İki Kalp Bir Masal
10/10
·40 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
"İki Kalp Bir Masal", çocuklara yalnızca bir hikâye anlatmakla kalmıyor; sevgi, paylaşma, dostluk ve empati gibi değerleri de içten bir dille hissettiriyor. Akıcı anlatımı sayesinde çocukların ilgisini canlı tutarken, verdiği mesajlarla yetişkinlere de düşündürücü bir okuma sunuyor. Çocukların hayal dünyasını besleyen, ailece okunabilecek sıcak ve anlamlı bir eser. Her sayfasında sevginin iyileştirici gücünü hissettiren bu kitabı, çocuklarına değer odaklı kitaplar okutmak isteyen herkese tavsiye ederim.
İki Kalp Bir MasalNaile Yıldırım · Sirya Yayıncılık · 20261 okunma
Duzah
9/10
·528 syf.··
2026 14. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 00:50
“Bengi Elem hayatı boyunca ailesinin ilerinden uzakta gizli saklı bir konuma çemberi içerisinde büyür. Ama bu koruma çemberi ailesinin ölümüyle birlikte parçalanır. Ve Bengi ailesinin ölümüne sebep olan ‘Aslanlar’ adlı örgütten intikam almak için Perva Narbekov ile bir anlaşma yapar. Narbekovlar, Olovlar, Borisovlar ve Elemler... Dört büyük aile tarafından kurulan "Aslanlar" örgütü, kanla yazılmış kurallarla güç dengesini korumaya çalışıyor.” Benim Hazel’in kaleminden ilk okuduğum kitap Kasırgaya Kanan Saka’ydı ben o kitabı da çok sevmiştim yazım dili ve kurgu açısından Duzah’ı da aynı şekilde beğendim. Bence Duzah serisi gerçekten temeli iyi kurgulanmış mantık hatasına yer vermeyen çok kapsamlı bir kurguya sahip. Bu yüzden okuması zaman zaman zorlayıcı olabiliyor. Eminim yazması daha da zordur. Ama bence Hazel çok güzel bir şekilde üstesinden gelmiş. Yazım dilini zaten çok seviyorum Hazel’in. Ama herkese hitap edecek bir anlatımı olduğunu düşünmüyorum. Daha ağır, daha ağdalı bir dili var. Kurgu da ağır olduğu için bazı okurların zorlanabileceğini düşünüyorum. Daha olay odaklı değil de durum odaklı bir yazım dili var. Olayı değil içlerinde bulundukları durumu betimliyor. Ben bunu seviyorum ama tabi ki herkes sevmeyebilir. Betimlemelerin yanı sıra diyalogları da çok gerçek hissettiriyor. Okuru o konuşmanın içine çekiyor. Bu açıdan da okuması çok keyifli. Açıkçası karakterler çok fazla olduğu için bir kâğıt kalem ile okumak kesinlikle işinize yarayabilir. Bu karakter fazlalığı gereksiz gelmiyor hepsinin hikayeye katkısı olduğunu anlayabiliyorum ama ismleri takip etmek biraz kafa karıştırabiliyor. Ana karakterler çok iyi işlenmiş bence. Hem Bengi hem de Perva ile aramda bağ kurabildim. Bana çok iyi hissettirdiler. Aralarındaki ilişkinin gelişimi de bana doğal ve
Duzah 1Hazel Noya · Ephesus Yayınları · 2025452 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kusursuz Spoiler Sonunu Anlamayanlar Buraya
Puan vermedi·352 syf.··
2026 6. kitabı
Baştan söyleyeyim bu yorum kitabın sonunu anlamayanlar için özel olarak hazırlanmış spoiler içeren bir yorum olacaktır. Bu yorumu okuyorsanız zaten konusunu biliyorsunuzdur. Ben kitabin sonundan başlayacağım yorumlamaya çünkü kimse anlamamış. Eylül karakteri sayfalarca katman katman işlenmiş psikolojik derinliği olan bir karakter. Basitçe manipülasyona uğrayan ve sinirleri bozulan bir karakter demek haksızlık olur. Kitabın sonu yoruma açık bırakılmış evet ama bence kitabın içine serpiştirilen psikolojik bilgiler ve