Puan vermedi
Bazen bir hikaye sadece bir aşkı anlatmaz.Geçmişin insanın peşini yıllarca nasıl bırakmadığını intikamla başlayan bir yolun insanı nereye sürükleyebileceğini anlatır. Savcı-İlayda Koçyiğit Ela kadınlar ve çocuklar için mücadele eden,adalet duygusunu her şeyin üstünde tutan bir savcı. Ancak hayatı boyunca başkalarının yaralarını sarmaya çalışırken kendi yaraları hiç kapanmıyor. Özellikle nişanlısının ölümünden sonra hayatı tamamen değişiyor. Bir davanın peşine düşen Ela suçlu olarak gördüğü mafya liderini hapse göndermeyi başarıyor. Fakat bu kararın bedelini de ağır ödüyor.Görevinden uzaklaştırılıyor ve yıllarca emek verdiği mesleğinden kopmak zorunda kalıyor. Tam her şey bitti derken hayatına Serkan Karavan giriyor.Serkan,Ela'nın geçmişindeki en büyük düşmanlarından biri olan adamın yeğeni.İlk başta aralarındaki tek şey öfke ve önyargı.Fakat kader onları sürekli aynı noktada karşı karşıya getiriyor.Üstelik Ela'nın yardım ettiği genç bir kadının, yıllardır nefret ettiği ailenin kızı çıkmasıyla olaylar daha da karmaşık bir hal alıyor. Hikaye ilerledikçe sadece eski düşmanlıkları değil ailelerin sakladığı sırları da öğrenmeye başlıyoruz.Ela bir yandan geçmişte yaşadıklarının hesabını vermeye çalışırken diğer yandan hiç beklemediği duygularla yüzleşiyor. Çünkü bazen insanın en uzak durmak istediği kişi hayatında en çok yer kaplayan kişi haline gelebiliyor. Hazırsanız... Adalet için başlayan bir savaşın yıllar sonra intikam, sırlar ve beklenmedik duygularla bambaşka bir yöne sürüklendiği o hikayeye yaklaşabiliriz... Belki de insanı en çok zorlayan şey düşmanları değildir...Onlar hakkında bildiği her şeyin yanlış çıkmasıdır.
Savcıİlayda Koçyiğit · Vera Kitap · 202583 okunma
İnsan Doğasının Değişmeyen Aynası: Amerigo
Puan vermedi·104 syf.·
2026 11. kitabı
Tarih kitaplarıyla aram hiçbir zaman çok iyi olmadı; çoğu zaman onları fazla didaktik, bunaltıcı ve kuru bulmuşumdur. Bu yüzden Stefan Zweig’ın Amerigo’suna başlarken de beklentim oldukça düşüktü. Ancak karşımda kuru bir kronoloji değil, insan ruhuna ayna tutan bir eser buldum. Öyle ki bu okuma yolculuğu, bende pek çok farklı duyguya dokunmayı başardı. Kitabın geçtiği keşifler çağında, biz de bir doğu memleketi olarak Avrupa'ya yön verecek ve öncülük edecek pek çok ilme sahipken, sonrasında birçok konuda Batı'nın gerisinde kalmış olmamız beni derinden üzdü. İster istemez insan, bu toprakların yeniden bilimde ve sanatta dünyaya öncülük ettiğini görmeyi arzuluyor. Bu burukluk, geleceğimiz adına daha çok çalışmam ve üretmem gerektiğine dair sorumluluk hissi, küçük bir iç not bıraktı. Ancak bu tarihî hüznün ötesinde, satır aralarında ilerledikçe asıl şaşkınlığı insanlığın değişmeyen doğasında yaşadım. Satır aralarında gezinirken, aslında Amerigo Vespucci ve Kristof Kolomb'un arasının oldukça iyi olduğunu öğreniyoruz. Hatta bu durum Kolomb'un oğlu tarafından da doğrulanmış. Buna rağmen insanların kendi işlerine gelecek şekilde hikâyeler uydurması ve Vespucci'nin adı altında kendi hayallerini, heveslerini anlatmaları insanlığa olan güvenimi sarstı. Çünkü fark ettim ki insanlar, tarih boyunca çoğu zaman gerçeğin değil, kendi arzularının peşinden gitmişler. Bu durum, tarihin sadece kazananlar tarafından değil, aynı zamanda manipüle edenler tarafından da yazıldığını kanıtlar nitelikte. Kitabı okurken fark ettiğim bir diğer acı gerçek de şu oldu: Ağzı olan konuşmuş, eli kalem tutan herkes kendi hayal gücüne göre bir şeyler yazıp çizmiş. Doğru kaynağa ulaşmanın bazen ne kadar zor olduğunu görmek, kitap boyunca anlatılan olayların bana sadece tarihî bir tartışmayı
