Puan vermedi·224 syf.··
2026 41. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 17:11
Gerçek anlamda okurken hasta hissedeceğiniz bir savaş karşıtı edebiyat kitabı… Son dönemde bu alanda oldukça fazla okuma yaptığımı düşünürsek, gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki Tim O’Brien’ın bu eseri okuduğum savaş karşıtı kitapların bel kemiği niteliğinde. Normalde sevdiğim kitaplardan heyecanla, bıcır bıcır bahseden biri olmama rağmen bu kitap beni tutuklaştırdı. Tüylerimi ürpertti, içimi sıktı, yer yer nefessiz bıraktı; ama bütün bunlara rağmen akıcılığından hiçbir şey kaybetmedi. Bazı okurlar bir kitabı okurken “Sanki izledim.” der. Ben ise bu kitap için çıtayı biraz yükseltip “Yaşadım.” demek istiyorum. Savaşa hep acı, yıkım ve kayıplar üzerinden bakmaya alışmışken; savaşın içindeki umudu, özlemi ve kavuşmayı da merceğine alan bir eser okumak bende yeni pencereler açtı. Ayrıca bu kitap sayesinde yayınevini de daha yakından takip etmek istediğim yayınevleri arasına ekledim. Bu yayınevinden okuyup sevdiğiniz kitaplar varsa önerilerinizi bekliyorum. Kitap bittiğinde insan, ister istemez kendi taşıdıklarını düşünmeye başlıyor; hem fiziksel hem de zihinsel olarak… Peki ya siz? Ne olursa olsun yanınızda taşıdığınız bir şey var mı? @sirenkitap #taşıdıklarışeyler #thethingstheycarried #timobrien #önerikitap #501kitapkulübü
Taşıdıkları ŞeylerTim O'Brien · Siren Yayınları · 2016205 okunma
9/10
·480 syf.··
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:00
Kıymetli Küçük Şeyler // Janelle Brow // Altın Yayınları Selam bu kitabı gördüğümden beri ve arka kapaktaki "Sırlarla ve yalanlarla dolu şok edici bir dolandırıcılık hikayesi" yazısı benim merak etmemi sağladı.Kitap sosyal medyanın parıltılı yüzüyle,gerçek yüzünü ve yaptırdıklarını da gösteriyor.Sirlarla dolu,güven ve içtenliğin ne kadar ince bir çizgide olduğunu gösteriyor. İki ayrı kadın birisi dolandırıcı,birisi zengin ve fenomen olan bir varis.Bu iki kadının bir anda yolları kesişir.Nina annesiyle yaşar ve yıllardır ordan oraya taşınıp hayatlarına devam ederler.Nina annesi gibi olmak istemediği için üniversiteye gider.Fakat okul bitince kredi borcu ve istediği işi bulamaması,bir de annesinin kanser olmasından ve masrafları nedeniyle yapacak bir hiçbir şey kalmaz.Ayrıca kanında olan meslekten uzak durmak istemesine rağmen şartlar onu buna sürükler.Annesi onu Lachlan ile tanıştırır.Nina ve Lachlan beraber birçok iş yaparlar.Birgün Nina'yı polisler arar.Çünkü onu biri ihbar etmiştir.Nina gitmek zorunda kalınca,Lachlan ile yeni bir av için yola çıkarlar.Artık Ashley Smith ve Michael O'Brien'dir. Vanessa ise dışarıdan kusursuz,pırıltılı hayatı olan,zengin bir yaşamın güçlü varisi ve bir sosyal medyada fenomen olarak ünlenmiş görünür.Ama aslında aile içi çatışmalar,psikolojik sorunlar yaşayan aile bireyleri olan bir aile içindedir.Ebeveynleri aralıklı vefat eder.Kardeşine de şizofreni teşhisi koymuştur.Birde nişanlısının yaptığından sonra derin yaraları olan bir kadındır artık.Ama diğer en önemli olan şeyse Nina ve Vanessa'nın bir ortak geçmişi vardır.Nina geçmişinin intikamını almak ve onu dolandırmak için yeniden,geçmişte güzel ve kötü günleri yaşadığı Tahoe Gölünde bulunan Vanessaya'nın malikanesine ait kulübeyi kiralarlar.Nina intikam almak isterken
1000Kitap
Kıymetli Küçük ŞeylerJanelle Brown · Altın Kitaplar · 2026154 okunma
Reklam
8/10
·352 syf.··
2026 56. kitabı