özellikle Eylül'ün kendi kendini camda gördüğü o sahne bize çok şey anlatıyordu. İnci karakteri ne kadar masum değilse Eylül de masum değildi ve İnci karakteri psikolojik olarak ne kadar tehlikeliyse Eylül ondan daha tehlikeliydi aslında. İlk olarak Eylül ve Emir'in film izlediği sahnede "bilişsel celiski" kavramından bahsediliyor. Bu kavram tam olarak yalan olarak adlandirilamaz zihin rahatsız edici bir gerçeği kabul etmektense ona anlamlı kılıflar uydurmaya başlar. Bir çeşit savunma mekanizmasıdır ve kişinin bilinci bu yaptığının farkında olmayabilir. Eylül Inci'nin yaptigi seyleri kendine bu sekilde kabul ettiriyordu. Ancak bu durum sadece bu sekilde de devam etmiyordu. Eylül'ün yaptığı çoğu şey kılıflar bulmak ve gerçekliği bükmekti. Asıl sorun bunu sadece Inci'ye karşı yapmıyordu. Kendine karşıda yapıyordu. O kadar kontrollüydü ki bu biraz narsistik kibire doğru kayıyordu. Yani aslında son sayfalarda İnci'nin söylediği kibirlisin sorunlusun ve farkında değilsin söylemleri doğruydu. Eylül'ün egosu oldukça kırılgandı. İkinci en önemli kısım ise Hikmet Hoca ile beraber Jung'un kolektif bilinçaltı teorilerinin gectigi kısımdı. Bu teorinin bu kitap için en önemli iki arketipinden bahsedecek olursak birincisi Persona, ikincisi Gölge. Persona, kendimizi
Kusursuz YabancıSezin Karameşe · Ephesus Yayınları · 2026103 okunma
Spoiler!!!
5/10
·%25 (80/312 syf.)··
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 22:45
Yanarım yanarım, sözde Jacks'in esas erkek karakter olduğu kitapta bölüm sayısının Apollo'dan az olmasına yanarım. Adam kendi serisinde yazar tarafından ikinci erkek muamelesi görmüş resmen. Açıkçası bu kitap, ikinci kitabın o sonundan sonra o kadar zayıf kalmış ki hatta bence serinin en zayıf kitabıydı ve hatta bence yazarın da en zayıf kitabıydı. Aslında sorun sadece bu kitap da değil. Seri boyunca Jacks ile Evangeline ilişkisinin bana o kadar da geçmediğini fark ettim. İnsanlar bu ikiliye bayılıyor ama ben aralarındaki romantik çekimi bir türlü abartıldığı kadar hissedemedim. Ben odunum herhalde... Şu kitaptan sonra geriye dönüp baktığımda da serinin diğer kitapları da benim için eh işte seviyesine geldi. Çiftin arasındaki fiziksel ya da duygusal çekim hep bir lanet ya da hep bir büyülü nesnenin etkisinde oluyordu. Onların etkisi ile böyle davranıyorlar diye düşündüğüm için aslında o anlarda o büyülü nesne ya da lanet her neyse onların asıl duygularını ortaya çıkarıyor düşüncesi bende hiç oluşmadı ve romantik gelmedi. Bazı sahneler de cok rahatsız ediciydi. Jacks kızı tutuyor ama işte eli bilmem nerelere kayıyor... Evangeline de acaba kasıtlı mi yaptı diye icinde kelebekler pır pır ediyor. Evangeline'in içindeki kelebeklerden iki tanesi falan bana uğrasa belki bu seriye karşı daha çok iyi şey hissederdim. Benim midemdeki kelebekler pır pır etmedi, benim başım ağrıdı. Bu durum bu kitapta da vardi ve o kadar saçma bir andı ki. Evangeline hafızasını kaybetti sonra pat Jacks çıktı ortaya onu düştüğü kuyudan kurtardi sonra bir gece ansızın odasına girip ona rahatsız kıyafetler giydirip eğitim ayağına köprüye götürdü hadi beni savuştur dedi. Olayın saçmalık seviyesi...Kız hafızasını kaybetmiş. Bu adamı tanımıyor. Adamla ilk karşılaşması bu. Daha önceden adama aşıktı
