Kendi sıcacık bedeninin içinde, capcanlısın. Özgürlük budur!
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
-Mini spoiler içerir- Gece Yarısı Kütüphanesi’ni okuyanlar bilir. Yaşadığımız hayatın sonsuz ihtimalleri var ve orada Nora ile beraber hala devam eden bir hayatın yaşanmış ve yaşanmamış bütün ihtimallerini sevmeyi, kabullenmeyi ve bilinmezliğinin dayanılmaz hafifliğini öğrendik. Gece Yarısı Treni’nde ise yaşanmış bir hayatın ebediyete giden yolda kendiyle yüzleşmesini görüyoruz. Hayatın ancak geçmişe bakarak anlaşılabildiği ve yine ancak geleceğin ileriye bakarak yaşanabileceğini savunur Kierkegaard. Bu roman tam olarak bu öğretinin ince ince örülmüş hali. Çoğumuz etten kemikten bedenimizin savunmasızlığını duvar gibi sınırlarımızla korumaya çalışıyoruz, yeterince güçlü olursak acıdan kaçabileceğimizi sanıyoruz ancak yanılıyoruz. Acı çekmek çoğu zaman kaçınılmazdır. Bazen yaşamak için kalbimizin kırılmasına izin vermemiz gerekir. İşte tam da bu yüzden geçmişimizden kaçmanın kendimizden kaçmak olduğuna inanıyorum. Yüzleşmeye cesaret edemediğimiz her şey geleceğimizi şekillendiriyor, canavarımızı besliyor. Oysa hayat, tüm bunları yaşarken sanki hiç geçmeyecekmiş gibi yavaş, hatırlarken ise son sürat giden bir tren gibi hızlı akıyor. Çoğu zaman rutinlere takılı kalırken gerçekten sahip olduklarımızı unutuyoruz. Hepsinin birer mucize olduğunu, her günün yeni bir başlangıç olduğunu… Wilbur Budd 81 yaşındayken, pişmanlıklarla dolu ömrü 19 Nisan günü son bulduğunda kendini hayatının treninde buldu. Gençliğinde harcadığı tüm o zamanlar için “gençliğine” vereceği öğütlerse sevgili piyano dersi hocasından duydukları ve “Ellerine ikinci bir şans geçen ölüler nasıl yaşayacaksa öyle yaşa!” olacaktır. Herkesin kendinden bir şeyler bulacağı yüreklere dokunan bir kitap.
Hayata Dair
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026386 okunma
Puan vermedi·184 syf.·
2026 90. kitabı
Tam 40 yazıdan oluşan bir kitap. Şabattan Nekbe'ye özelde Kudüs, genelde ise Filistin-İsrail meselesine dair yazılar. Benim için çok öğretici bir okuma oldu. Çoğu meseleyi yeni öğrendim. Hatta her yazıdan pek çok yeni bilgi öğrendim, diyebilirim. En temel şeylerden bile o kadar bihaberiz ki. Konuya ilginiz varsa başlangıç için güzel bir seçim olabilir. Sonrasında kitapta önerilen okuma listesiyle de devam edebilirsiniz. Sadece okuyup geçmemek, az da olsa not almak okuma sürecini daha verimli hâle getiriyor. Çoğunlukla sembolik olsa da her yazı için kısa notlar almaya çalıştım. Yazıyı okuduğumun ertesi gününde tekrar o yazıya göz atıp not aldığım için her konuyu az çok tekrar etmiş de oldum. Bir de yapay zekaya o yazıyla ilişkilendirdiğim çizimler yaptırdım. Hem ertesi gün tekrar hem görsel oluşturma, öğrenme sürecimi perçinledi; başlangıç düzeyinde de olsa disiplin kazanmamı ve 40 gün boyunca istikrarlı olmamı sağladı. Benim için özel bir kitap oldu bu yüzden. Gazze ile beraber okudum, o henüz bitmese de... Benzer konuların işlenmesi ve bazen tam da aynı konunun aynı günde ya da önceki/sonraki gün denk gelmesi güzeldi. Bu alanda okumalar yapmak insana çok şey katıyormuş ve bundan daha önemlisi gerekli de. Bu tip okumalarda benim için başlangıç ve dönüm noktası Şam'a Dönüş olmuştu. Ama hocamın hediyesi olmasa çok ilgi göstereceğim bir kitap değildi. Bu kitap da Taha Kılınç'ın Kudüsten Kaşgara seminerinde hediye edildi. Kısaca tavsiye edebileceğim bir kitap. Bence okuyun ya da en azından imkân bulduğunuzda kitaplığınıza ekleyin, zamanı geldiğinde okursunuz. :)