1984’ü okurken içimde çok garip, tarif etmesi zor bir ağırlık kaldı. Kitabın o kasvetli, gri havası daha ilk sayfalardan üstüme çöktü sanki. Winston’ın o döküntü apartman dairesinde, telekranın görmediği küçücük bir köşede gizlice günlük tutmaya çalıştığı o an içimi hep çok acıtır. Sadece kendi düşüncelerini kağıda dökmek gibi çok temel bir şeyin bile insanı ölüme götürebilmesi, kitaptaki o çaresizliği bana çok derinden hissettirdi. Winston ve Julia’nın o eski odadaki gizli buluşmaları, o zifiri karanlığın içindeki küçücük bir umut ışığı gibi geliyor bana. Birbirlerine sarıldıklarında, gizlice gerçek kahve içtiklerinde, sanki her şeye rağmen insan kalabilmişler gibi hissediyorum. Ama işte, romanın o tekinsiz atmosferi yüzünden o küçük mutluluğun uzun sürmeyeceğini için için bilmek, okurken insanı hep bir tetikte olma haline zorluyor. O'Brien karakteri ise bende hep büyük bir hayal kırıklığı yarattı; Winston’ın ona güvenmek istemesini, bir çıkış yolu aramasını çok iyi anlıyorum ama sonrasındaki o Sevgi Bakanlığı sahneleri gerçekten yüreğimi sıkıştırıyor. Beni en çok sarsan yer kesinlikle 101 numaralı oda ve sonrasındaki o meşhur kafe sahnesi. Winston’ın o kadar direnişten, o kadar acıdan sonra her şeyini kaybetmesi, o en çok korktuğu şeyle yüzleştiği an Julia’yı feda edişi beni her defasında darmadağın ediyor. O son sayfalardaki teslimiyet hissi, hani o pes ediş ve o masadaki yalnızlığı... Keşke farklı bitseydi, keşke bir parça olsun umut kalsaydı diye düşünmeden edemiyorum. Kitap bittiğinde hissettiğim o yalnızlık duygusu yüzünden 1984 benim için sadece bir kurgu değil, Winston’ın o iç burkan çaresizliğiyle içime işleyen çok kişisel bir hüzün.
1000Kitap
1984George Orwell · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021200,1bin okunma
Puan vermedi·310 syf.·
2026 365. kitabı
Kapıları aralık bırakma. Ya sonuna kadar aç ya da bir kereye mahsus kapat. Aralıklardan, boşluklardan ve çatlaklardan; sadece yarım rüzgârlar, yarım doğrular ve pek çok akılsızlık geçer. Cecília Meireles Pinti amcasıyla birlikte Dublin’de yaşayan miskin ve derbeder bir üniversite öğrencisinin öyküsünü anlatıyor. Dublin sokaklarında aylaklık eden, fırsat buldukça kafa çeken, ahbaplarıyla felsefi ve edebi konularda sohbet etmeyi seven bu genç, vaktinin çoğunu yatağında okumakla ya da romanını yazmakla geçirir. Yazar her ne kadar sürekli olarak okurun altından sandalyeyi çekiyor olsa da, dikkatli okur, yazarın açtığı tüm parantezleri kapattığını, her alıntının, çıkmanın metin içinde bir görevi olduğunu görecektir...s:14 Yazmakta olduğu romanda, kendisi gibi yatağına düşkün, tuhaf mı tuhaf bir yazar olan başkarakter Trellis de bir roman yazmaktadır. Trellis’in yarattığı ve diğer yazarlardan ödünç aldığı kurgu karakterler zaman içinde kontrolden çıkıp başkaldırarak kötü yazarlığının bedelini ona fena ödetirler... İrlanda kültürü hakkında alabildiğine komik bir parodi olarak da Ağaca Tüneyen Sweeny Flann O'Brien ’ın çılgın zekâsı ile İrlandalılara özgü hiciv ve espri anlayışının adeta dizginlerinden boşanmışçasına dans ettiği; absürd, grotesk, kara mizah, mitoloji ve en saf haliyle saçmalığın baş döndürücü bir şekilde harmanlandığı Ağaca Tüneyen Sweeny, tüm bunların yanı sıra, Joyce’un Ulysses’te yaptığı gibi benzersiz bir Dublin betimlemesi sunuyor. Ağaca Tüneyen Sweeny “Hakiki bir mizah duygusuna sahip, gerçek bir yazar.” James Joyce söylemiyle bitirelim Ağaca Tüneyen Sweeny
Roman-Edebiyat
Ağaca Tüneyen SweenyFlann O'Brien · Everest Yayınları · 2014109 okunma
