Tarihin En İyi Öpüşmesi
"Burası 'Kuğu Gölü' balesi için olağanüstü güzellikte dekor olabilirdi.Sen de kuğu olurdun Gina.Ama doğrusunu istersen de aslında daha çok Karlar Kraliçesi'ne benziyorsun.Zalim,her istediğini yapmaya kararlı,acıma,sevecenlik gibi duyguları olmayan bir kadın.Sen tam ama tam bir dişisin,Gina." "Ne kadar kötüsun Alex." "Beni avcuna anlamadığın için mi soyluyorsun bunu?Kendine çok guveniyorsun,degil mi Gina.Herkesi istediğin kalıba soktun, parmağında oynatıyorsun.Ben,Stephen,o iriyari saf kocan." "Saçmalıyorsun." "Oh hayır hiç de değil.Stephen sana aşık.Ben de sana aşığım.Ve Walter son derece mutsuz.Bir kadın bundan başka daha ne isteyebilir?" Gina ona bakarak güldü.Alex de hemen başını salladı. "Yine de dürüst bir yanın olduğunu görmek sevindiriyor beni.Ne de olsa içinde Latin kani var.Erkeklerin seni çekici bulduklarini-sana aşık olduklarını-fark etmiyormuş gibi bir tavir takiniyorsun.Tabii erkeklerin sana çekici geldiklerini gizleme zahmetine de katlanmiyorsun. Cevrendeki erkeklerin sana aşık olmaları hoşuna gidiyor degil mi?Hatta o zavallı,sıska Edgar Lawson'un bile." "Bu pek uzun surmuyor...Kadınlar erkeklerden çok daha kötü gunler geçiriyor,çok daha fazla istirap çekiyor cunku çok daha kırılganlar.Çocuk dunyaya getiriyor ve ona çok ama çok korkunç derecede baglaniyorlar.Ustelik guzellikleri biraz bozulursa sevdikleri erkekler artık onları umursamamaya başlıyorlar.Kadınlar ihanete uğruyor,terk ediliyor ve bir kenara itiliyor.Erkekleri suclamiyorum.Ben de ayni şeyi yapardım.Yaşlı,çirkin,surekli dert yanıp yakinan,hastalıklı kimselerden hoşlanmam.Edgar gibi boburlene boburlene etrafta dolasan,onemli ve değerli insan tavırları takinanlardan da.Acımasız oldugumu soyluyorsun.Acimasiz olan esas dunya.Er geç bana karşı da acımasiz olacak.Şimdi gencim,guzelim ve
Allah (c.c) seküler kimselerin beklentilerinin dünyayla sınırlı, ilmi düzeylerininse son derece sığ oluşuna şöyle işaret etmiştir: "O halde bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka arzusu olmayan kişilerden sen de yüz çevir. İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta!" (Necm, 53/29-30)
Sayfa 146·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Varlığı, ne kadar inceden inceye okursa okusun; varlıktaki düzenin ne kadar ayrıntısına inerse insin; bu muazzam sistemin, ancak bir ilim ve irade sayesinde var edilmiş olması gerektiğine dair zorunlu mantıksal düşüncelere asla fırsat vermeden, sadece objeyi okumaya odaklı bir yaklaşım kendisini modem seküler bilim olarak sunmaktadır. Bu anlayış, "varlık" ile "Var Eden" arasındaki zorunlu ilişkiyi, bunun tasavvurunu bile tabu olarak gördüğünden, aslında akletmeye adım bile atmış olmuyor. Çünkü akletmek, sadece varlığı incelemekle değil; Var Eden ile ilişkisini kurmakla gerçekleşir. Şayet bu denli sistematik ve bu denli iç içe ve karmaşık varlık ve hatta canlılık nasıl oluştu denirse, olanca ihtişamına ve itibarına rağmen seküler bilimin verdiği cevap insana yakışmayan bır sığlıkta ve son derece yavandır: rastlantısal ve kör bir süreçte gelişti; yani tesadüfen oluştu!
Sayfa 145·Kitabı okudu
Demek, Kur'an-ı Hakîm'in parlak bir i'caz ile parlak bir surette gösterdiği ve ism-i Rahîm'in vusulüne vesile olan hissiyat-ı Yakubiye, yüksek bir derece-i şefkattir. İsm-i Vedud'a vesile-i vusul olan aşk ise Züleyha'nın Yusuf aleyhisselâma karşı olan muhabbet meselesindedir. Demek Kur'an-ı Mu'cizü'l-Beyan, Hazret-i Yakub aleyhisselâmın hissiyatını, ne derece Züleyha'nın hissiyatından yüksek göstermişse şefkat dahi o derece aşktan daha yüksek görünüyor.
Sayfa 27 - Sözler·Kitabı okuyor
Kur’an ehli
Ebu Saidi'l-Hudrî radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kur’an ehli (yani onu okuyan, onunla amel eden) cennete girdiği vakit, kendisine: 'Oku ve yüksel!' denilir. O da okur ve yükselir. Her ayet için bir derece verilir. Böylece o bildiği ayetleri sonuna kadar okur (ve her biri için bir derece alır).”
Sayfa 490·Kitabı okuyor
Din
Kul, Allah için bir başkasına iyilik eder, Allah da kuluna ihsanda bulunur. Kul, Allah için bir başkasının derdine çare olur, Allah da kulun derdine çare olur. Kul, Allah için bir başkasının sıkıntısını giderir, Allah da kulun sıkıntısını giderir. Kul, Allah için bir başkasının ayıbını örter, Allah da kulun ayıbını örter. Kul, Allah için kardeşine destek olmazsa Allah da kula destek olmaz. Görüldüğü üzere, yapılan eylem bir başkasına olduğu hâlde, kuldan Allah’a, Allah’tan da kula dönen başka bir döngü söz konusudur. İşte bu dikey boyut, yatayda gerçekleşen her türlü eyleme sonsuz bir anlam kazandırması bakımından son derece önemlidir. Zira niyette hep Kadir-i Mutlak olan Allah Azze ve Celle vardır. Karşılık ancak O’ndan umulur. Amaç, sadece O’nun rızasıdır. Hâl böyle olunca da Allah Teala mükâfat verir. Cenab-ı Hakk’ın karşılık vermesi, kulların karşılık vermesi gibi sınırlı ve geçici değildir. O’nun ödülleri ebedî ve sonsuzdur.
Sayfa 31·Kitabı okudu