Kudüs YazılarıTaha Kılınç · Ketebe Yayınları · 20242,479 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·224 syf.··
2026 175. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 12:18
On Kişiydiler romanı, daha ilk sayfalardan itibaren insanı içine çeken, merak duygusunu hiç kaybettirmeyen bir kitap. Issız bir adaya farklı sebeplerle gelen on kişinin, geçmişlerinde sakladıkları gerçeklerle tek tek yüzleşmek zorunda kalmaları oldukça etkileyici bir şekilde anlatılmış. Okurken her karakterden şüphe ettim, her cümlenin altında başka bir anlam aradım. En küçük ayrıntıların bile önemli olduğunu fark ettikçe hikâyeye daha fazla bağlandım. Romanın en güçlü taraflarından biri, sadece “katil kim?” sorusuyla ilerlememesi. İnsanların korku karşısında nasıl değiştiğini, sakladıkları sırların onları nasıl etkilediğini de gösteriyor. Karakterlerin yaşadığı gerilim, okuyucuya da geçiyor ve sanki o adada onlarla birlikteymişim hissi veriyor. Sonunu tahmin etmeye çalışırken birkaç kez farklı ihtimaller düşündüm ama Christie’nin kurgusu yine şaşırtmayı başardı. Bitirdikten sonra akılda kalan, sadece gizemi değil; insanın kendi vicdanıyla baş başa kaldığında neler yaşayabileceğini düşündüren bir eser oldu. Özellikle mesleğim itibari ile beni muazzam şaşırtan ve polisiye türünü sevenlerin mutlaka okuması gereken, yıllar geçse de etkisini kaybetmeyen bir roman.
Alıntı
On KişiydilerAgatha Christie · Altın Kitaplar · 202143,7bin okunma
8/10
·208 syf.··
2026 38. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 20:29
Alışık olduğumuz o hareketli, bol diyaloglu kitaplardan değil bu roman. Aksine; isimlerin olmadığı, neredeyse hiç diyaloğa yer verilmeyen, aşırı yavaş ilerleyen bir kurgu. Bence metnin asıl etkileyici kısmı da tam burada başlıyor. Bu yavaşlığın ve hareketsizliğin içinde merak unsuru bir an bile eksilmiyor. Bunu yapabilmek, bence bir yazar için gerçekten kıskanılacak bir ustalık. Belirsiz bir zamanda, tam olarak ne olduğunu bilmediğimiz olaylar sonucu kent merkezinde çatışmalar çıkıyor ve biz bir adamın bu şartlar altında başına gelenleri okuyoruz. Kitap boyunca "Nuh’un Gemisi"ne çok güçlü göndermeler var. Eskiden kurtuluşu simgeleyen o heybetli gemi, günümüzde adeta bir apartman dairesine dönüşmüş durumda. Dönem boyu aldığım Kent Sosyolojisi dersinde öğrendiklerim, romanı okurken zihnimde sürekli yeni kapılar açtı. Çünkü aynı apartman dairesi biri için dışarısının tekinsizliğine karşı son derece korunaklı bir mekanken, diğeri için boğucu bir sıkışmışlık hissine dönüşebiliyor. Yazar hikayeyi hiç süslemeden, adeta bir rapor soğukkanlılığıyla önümüze koyuyor. Romanın sonunda ise o klostrofobik atmosfer beni öyle bir yakaladı ki, ister istemez "Bu tufan hiç bitmez..." dedim. İnsan, dönüp dolaşıp hep o gemide olmayan yere sıkışmaya çalışacak sanki. Benim için harika bir okuma deneyimiydi. Mutlaka okumalısınız.
