• Hava kapalıydı güneş şehre gün boyu ışığını esirgemişti bulutlar güneş ile gökyüzü arasına flu bir perde gibi set kurmuştu , dışarı insana uyuşuk bir yorgunluk aşılıyordu sanki .Ama ben kapalı havaları severim çünkü güneşin kamaştırıcı canlılık yok , insana hüzün çöktürür . Böyle günlerde beni oyalayacak her türlü aktivite sekteye uğrar gerçek duygular zuhur eder. Düşünecek bolca vakit doğurur, bu da birçok insanın yapmaktan aciz olduğu şey . Farkına vardığımızda diğerlerinden farksız oluşumuzu görmek ürkütür bizi erteleriz düşünmeyi . Çıkmak içimden gelmese de o düşünceyi yırtıp atmak zorundaydım . Hızlıca giyinip kendimi dışarı atmalıyım diye kendime telkinde bulundum. Hazırlanmam 5 dakikamı almadı ve çıkmaya hazırdım kapının eşiğinde acaba bir şey unuttum mu diye şüphe üstüme gölge gibi anlık çöktü .Ceplerimi kontrol ettim yine bu 3 kontrol edişim oldu . Kapıyı ardımdan kapattığından emin olduktan sonra apartmandan çıktım. Yolum uzundu be ben bu yolu yürüyerek gidecektim otobüsü beklemektense yürümek en iyisi , yol boyun oyalanacak biseyler bulmalıydım kendimle konuşmak iyi be tek seçenekti. Biraz yürüdükten sonra kendimi ana caddeye , yoğun insan koridoruna attım . Kalabalığı puslu duygularla delercesine yürüdüm etrafta yüzlerce kafa içinde dolaşan hislere dokunmadan . Dünyaya onlarla aynı şekilde mi görüyorum ? ya da ben de yarattığı farklı yanılsamaların görüntülerimi geçiyor önümden diye geçirdim aklımdan . Her yüze baktığımda onlara karşı bir ön sezi de bulunuyordum sırayla .Bu geçen adam aptala benziyor , bu hızlı adımlarla yürüyende çok gülüyor beni sinir etti bu daha da aptal olmalı , bu çok mutsuz görünüyor aptal olduğunu anlamış sanırım , bu kulaklığı ile müzik dinleyen aptal duygularını böyle bastırıyor olmalı güzel fikir (keşke kulaklığımı yanıma alsaydım) .Yol boyunca o kadar çok aptal analizi yaptım ki hislerim yankılanıyor gibi geldi sanki , göz ucuyla karşıdan elinde bir yığın poşet ile bana doğru gelen kadına sezdirmeden bakışlarımı iliştirildim ,gözleri çevresine duyarsız ve sadece yapması gerekenlerin telaşı vardı , sonra derin bir oh çektim o da ilgisizmiş dışarıdaki dünyaya diğerleri gibi , neyse yola devam ettim kendimle konuşup yoldakiler hakkında kişilik analizine devam ettim , hiç tanımadan fikir sahibi olmaya çalışmak oyununu yıllardır yapıyordum ama zordur bu kendimden biliyorum çünkü çoğumuz dostumuz olan maskelerimiz ile dünyaya adapte olmaya çalışırız o olamadan yaptığımız şeyleri hatırlarız ama bazı şeyleri maske ile saklayamazsın , nefretin sahtesi olmaz örneğin . Neden saklama ihtiyacı duyarız Gerçeği neden saklamak isteriz ? Soruyu kendimize indirgemek daha iyi bence kendime sorarsam nasıl bir cevap veririm diye düşünüyorum. Bence duyguları peşin hissettiğimi zannettiğim için karşıdan faydasız bir beklenti içine girmektense gerçeği saklamak daha güvenilir . Birinin gerçeğini bilmesi senin bir parçanı ona bağlar . Bağlılıkla aptallığa ulaşıyordum , özgürlükte yalnızlığa diye bir söz aklıma geliyor . Oh be yolu yarıladım bile , İçinden konuşmanın en güzel yanı yolun nasıl bittiğini anlamıyorsun , hele bi de yol uzunsa insan yalnızken oyalanacak bişe bulmalı değil mi? Yolun geri kalanını ara sokaklarda yürüyerek devam etmek istedim .Mesrubat satan seyyarın bulunduğu sokağa saptım . Adımlarımı yoldaki kare parkelerin içine nişanlayarak yürümeye devam ettim neyseki bu takıntılı süreç asfalt yola çıkınca sona erdi dengesiz adımların yerini rutin adımlar aldı . Sonunda dershane önüne vardım yaklaştıkça kulağımı tırmalayan gereksiz karmaşa daha da harmanlandı . Koro halinde sigara içip, birbirlerini dinlemeyenlerin arasından sıyrılıp ana girişten hole attım kendimi , yine asansör önünde bedava ekmek kuyruğu dedim içimden ve merdivenlerden 1’inci kata çıkıp bana özel bozulan cam paravanı elle açıp umut yolcularının antrenman salonuna girdim. kütüphane diyorlar buna .Bulduğum boş masaya kitap ve kalemler mesken kurdum . Ders çalışmadan önce kitap okuma isteği geldi kaldığım sayfada bu cümle ilgimi cekti “Rol yapmazsanız; asosyal, uyumsuz damgası yersiniz ...” hatırlatması iyi oldu dedim, hemen çantamdan sahte gülüşümü çıkarıp iliştirildim yüzüme .
    🎲
  • Yıllardır ayak basmadığımız, terk ederken bin bir gece masallarındaki bin bir acıyı arkamızda bıraktığımız ülkeye geri dönmekten bahsediyordum. Orada ne kadar kalacağımızın bir önemi yoktu.Önemli olan o toprağa geri dönmekti...
    Türkiye’ye dönme fikrinin nereden çıktığını bilmiyorum.Sadece geldi ve zihnime yerleşti.