Sis
"Sarmış yine âfâkını bir dûd-ı munannid, Bir zulmet-i beyzâ ki peyâpey mütezâyid. Tazyîkının altında silinmiş gibi eşbâh, Bir tozlu kesâfetten ibâret bütün elvâh; Bir tozlu ve heybetli kesâfet ki nazarlar Dikkatle nüfûz eyleyemez gavrine, korkar! Lâkin sana lâyık bu derin sürte-i muzlim, Lâyık bu tesettür sana, ey sahn-ı mezâlim! Ey sahn-ı mezâlim…Evet, ey sahne-i garrâ, Ey sahne-i zî-şâ'şaa-i hâile-pîrâ! Ey şa'şaanın, kevkebenin mehdi, mezârı Şarkın ezelî hâkime-i câzibedârı; Ey kanlı mahabbetleri bî-lerziş-i nefret Perverde eden sîne-i meshûf-ı sefâhet; Ey Marmara'nın mâi der-âguuşu içinde Ölmüş gibi dalgın uyuyan tûde-i zinde; Ey köhne Bizans, ey koca fertût-ı müsahhir, Ey bin kocadan arta kalan bîve-i bâkir; Hüsnünde henüz tâzeliğin sihri hüveydâ, Hâlâ titrer üstüne enzâr-ı temâşâ. Hâriçten, uzaktan açılan gözlere süzgün Çeşmân-ı kebûdunla ne mûnis görünürsün! Mûnis, fakat en kirli kadınlar gibi mûnis; Üstünde coşan giryelerin hepsine bî-his. Te'sîs olunurken daha, bir dest-i hıyânet Bünyânına katmış gibi zehr-âbe-i lânet! Hep levs-i riyâ, dalgalanır zerrelerinde, Bir zerre-i safvet bulamazsın içerinde. Hep levs-i riyâ, levs-i hased, levs-i teneffu'; Yalnız bu… ve yalnız bunun ümmîd-i tereffu'.
«The world is against me, he said with a sigh. Somebody stops every scheme that I try. The world has me down and it's keeping me there; I don't get a chance. Oh, the world is unfair! When a fellow is poor then he can't get a show; The world is determined to keep him down low. 'What of Abe Lincoln?' I asked. 'Would you say That he was much richer than you are to-day? He hadn't your chance of making his mark, And his outlook was often exceedingly dark; Yet he clung to his purpose with courage most grim And he got to the top. Was the world against him?' 'What of Ben Franklin? I've oft heard it said That many a time he went hungry to bed. He started with nothing but courage to climb, But patiently struggled and waited his time. He dangled awhile from real poverty's limb, Yet he got to the top. Was the world against him? 'I could name you a dozen, yes, hundreds, I guess, Of poor boys who've patiently climbed to success; All boys who were down and who struggled alone, Who'd have thought themselves rich if your fortune they'd known; Yet they rose in the world you're so quick to condemn, And I'm asking you now, was the world against them?'»