1000Kitap
Gemide Yer YokÖmer F. Oyal · Yapı Kredi Yayınları · 2019194 okunma
DRAIN GRAY'İN PORTRESİ
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 11:56
Dorian Gray'in Portresi Merhaba hissedenler, şimdi de size #ürkünçhikayeler #oscarwilde 'den #doriangrayinportresi kitabıyla geldim. Bir insanın başına kendi portresi yüzenden en fazla ne gelebilir ki? Dilediği Dilek mi? Basil Hallward'ın yaptığı son portre, bu zamana kadar yaptığı en güzel portredir. Ancak portrenin sahibi Dorian Gray, bir daha asla bu portredeki hâli kadar genç ve yakışıklı görünmeyeceğini anlayınca, içinden korkunç bir dilek geçirir. O andan itibaren, Dorian dışarıdan güzel görünen ama içi kötü bir adama dönüşür. Hiçbir şeyi umursamadan hayatını yaşar. Ancak yaptığı hatalar onun peşini bırakmaz. Neden yaptığımız şeylerin değerini sonradan anlarız? Bazı dileklerin, duaların nasıl ve neden istediğimize dikkat etmeliyiz, yoksa sonradan bunun için çok pişman olabiliriz.. Çocuklarda da çok güzel bir etki olacağını düşünüyorum. Kitap bittikten sonra da bize sorular ve kalıcı izler bırakıyor. Yaptığımız kötülük öyle bir dank ediyor ki. Tabii ki tahmin edersiniz ki her şey olup bittikten sonra dank ediyor ve yaptığı şeyden pişmanlık duyduktan sonra o şeyi yok ediyor. Nasıl mı? Hepsi kitapta Bence çok değerli bir esermiş. Asıl halini de merak ettim. Umarım bir gün okuma şansı yakalarım. Okuyanlara, okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar dilerim
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · The Kitap Çocuk Yayınları · 202699,3bin okunma
Çocukluk Masumiyetiyle Yüzleşmenin Buruk Hikâyesi: İlk Namaz
8/10
·72 syf.··
2026 62. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 01:54
Ömer Seyfettin’in zamansız eseri İlk Namaz, yazarın kendi çocukluk hatıralarından beslenen otobiyografik başlık öyküsünün yanı sıra Dama Taşları, Makul Bir Dönüş, Gizli Mabet, Havyar, Yemin, Bir Vasiyetname, Nokta ve Çanakkale’den Sonra gibi Türk edebiyatının hafızasına kazınmış birbirinden güçlü öyküleri bir araya getiren muazzam bir derlemedir. Kitaba adını veren İlk Namaz'da, yetişkinlik yıllarının karmaşasında yönünü kaybetmiş bir insanın, annesinin kendisini çocukken şefkatle ilk sabah namazına kaldırışını hatırlayarak yaşadığı o derin ve buruk içsel hesaplaşmaya tanık oluyoruz. Aradan geçen 15 yılın ardından bu anıyı anımsadığında, geçen zamana, harcanan boş vakitlere ve hayatın koşturmacası içinde yitirdiği o emsalsiz huzur duygusuna derinden üzülür. Yazarın bu buruk sevinci ve sorgulaması, aslında hepimizin hayatında yaşadığı "ilklerin" unutulmazlığını ve zamanla uğradığımız değişimleri yüzümüze çarpıyor. Gizli Mabet ve Makul Bir Dönüş gibi öykülerindeki keskin batılılaşma eleştirileri, sosyolojik gözlemleri ve ironik üslubuyla dönem toplumunun zihniyet yapısını nasıl ustalıkla masaya yatırdığını görüyoruz. Yemin ve Bir Vasiyetname gibi hikayelerde insan doğasının vicdani ve ahlaki çıkmazlarını işleyen yazar, kitabın kapanışını yapan Çanakkale’den Sonra ile okuyucuyu vatan sevgisi, fedakarlık ve milli şuurun doruk noktasına ulaştırarak kalbinden vuruyor. Sade, akıcı ve parmak sallamadan doğrudan ruha dokunan bu usta işi anlatım, çocukken zorunlu okumalarda gözden kaçırdığımız derin toplumsal eleştirileri ve sarsıcı gerçekleri yetişkin bir gözle yeniden keşfetmemizi sağlayan zamansız bir başyapıt niteliği taşıyor. #ilknamaz #ömerseyfettin #gizlimabet #çanakkaledensonra #türkklasikleri #hikaye #öykü #kitapincelemesi #1000kitap #okudumbitti #kitaptavsiyesi
Öykü
İlk NamazÖmer Seyfettin · Kapra Yayıncılık · 20211,105 okunma