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2022 5. kitabı
George Orwell’in "1984" romanı, bireyin devlet aygıtı karşısındaki mutlak çaresizliğini ve hakikatin sistematik imhasını konu alan sarsıcı bir distopyadır. Yazarın bizzat şahit olduğu totaliter rejimlerin bir izdüşümü olarak kurguladığı evrende, "Büyük Birader" figürü üzerinden toplumun her an izlendiği, "Düşünce Polisi" ile zihinlerin denetlendiği ve "Yenisöylem" aracılığıyla dilin (dolayısıyla düşüncenin) sınırlandırıldığı bir düzen hâkimdir. ​Roman, Okyanusya’nın kasvetli başkenti Londra’da, Hakikat Bakanlığı’nda çalışan Winston Smith’in rejime karşı içten içe duyduğu nefreti bir günlük tutarak somutlaştırmasıyla başlıyor. Julia ile yaşadığı yasak aşk ve O'Brien üzerinden kurduğu sahte umut bağı, Winston’ı trajik bir sona sürükler; 101 Numaralı Oda’da yaşadığı ağır işkencelerle ruhu kırılan Winston, sonunda celladına âşık hâle getirilerek, sistemin kusursuz bir dişlisine dönüştürülür. ​Winston, geçmişin izlerini arayan "son insan" prototipidir; Julia bu başkaldırıyı daha fiziksel ve anlık hazlar üzerinden yaşarken, O'Brien entelektüel sadizmin ve sistemin sarsılmaz mantığının ürkütücü bir temsilcisidir. ​Orwell "1984"'de gücün, sadece güç için istendiği bir geleceğe dair dünyayı uyarmayı hedeflemiş. Tarihin sürekli yeniden yazılmasıyla hafızasızlaştırılan bir toplumun, mantıksal çelişkileri aynı anda kabullenme yetisi olan "Çiftdüşün" ile nasıl köleleştirildiğini anlatıyor. Yazar; demokratik değerlerin kırılganlığına dikkat çekerken, propagandanın gerçeği nasıl eğip bükebileceğini göstermektir. ​1903-1950 yılları arasında yaşayan, asıl adı Eric Arthur Blair olan George Orwell, adaletsizliğe ve baskıcı yönetimlere karşı duruşuyla tanınan, İngiliz bir gazeteci ve yazardır. Anlatım tarzı; süsten uzak, çıplak, doğrudan ve okuru rahatsız edecek kadar gerçekçidir.
1000Kitap
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,1bin okunma
Vahşi Aralıklar~ #spoiler
Puan vermedi·296 syf.··
2026 10. kitabı
Kitabın 1999 gibi modern bir dönemde yazılmasına rağmen, işlediği "toprak kavgası" ve "imkansız aşk" temalarına yeni bir soluk getirememesi beni hayal kırıklığına uğrattı. İrlanda kırsalı ile Anadolu kırsalı arasındaki şaşırtıcı benzerlik, coğrafyalar farklı olsa da "erkeklik gururu", "toprak namusu" ve "kadın üzerindeki baskı" temalarının nasıl evrensel bir klişe haline geldiğini gösteriyor. ​ Kitaptaki en rahatsız edici unsurlardan biri, güçlü bir kadın figürünün eksikliği. ​Breege, kendi iradesi olmayan, iki erkek arasındaki çatışmada ezilmeye mahkum, pasif bir "kurban". Diğer kadınlar da sadece fiziksel özellikleri, vücutları ve dedikodu mekanizmasındaki işlevleri üzerinden tanımlanmış; birer bireyden ziyade karikatürize edilmiş birer nesne gibi kurgulanmışlar. ​ Baş karakterlerden Bugler, okuyucuyu rahatsız eden bir karaktersizlik sergiliyor. Kimi zaman Breege’e derin bir aşk besliyor gibi görünürken, kimi zaman sadece bir "kadın düşkünü" ve istilacı gibi davranıyor. Aşkı için hiçbir şeyi göze almaması ve fedakarlık yapmaması, Breege'in ona duyduğu takıntılı hayranlığın karşılıksız ve "kullanılmaya dayalı" olduğu hissini pekiştiriyor. ​ Vahşi Aralıklar, yazarın şiirsel diline rağmen, karakter derinliğinden yoksun, kadın temsili açısından sorunlu ve beklentinin altında kalan bir kitap oldu benim için.
Vahşi AralıklarEdna O'Brien · Alfa Yayınları · 202317 okunma
Reklam
Reklam