AmerigoStefan Zweig · Can Yayınları · 20141,933 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·200 syf.·
2026 20. kitabı
Hepimizin çocukluk veya gençlik zamanlarında aklına tuhaf ve bir o kadar da tehlikeli sorular gelmiştir. Mesela Allah nerededir, neden 1 tane tanrı var, cinler nasıl varlıklar, Allah'ın her şeye gücü yetiyorsa neden kötülükleri engellemiyor gibi. Tabii ki bu soruların bizi tatmin eden cevaplarına bir türlü ulaşamamıştık. Çünkü hem anne babamız hem de yakın çevremiz bu konularda maalesef oldukça cahildi. Biz İslam dinini genellikle anne ve baba başta olmak üzere büyüklerimizden öğrendik yani taklidi iman. Bu yüzden birçok konuda "Neden" veya "Nasıl" sorularını sormadık, soramadık. Yazar giriş bölümünde bu konuya değinerek güzel bir tespitte bulunuyor: "En büyük hatalar, soru sormaktan korktuğumuzda gerçekleşir" Kitap, daha çok çocuklar ve gençlerin zihnini meşgul eden tehlikeli ve merak uyandıran sorulara cevap arıyor. Allah'ın varlığı, birliği, kader, peygamberler gibi klasikleşen soruların yanında modern çağda karşımıza çıkan batıl inançlar, burçlar, teknoloji, şiddet, evrim gibi konularda zihnimize takılan soruları yanıtlamaya çalışıyor. Eserin ortaokul ve lise çağlarındaki çocuklara daha uygun olduğunu düşünüyorum. Tabii ki yetişkinler de okuyabilir. Çünkü yukarıda bahsettiğim konularda çocuklar ve gençlerin yüzeysel de olsa mantıklı bilgiler edinmesi şart. Aksi takdirde art niyetli insanlar bu konularda çocukların zihnini bulandırabiliyor, daha da kötüsü ayağını kaydırabiliyor. Bir de işin şu boyutu var: Bizim çocukluk ve gençlik zamanlarımızda zemin bu kadar kaygan değildi. Belki çok dindar değildik, belki dinimizi sağlam kaynaklar yerine aileden aldığımız bilgilerle yaşıyorduk ama en azından bizi dinden soğutmaya veya çıkarmaya çalışan bir çevre yoktu. Bugün maalesef sosyal medya bu konuda oldukça tehlikeli bir hal almış durumda. Yazarın ilahiyatçı kimliğinin
Bi Sorun mu Var?Abdurrahim Karabulut · Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları · 20253 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2026 23. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 23:59
Turgenyev bu romanı 1862'de yayımladığında Rusya ikiye bölünmüştü: bir yanda geçmişe tutunmaya çalışan toprak sahibi aristokrasi, öte yanda her şeyi yıkıp yeniden kurmak isteyen genç kuşak. Ama Turgenyev bu çatışmayı bir bildiri olarak değil, bir hüzün olarak yazdı. Bu fark her şeydir. Romanın merkezinde Bazarov durur — tıp öğrencisi, nihilist, keskin dilli, duygusallığı zayıflık sayan biri. Arkadaşı Arkadi'nin ailesini ziyarete gittiklerinde iki dünya birbirine çarpar. Pavel Petroviç ile Bazarov arasındaki gerilim yalnızca fikir çatışması değildir; iki farklı varoluş biçiminin birbirini anlayamamasıdır. Pavel kibarca ama kararlıca direnir, Bazarov ise acımasız bir netlikle her değeri sorgular. Sanat, aşk, gelenek, otorite — hiçbiri onun nazarında kutsal değildir. Ancak Turgenyev Bazarov'u bir sözcü olarak yazmaz. Onu insan olarak yazar. Ve o insan, kendi felsefesinin tuzağına düşer. Odintsova'ya aşık olduğunda nihilizmi çatlamaya başlar; çünkü aşk tam da reddettiği şeydir: akılla açıklanamayan, denetlenemeyen, insanı savunmasız bırakan bir hal. Bazarov bunu kabullenmek yerine içine gömer — ve bu bastırma onu hem daha trajik hem daha gerçek kılar. Romanın en güçlü yanlarından biri