmesi gereken iki kişi yanında olmadan bu dünyada yapayalnız kaldığın duygusuyla- bağ kurabildiğim içindi.