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
BİRİNCİ BASIMIN ÖNSÖZÜ:
Türk dilinin oluşma çağını, gelişme aşamalarını kesin olarak açıklamak, bundan bilimsel sonuçlar çıkarmak kolay değildir. Bu güçlük, önce ''Türk'' sözcüğünün yeni olmasından, ilk kez 8. yüzyılda Orkun Yazıtları'nda görülmesinden, sonra bu adı alan ulusun tarihi boyunca belli bir yerde değil de çok dağınık ülkelerde, birbirinden uzak bölgelerde yaşamasından kaynaklanır. Kimi tarihçilere göre Türk topluluğu, Orta Asya'da İÖ. 3000 dolaylarında vardı, düzenli bir yaşama biçimi, uyumlu bir topluluk içinde varlığını sürdürüyordu. Ancak, böylesine eskilere giden görüşlere karşın, elimizde bulunan yazılı kaynaklar, yazıyla saptanan belgeler ''Türk'' sözcüğünü 8. yüzyıldan öteye götüremiyor pek. Türk adıyla anılan topluluğun Orta Asya çıkışlı olduğu savı benimsendiğine, Orta Asya'da da çok eski çağlarda insanların yaşadıkları, kazıbilim verilerinden, insanbilim (antropoloji) buluntularından anlaşıldığına göre epey eski olması gerekir. Yine de, bugün bu eksikliğe dayanılarak, Türk dilinin beşbin yıllık bir geçmişi olduğu kanıtlar-belgeler gösterilerek saptanamaz. Dil bakımından saptanması da gerekli değildir. Bir insan topluluğu yaşadığına göre dilinin bulunması da gereklidir, dilsiz bir topluluk düşünme olanağı yoktur. Bu durum yalnızca Türk dili konusunda geçerli değildir, çağımızda yaşayan ulusların çoğunda böyledir. Bugün kimse çıkıp beşbin yıl eskiye giden bir Latincenin, bir Grekçenin varlığından sözedemez, elde böyle bir savı güçlendirecek belge yoktur (yazılı olarak). Buna yazının yeniliği engeldir. Dilin ayakta durmasını, yaşamasını, yayılmasını sağlayan yazıdır. Yazının kullanılmadığı yerde dilin çok dar sınırlar içinde kaldığı, geçerliliğini uzun boylu sürdüremediği açıktır. Bugün Sümer, Akad, Kopt, Çin, Hind, Hitit bg. eski toplulukların dillerinden sözedilebiliyorsa
Türk Dilinin Etimolojisi Sözlüğü
Güzel günler mazide kaldı
Sokakta yaprağın içine suyla karıştırıp yaptığımız çamurlardan koyar güya sarma sarardık. Hanımellerinin sarısından bal, beyazından süt içerdik. Kimin evi daha yakınsa onun annesinden su ister kana kana içer oyuna devam ederdik. annelerimiz yemeğe çağırınca bir koşu gider, arkadaşlar bekliyor diye vızırttak yer çıkardık. duvarlara kale çize futbol, yakantop oynardık. saklanmaçta hep yeni yeni kurallar uydurur çanağı çömleği patlatırdık. bir tane de şey vardı, ebe renk söyler bulamayan ebelenirdi. ben hep bir taraflarımdan renk uydurur ebelerdim milleti. şarkıllı yerden yüksek vardı birde, kendi kendime şarkılar uydurur var böyle bir şarkı diye olay çıkarırdım hjgfghfgh o değil de... çok güzel günlerdi bee
Celalî me Celalî me ez, êleke giran im Nijadek esîl li nav Kurdan im Ji bona eşîret û qebîla xwe Mêrxas û egîd mîna şêran im Jêhatim navdengê nava êlan im Ewlad û nesla Zîl û Mîlan im Celal û Heyder û Biro biran e Ez esl û rîşe û koka wan im ... Em bi rezmê da wek Rostem in Û bi bezlê da wek Hatem in Qîz û jinên delalê oba min Le'l û cewahir û xatem in Nûrî Paşa û Temir Paşa lawê min in Geliyê Zîlan û Tendûrek dîroka min in Biroyê Hesikî, Xalid Beg û Ferzende Lihengê çiyayê Agrî zarokê min in Weramîn û Qezvîn û Têhran Derêgez û Qûçan û Gîlan Talêş û Mencîl û Çinaran Bucnûrd û Meşhed û Şîrvan Şot û Poldeşt û Dîleman Xoy û Makû û Bazergan Belaw bûye her derê êla min
Kurdî
1. Beni şâd eylemedin sen dahi nâ-şâd olsun Şûle-i âh-ı garibân gibi ber-bâd olasın 2. Künc-i hicrân na olub sen de benim gibi esîr Rûz ü şeb dest-zen-i dâmen-i feryâd olasın 3. Vire nahl-i emelin mîve-i eşk-i hirmân Bir sitem-kâre niyaz etmeğe mu'tad olasın 4. Rüzgâr eylesün eflâke gubârın peyvend Göreyim pâ-zede-i leşker-i bî-dâd olasun 5. Telh-kâm-ı sitemin gör ne çekermiş bilesin Sen de zehr-âbe-hor-i kâsel hussâd olasın 6. Eyledin Nâbi-i çâreye çok cevr ü sitem Yok ümidim ki mükâfâtdan âzâd olasın NABİ
Şiir