tarafsızlığıdır. Turgenyev ne eski kuşağı karikatürize eder ne yeni kuşağı yüceltir. Nikolay Petroviç saf ve biraz tutuk biri olarak görünse de ona duyduğumuz sevgi büyür; Pavel ise katı ama kendi içinde tutarlıdır. Arkadi zamanla Bazarov'un gölgesinden çıkıp kendisi olur — bu dönüşüm sessizce gerçekleşir ama derindir. Her karakter eksiktir, her karakter anlaşılırdır. Kimse tamamen haklı değildir. Sonun getirdiği yalnızlık ise uzun süre insanın içinde kalır. Bazarov'un ölümü dramatik bir sahneyle değil, neredeyse sıradan bir kaza gibi gelir — bu da onun dünya görüşüyle tuhaf bir uyum
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Turkuvaz Kitap · 202055,9bin okunma
2/10
·%38 (169/440 syf.)·
Bu kitabı tamamen texting diye okumak istemiştim. Hani hem çabuk biter hemde şu sıralar romantik bir kitap okuma isteğimi karşılar demiştim. Ama gerçekten beklentimi karşılayamadı. 169 sayfa falan okuyabilirdim sadece. Kitabın konusu Safir yetenek sınavına girecek ve bunun için taslaklar çıkarmış. Sınav taslakları inceleyecek. İyi bir sonuç çıkarırsa sergisini açacak. Kafede o defteri kaybediyor. Sonra bir erkek bu defteri buluyor ve bu kızın kimseye söylemediği hesabına yazıyor. Kızın yetenek sınavına üç gün falan kalmış bu arada. Sonra bunlar konuşmaya başlıyor. SPOİ KISMII Bu Safir çok saf ve salaktı gerçekten. Birde sürekli hakaret edip duruyor. Bomboş hakaretler ve tehditlerle bunlar konuşuyor. Erkek de salaktı. Bı de kızın babası berbat biri -her Wattpad kitabında olduğu gibi- , anneside bunu umursamıyor. Her şeye susuyor. Bu Safir'in de bir eski erkek arkadaşı var . Bunun ailesi ile bu eski erkek arkadaşı arkadaş. Sonra bu yetenek sınavına az bir süre kala bu eski erkek arkadaşı ayrılıyor. Zaten kızda konuştukları kafede unutuyor defteri. Sonra Milas'a geçiyor. Bunlar konuşuyor. Ama yani sadece saçma sapan konuşuyorlar. Kız bir hakaret ediyor bir edebiyata geçiyor. 18 yaşında bir kızın böyle konuşması da saçma geldi. Hal böyle olunca benim de okuma hevesim gitti. Yarım bıraktım. Bir dahada okumaya çalışmam. Ben beğenmedim.
SafirCemal Latifoğlu · Athica Yayınları · 2025178 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 11. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 20:11
Es-Selâmü Aleyküm ve Rahmetullah Daha kitabın ilk sayfalarında nefsin sesini duymaya başlıyorsunuz. Bende öyle oldu. Bu hâl ne kadar sürer, okuduklarımın etkisinden ne zaman çıkarım bilmiyorum ama kitap gerçekten amacına ulaşıyor. Aziz Mahmud Hüdayi’nin hayatı boyunca nefsinin esiri olmadan yaşama ve Rabbine kul olma yolundaki mücadelesini anlatan çok güzel bir eser. Her sayfada kendi nefsine dönüp bakıyorsun, eksiklerini, hatalarını ve fark etmeden peşinden gittiğin arzularını sorguluyorsun. Kitap sadece bir hayat hikayesi anlatmıyor, nefsin varlığını hayatının her anında seninle olan mücadelesini fark ettiriyor. Fark etmek seninde o mücadeleye karşılık vermene sebep oluyor. İncelemeyi yazarken bile kaç kez vazgeçtim zaten inceleme yazılmış ne gerek var diye ama biliyorum ki bu nefsimin isteğiydi, belki bir kalbe dokunur da biri bu kitabı okur diye vazgeçirme çabasıydı bende uymak istemedim nefsimle mücadelede ilk adımı böyle atmak istedim. Belki bu kitap bir vesile olur ve susmak bilmeyen nefsine Sus ey nefsim! Ben Rabbime kulum,sana değil diye bir başlangıç yaparsınız. Rabbim nefsinin peşinden giden değil, nefsine hâkim olabilen kullarından eylesin.
Ene 'Sus Ey Nefsim'Fatih Duman · Nesil Yayınları · 20228,6bin okunma