Gerçek Aşkın LanetiStephanie Garber · Dex Kitap · 2023793 okunma
Belki
Puan vermedi·496 syf.··
2026 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 23:27
“Herkese merhaba arkadaşlar, bugün sizlere Sema Soykan’ın kaleme aldığı, Kıbrıs’ın parçalanan geçmişini anlatan ‘Belki’ romanını tanıtmak istiyorum. Sema Hanım bu eşsiz eseriyle bizlere hem bir tarih dersi hem de derin bir insanlık hikayesi sunduğu için yürekten teşekkür ediyorum. Bu romanda, Sema Soykan, 1958, 1963 ve 1974 yılları arasında yaşanan Kıbrıs halkının acı dolu tarihine odaklanıyor. Bu dönem, siyasi müdahalelerin, EOKA terörünün, zorunlu göçlerin ve masum insanların yaşadığı büyük kayıpların izlerini birebir aktarıyor. Sema Soykan, bu romanında, o dönemin politik atmosferini, masum bireylerin sessiz çığlıklarını ve kimlik mücadelelerini, bir kadının yarım kalmış aşk hikayesiyle ustalıkla harmanlıyor. Bu roman, sadece bir hikaye değil, halkın geçmişten bugüne uzanan, unutulmaması gereken sessiz çığlıklarını, acılarını ve kaybettikleriyle birlikte geleceğe miras bıraktığı bir tanıklık olarak karşımıza çıkıyor. Bu roman, sadece geçmişi hatırlatmakla kalmıyor, aynı zamanda bizleri de köklerimizle, kimliğimizle ve unuttuklarımızla yeniden buluşmaya davet ediyor.”
BelkiSema Soykan · Doğan Kitap · 2025596 okunma
< Steinbeck İmzalı Bir Başyapıt >
9/10
·644 syf.·
2026 48. kitabı
John Steinbeck'in 1952 yılında yayımlanan East of Eden (Cennetin Doğusu) romanı, kendisinin de özellikle belirttiği üzere onun en önemli eseridir. Roman aynı zamanda Amerikan edebiyatının en güçlü aile destanlarından ve ahlaki örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Kitabın içeriğiyle ilgili çok kapsamlı bilgi edinebileceğiniz müthiş incelemeler mevcut. Kesinlikle göz atmanızı tavsiye ederim. Ben merak ettiklerim üzerinden yaptığım araştırmalara göre düşüncelerimi aktarmaya çalışacağım. Steinbeck, dostu ve editörü Pascal Covici'ye yazdığı mektuplarda bu kitabı "yaşamı boyunca öğrendiği her şeyi içine koyduğu roman" olarak tanımlamış. Birçok yazar için yazmanın çıkış noktası, en iyi bildiği dünyadır. Bu nedenle Cennetin Doğusu, yaklaşık altmış yıllık bir zaman diliminde California'nın Salinas Vadisi'nde geçen Trask ve Hamilton ailelerinin hikâyesini anlatırken, bu geniş zaman ve mekân örgüsü yalnızca tarihsel bir arka plan olarak işlenmiyor; araştırdıklarıma göre Steinbeck'in çocukluğunu geçirdiği Salinas Vadisi, tıpkı William Faulkner'ın Yoknapatawpha County'si ya da Thomas Hardy'nin Wessex'i gibi, yazarın bütün düşüncelerini yerleştirdiği sembolik bir evrene de dönüşüyor. Roman, bu vadinin bereketli ve kurak zamanlarıyla başlayıp insanın doğasını, özgür iradeyi, iyilik ile kötülüğün kaynağını, sevginin dönüştürücü gücünü ve insanın kendi kaderini seçebilme yetisini sorgulayan büyük bir felsefi metnine dönüşüp evrensel bir boyuta ulaşıyor. Romanın adı, tüm kutsal metinlerce de bilinen doğrudan Eski Ahit'in Tekvin (Genesis) kitabındaki Kabil ile Habil anlatısından alınmış. Kabil, kardeşi Habil'i öldürdükten sonra Tanrı'nın huzurundan ayrılır ve "Eden'in doğusunda" yaşamaya mahkûm edilir. Eden(Cennet) Bahçesi masumiyetin, Tanrı'yla uyumun ve kusursuzluğun simgesidir. İnsan
Edebiyat
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 202411,5bin okunma